Ekmek, Karanfil ve Çelik!
⌈Erdoğan Doğan⌉
Gece, yıldızların sustuğu ve rüzgarın sadece fısıldadığı o uçsuz bucaksız ovada bir ateş yanıyordu. Ateşin başında üç yolcu ve sözü asırlardır eskimeyen bir Usta vardı. Usta, elindeki asasıyla toprağa bir daire çizdi ve sordu: “Söyleyin bakalım ey dünya yolcuları; bir devrimcinin gözünde hayat nedir? Sevgi nerede durur? Ev bark, çoluk çocuk ne anlam taşır bu kavgada?”
İlk sözü, sırtını kadim bir meşeye yaslamış, gözlerinde Mezopotamya’nın kederli ama inatçı ışığını taşıyan Kürt Özgürlük Savaşçısı aldı. Sesi, dağların yankısı gibi gür ve derindi:
”Ustam,” dedi, “benim için hayat, nefes almaktan önce var olma kavgasıdır. Yasaklanmış bir dilin, yok sayılmış bir kimliğin küllerinden yeniden doğmasıdır. Yaşama karşı sorumluluğum; doğmamış çocukların kendi ana dillerinde özgürce gülümseyebilmesidir. Benim evim, bu silsile dağların her bir mağarası; eşim ve çocuğum ise özgürlüğüne sevdalı bir halkın tamamıdır. Sevgi mi? Sevgi bizim için bir mülkiyet değil, bir çelik disiplinidir. Biz sevmeyi, bir çiçeği dalında bırakarak, bir halkı yaşatmak için kendi canımızdan geçerek öğrendik. Eğer bugün omuzumdaki tüfek soğuksa, yarınların sıcak olması içindir.”
Usta başını salladı ve ateşi karıştırdı. Sonra bakışlarını, sazının sapına sarılır gibi umuda sarılan, gözlerinde bin yıllık bir ezilmişliğin vakarını taşıyan Anadolu Alevisi’ne çevirdi. O, sanki bir deyişin içinden çıkıp gelmiş gibi fısıldadı:
”Ustam, hayat bir yoldur; ama öyle her yol değil, ‘Rıza Şehri’ne çıkan o ince ve sarp yoldur. Bizim için devrim, eline, beline, dilene sahip çıkmakla başlar; mazlumun sofrasında lokma, zalimin karşısında Zülfikar olmakla devam eder. Yaşama karşı sorumluluğum, evrendeki her zerrenin hakkını savunmaktır; kurdun, kuşun, çiçeğin hakkı benim boynumun borcudur. Ev bark dediğin, rızalık alınan her yerdir; eş ise candır, canandır, yol ortağıdır. Sevgi bizim için ekmek gibidir. Emekle yoğrulur, adaletle bölünür. Bölüşülmeyen ekmek haram, paylaşılmayan sevgi ise yüke dönüşür.”
Ateşin öte yanında, cebinde yıpranmış bir kitap ve yüreğinde yarınların sınıfsız dünyasını taşıyan Devrimci söze girdi. Sesi, fabrika sirenleri ve meydan sloganları gibi kararlıydı:
”Benim için hayat Ustam, rastlantısal bir ömür değil, tarihi ellerimizle yazma cüretidir. Sömürünün bittiği, emeğin en yüce değer olduğu o büyük sabahın inşasıdır. Sorumluluğum sadece bu topraklara değil, dünyanın öbür ucunda zincire vurulmuş her işçiyedir. Evim, barikatın arkası; ailem, kavgayı omuzlayan yoldaşlarımdır. Sevgi, bir yoldaşın gözlerinde özgürlüğü görebilmektir. Biz aşkı, sadece bir kişiye hapsolacak kadar küçültmedik; biz aşkı, yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek meydanlara taşıdık. Bizim sevgimiz bir karanfildir; en sert betonların arasından fışkıran, estetik ve inatçı bir umut…”
Gece derinleşti, ateş köz oldu. Usta ayağa kalktı, üçünün de ellerine baktı. Biri çeliği tutuyordu onurla, biri ekmeği bölüyordu adaletle, biri karanfili uzatıyordu umutla.
”Bakın evlatlar,” dedi Usta. “Üçünüz de aynı ağacın farklı dallarısınız. Ekmek (adalet) olmayınca ruh aç kalır; karanfil (zarafet ve umut) olmayınca kavga çirkinleşir; çelik (direnç ve savunma) olmayınca varlık silinir. Devrimci odur ki; ekmeğin kutsallığını, karanfilin inceliğini ve çeliğin kararlılığını tek bir yürekte harmanlayandır. Şimdi gidin; birbirinizin sesine ses, yarasında merhem olun. Çünkü yol bir, keder bir, gelecek birdir.”
Üç yolcu, şafağın sökmesine az kala, farklı yollara ama aynı şafağa doğru yürüyüp gittiler. Arkalarında sönmeyen bir ateş ve toprağa düşmüş bir söz bıraktılar: “Yaşamak, başkası için yaşamayı göze almaktır.”
11.05.2026

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler