Ayten Kordu’dan Maraş’taki Taş Ocağı Projesine Tepki: “Tarım Alanları, Su Kaynakları Ve Kırsal Yaşam Tehdit Altında”
⌈AHA⌉ DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Maraş’ın Türkoğlu ilçesinde Tut Dağı’nın Hireba mevkii çevresinde planlanan taş ocağı ve arama faaliyetlerine ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na yazılı soru önergesi sundu. Kordu, bölge halkının ciddi kaygılar taşıdığı projeye ilişkin çevresel, jeolojik, ekonomik ve toplumsal etkilerin açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Önergede, Cennetpınarı (Mole Uson), Bayramgazi (Şoquliyon) ve Kelbişli (Kellon) Kürt Alevi yerleşimlerinin bulunduğu bölgede yaklaşık 100 hektarlık alan için arama ruhsatı alındığı ve sondaj ile karot çalışmalarının planlandığı belirtilirken, söz konusu faaliyetlerin tarım arazileri, zeytinlikler, su kaynakları ve hayvancılık üzerinde yaratacağı olası tahribata dikkat çekildi.
“Tarım Ve Hayvancılık Alanları Risk Altında”
Ayten Kordu, önergesinde ruhsat sahasının çevresinde yaklaşık 1.500 dönümlük verimli tarım arazisi, zeytinlikler ve hayvancılık faaliyetlerinin bulunduğunu belirterek, taş ocağı ve madencilik çalışmalarının bölgenin ekonomik yaşamını doğrudan tehdit ettiğini ifade etti.
Kordu, bölge sakinlerinin planlanan faaliyetlerin su kaynaklarına, mera alanlarına, biyolojik çeşitliliğe ve kırsal yaşam alanlarına zarar vereceği yönünde ciddi endişeler taşıdığını vurguladı.
“Deprem Sonrası Kırılganlık Dikkate Alınmalı”
Önergede, söz konusu bölgenin 6 Şubat 2023 depremlerinde ağır yıkım yaşayan alanlar arasında bulunduğuna dikkat çekildi. Depremler sonrasında oluşan jeolojik değişimlerin, fay hatlarına yakınlığın ve yer altı su rejimindeki olası etkilerin dikkate alınması gerektiğini belirten Kordu, bölgede gerçekleştirilecek her türlü sondaj ve madencilik faaliyetinin çok daha hassas değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kordu, deprem sonrası kırılganlığı artan bölgede yapılacak çalışmaların yalnızca çevresel değil, aynı zamanda jeolojik güvenlik açısından da ciddi riskler barındırabileceğine dikkat çekti.
“ÇED Süreci İşletilmeden Faaliyetlere İzin Verilemez”
Yerel halkın yoğun itirazları sonucunda sondaj çalışmalarının geçici olarak bir hafta ertelendiğini hatırlatan Kordu, bunun kalıcı bir çözüm olmadığını belirtti.
Önergede, büyük çaplı yarma, sondaj ve karot faaliyetleri için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun yasal zorunluluk olduğuna işaret edilerek, ÇED süreci işletilmeden ruhsat verilmesinin hukuka ve çevre mevzuatına aykırı olduğu ifade edildi.
“Göçü Derinleştirme Riski Taşıyor”
Ayten Kordu, Maraş Pazarcık–Türkoğlu hattında bulunan Kürt Alevi yerleşimlerinin uzun yıllardır göç baskısıyla karşı karşıya olduğunu, 6 Şubat depremlerinin ardından bu sürecin daha da hızlandığını belirtti.
Bölge halkının köylerinde kalmasını sağlayan temel unsurun tarım, hayvancılık ve doğal kaynaklara dayalı üretim olduğunu vurgulayan Kordu, taş ocağı ve madencilik faaliyetlerinin yaygınlaştırılmasının kırsal yaşamı sürdürülemez hale getirerek göçü daha da artırabileceğini ifade etti.
Bakan Kurum’a Sekiz Soru Yöneltti
DEM Partili Kordu, önergesinde Bakan Murat Kurum’a sekiz ayrı soru yönelterek şu konularda açıklama istedi:
- Bölge için verilmiş çevresel izin ve uygunluk kararlarının bulunup bulunmadığı,
- Tarım alanları, zeytinlikler ve su kaynakları açısından çevresel etki değerlendirmesi yapılıp yapılmadığı,
- Planlanan sondaj ve arama faaliyetlerinin kapsamı,
- ÇED sürecinin işletilip işletilmeyeceği,
- Deprem sonrası jeolojik risk analizlerinin yapılıp yapılmadığı,
- Bölge halkının itirazları doğrultusunda faaliyetlerin durdurulmasının değerlendirilip değerlendirilmediği,
- Taş ocağı faaliyetlerinin göç üzerindeki etkilerine ilişkin sosyal etki analizlerinin bulunup bulunmadığı,
- Tarım ve hayvancılıkta yaşanabilecek ekonomik kayıplara yönelik herhangi bir çalışmanın yapılıp yapılmadığı.
Ayten Kordu, bölgenin doğal yapısının, tarımsal üretiminin ve kırsal yaşamının korunmasının kamu yararı açısından zorunlu olduğunu belirterek, Bakanlığın konuya ilişkin tutumunun açıklığa kavuşturulmasını talep etti.

Alevi Haber Ağı
Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.
Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.
Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı