Cum. Haz 5th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Munzur Koruma Kurulu: “Doğayı Savunmak Yaşamı Savunmaktır”

⌈AHA⌉ Munzur Koruma Kurulu (DEDEF), 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, doğanın sermaye politikaları doğrultusunda talan edildiğine dikkat çekerek ekolojik yıkıma karşı mücadele çağrısı yaptı. Açıklamada, özellikle Dersim coğrafyasında yürütülen baraj, maden ve taş ocağı projelerinin yalnızca doğayı değil; kültürü, inancı ve toplumsal hafızayı da tehdit ettiği vurgulandı.

Munzur Koruma Kurulu tarafından yapılan açıklamada, Dünya Çevre Günü’nün yalnızca sembolik etkinliklerle geçiştirilemeyeceği belirtilerek, yaşanan ekolojik krizle yüzleşilmesi gerektiği ifade edildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü. Ancak ne yazık ki dünyada ve yaşadığımız coğrafyada çevrenin korunmasından çok, doğanın nasıl daha fazla talan edileceğinin planları yapılıyor.

İklim krizinin etkileri her geçen gün daha görünür hale gelirken; ormanlar, dağlar, nehirler ve yaşam alanları sermayenin sınırsız büyüme hırsına kurban ediliyor.”

“Dersim Ekolojik Yıkımın En Yoğun Hissedildiği Bölgelerden Biri”

Açıklamada, Dersim coğrafyasının yoğun bir ekolojik saldırı altında olduğu belirtilerek Munzur Vadisi, Pülümür ve Mercan Dağları başta olmak üzere birçok bölgede doğanın geri dönülmez biçimde tahrip edildiği ifade edildi.

Munzur Koruma Kurulu açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:

“Munzur Vadisi’nden Pülümür’e, Mercan Dağları’ndan kutsal ziyaret alanlarına kadar birçok bölgede barajlar, maden projeleri, taş ocakları, yol genişletme çalışmaları ve kontrolsüz müdahaleler doğanın binlerce yılda oluşturduğu dengeleri geri dönülmez biçimde tehdit ediyor.

Munzur’un yatağına dökülen hafriyatlar, patlatılan dinamitler ve parçalanan yaşam alanları yalnızca doğaya değil, bu coğrafyanın kültürüne, inancına ve hafızasına da zarar veriyor.”

“Çevre Mücadelesi Yaşam Mücadelesidir”

Açıklamada, çevre mücadelesinin yalnızca doğayı koruma değil, aynı zamanda yaşam hakkını ve kültürel varlıkları savunma mücadelesi olduğu vurgulandı.

“Bugün çevre mücadelesi yalnızca ağaçları, suları veya hayvanları koruma mücadelesi değildir” denilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Aynı zamanda insanların yaşam hakkını, gelecek kuşakların nefes alma hakkını ve halkların kültürel varlıklarını koruma mücadelesidir.

Çünkü doğa olmadan yaşam, su olmadan gelecek, ekolojik denge olmadan özgür bir toplum mümkün değildir.”

“Dersim’den Akbelen’e Direnişler Yaşamı Savunuyor”

Munzur Koruma Kurulu, Türkiye’nin birçok bölgesinde süren ekoloji mücadelelerine de dikkat çekerek doğayı savunmanın yaşamı savunmak anlamına geldiğini belirtti.

Açıklama şu sözlerle sona erdi:

“5 Haziran’ı sembolik etkinliklerle geçiştirmek yerine, yaşadığımız ekolojik yıkımla yüzleşmek ve doğayı savunma sorumluluğunu büyütmek zorundayız.

Dersim’den Akbelen’e, İkizdere’den Kaz Dağları’na kadar yükselen direnişler bizlere göstermektedir ki doğayı savunmak, yaşamı savunmaktır.

Çünkü doğa bir kaynak değil; varlığımızın, kültürümüzün ve geleceğimizin kendisidir.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir