Tanık Dağlar, Akan İzler: Dersim Tertelesi (1937–1938)
⌈Türkan Doğan⌉
Dersim Tertelesi, Dersim için yalnızca bir tarih değil; izleri bugün de süren bir kırılmadır. 1937–1938’de yaşananlar, insan hayatlarını, bir yaşam biçimini ve inancı derinden yaraladı; coğrafyanın kendisi bu yaranın sessiz tanığına dönüştü.
Dersim’in dağları konuşmaz ama saklar. Alevi yolunda doğa “can”dır; bu yüzden dağ, yalnızca yükselen taş değil, niyazın değdiği bir eştir
Rüzgâr burada esmekten çok dolaşır; vadilerden geçerken adı konulamayan bir sesi, yarım kalmış hikâyeleri taşır. Dereler, bu coğrafyanın en duru anlatıcısıdır. Su yalnızca akmaz; geçtiği yerlerin izini sürer. Taşlara çarpa çarpa ilerleyen her damla, dünle bugünü birbirine bağlayan bir izlek kurar. Bu topraklarda akmak, geride kalanları silmek değil, onlarla birlikte yürümektir.
Koyaklar, sözün çekildiği, sükûtun derinleştiği yerlerdir. Orada doğa öne çıkar, insan geri durur.
Alevi yolunda bazen en güçlü ifade, suskunluğun kendisidir. Geyikler ise bu sessizliğin içinden geçer; bir görünüp bir kaybolan, yaklaştıkça uzaklaşan bir tanıklık gibi… Vardır, hissedilir, ama ele gelmez.
Bu topraklarda her varlık bir “can” taşır ve can, canı incitmez. Dağ, su, taş ve canlılar birbirinden kopuk değil, aynı yolun parçalarıdır. Bu yüzden Dersim’de doğa yalnızca manzara değildir; yaşananların izini üzerinde taşıyan bir bütündür.
Bugün o dağlara bakıldığında, derelere kulak verildiğinde, görülen şey sadece bir coğrafya değildir. Bu, tanıklığın kendisidir. Ve bazı tanıklıklar susarak da konuşur.
Unutmak kolaydır; ama bu topraklar kolay olanı seçmez. Çünkü izler silinmez, sadece derine iner. Gün gelir, yeniden yüzeye çıkar.
Ve bu topraklarda darda kalan, elini göğe açtığında yalnız kalmaz. Bir ses yükselir içten, söz olmadan da anlaşılır:
“Ya Xızır, tu bıkeviye…”
(Ey Hızır, yetiş…)
Yolda olana, darda kalana, kaybolana bir çağrıdır.
Ve ardından bir söz daha düşer dile:
“Em ê ji bîr nekin…”
(Unutmayacağız.)
Çünkü bu yol, unutarak yürünmez.
Hakikat yolunu bulur; dağ da bilir, su da.
Ve Dersim susmaz.
05/04/2026

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler