⌈Kenan Küçük⌉ Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Saymanı⌉
Son zamanlarda Alevileri bölmeye çalışanların ortaya koyduğu şey, yeni değildir. Dün tutmayan yöntemler, bugün farklı ambalajlarla yeniden servis edilmektedir. Dün; İslam’ın içi/dışı, Atatürkçü/Atatürkçü olmayan, Pir Sultancılar/Hacı Bektaşçılar, Kürt Aleviler/Türk Aleviler, Ali’liler/Ali’sizler, ocakzadeler/ocakzade olmayanlar gibi başlıklarla Alevi toplumunu parçalara ayırmak isteyenler, hedeflerine ulaşamayınca bugün başka bir kapıdan girmeye çalışıyor: ocak ve dergâh örgütlülüğü üzerinden yeni bir bölme girişimi. Hem de sosyolojik gelişimden haberleri yokmuşçasına.
Bugün özellikle Avrupa Alevi örgütlenmesinin yöneticilerini hedef alarak onları toplumun gözünde itibarsızlaştırmaya çalışan, ocaklar, dergâhlar ve kurum yöneticileri arasında sorun varmış gibi bir algı oluşturan bu dil masum bir eleştiri değildir. Bu, açıkça bilinçli bir ayrıştırma ve güvensizlik üretme çabasıdır. Toplumun kendi değerleri üzerinden birbirine düşürülmesi, en tehlikeli bölme yöntemidir. Bu nedenle bu dili kullananlar da buna sessiz kalanlar da sorgulanmalıdır.
Açıkça görülüyor ki hedef yine aynıdır: Alevileri karşı karşıya getirmek. Bu kez pir ile talibi, yolun taşıyıcılarıyla o yolun canlarını birbirine düşürmeye çalışıyorlar. Bu senaryo yeni değildir.
1980 öncesinde de benzer bir kışkırtma ile Alevi gençleri ve dedeler karşı karşıya getirilmiş, öyle bir noktaya gelinmiştir ki bazı yerlerde dedelerin köylere gelmesi bile engellenmiştir. Bugün aynı zihniyetin yeniden sahneye sürülmesi tesadüf değildir; bu, bilinçli bir tekrardır. Alevilik adına konuştuğunu iddia eden bu pusulası şaşmış kişilerin, ayrıştırıcı dili yeniden gündeme taşıması bilinçli bir tercihtir. Kendilerini “Aleviliği savunuyoruz” diyerek konumlandıran bu anlayış, aslında bilmişlik ve doğruyu bir tek kendinde görme yaklaşımıyla Alevi örgütlenmesine zarar vermektedir. Bu söylemleri fırsata çeviren trollerin sosyal medya üzerinden bu dili bilinçli şekilde yayması da basit bir görüş ayrılığı değildir. Bu durum, toplumsal hafızaya, emeğe ve birliğe karşı ciddi bir sorumsuzluktur. Eleştiri ile toplumu farklılıklar üzerinden bölmeye çalışma arasında fark vardır.
Öte yandan, özellikle Avrupa’da yılların emeğiyle kurulmuş, kurumsallaşmış ve Alevi kimliğinin görünürlüğünü güçlendirmiş örgütlülüğün hedef alınması, meselenin özünü açıkça ortaya koymaktadır. Bu saldırılar rastlantı değildir; örgütlü bir birikimi zayıflatma, kazanımları geriletme ve toplumu savunmasız bırakma girişimidir.
Bu oyuna karşı, Avrupa Alevi örgütlenmesine büyük katkılar sunmuş, önemli kazanımlara imza atmış AKM yöneticileri ve dedelerimiz; pir/talip birliğini daha da güçlendirerek, yol aşkıyla birlikten yana durmalı ve Alevileri bölmeye çalışanlara birliğin gücünü göstermelidir. Bugün buna her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.
Alevi toplumu bu tür oyunları dün de gördü, bugün de görmektedir. İsimler değişir, başlıklar değişir, yöntemler değişir; ama amaç değişmez: bölmek, zayıflatmak ve etkisizleştirmek. Buna karşı biz taliplerin, pirlerin ve yöneticilerin vermesi gereken cevap açıktır ve nettir: Birliği korumak, ortak değerlerde buluşmak ve ayrıştırıcı dili kesin bir şekilde reddetmek.
Pir de bizimdir, dergâh da bizimdir, ocak da bizimdir. AKM de bizimdir, yöneticisi de bizimdir. Avrupa Alevi örgütlenmesi de bizimdir, Türkiye Alevi örgütlenmesi de bizimdir. Çatı kurumlarımızın yöneticileri de bizimdir. Bizim olanı birbirimize karşı değil, birlikte koruyarak yaşatırız.
Aşk ile.