Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Bir Türküde Saklı Tragedya

⌈Burhan Arslan⌉

Bu türkü, yalnızca bir ağıt değil;
Bir halkın, bir bireyin, bir zamanın
İçsel sarsıntılarını, devinimlerini taşıyan bir tragedyadır.
Buradaki ses, yalnızca bireyin değil;
Toplumun kolektif ruhunun sesidir.
Kadim acıların, bastırılmış sevdaların, görülmemişliğin fısıltısıdır.
O nedenle bu türküyü
Bir bağlama eşliğinde,
Yüreğinden dökülen bir kadının sesinden dinlemek—
Kelimeleri anlamanın ötesine götürüyor;
İnsanın ruhuna işliyor.
Ağlatmaz,
Çekip alır seni başka bir diyara…
Tıpkı Antik Yunan tragedyalarında olduğu gibi,
Burada da bireyin yazgısı,
Toplumsal olanla çarpışır.
Nietzsche,
“Tragedya, yaşamın anlamına dair en dürüst cevaplardan biridir,”
derken,
Hem Dionysosçu sarhoşlukla gelen taşkınlığı
Hem Apolloncu biçim ve disiplinle gelen acıyı kasteder.

Ve bu türkünün dili—
İşte tam da bu iki çizginin buluştuğu yerdedir:
Dionysos gibi yakıcı,
Apollon gibi saf.
Nietzsche’nin övdüğü o yaratıcı çağ,
Bizim bu coğrafyada
Halkın türküyle, ağıtla, destanla, deyişle konuştuğu dönemlere benzer.
Yunan tragedyasında Oidipus nasıl kendi kaderiyle hesaplaşırsa,
Bu türkünün öznesi de
Kendi yazgısıyla yüzleşir.
Feleğe, zamana, yaban ellere serzenişte bulunur.
Ama boyun da eğer.
Çünkü bilir:
Yazgı, çarpışarak yaşanır.
Türk halk müziği—

İşte bu yüzden bir epik değil,
Bir tragedyadır.
Epik, zafer anlatır.
Türküler, yara…
Yunan’da sahnede doğar.
Bizde ocakta.
Yunan’da maskeyle anlatılır.
Bizde çıplak sesle.
Bu türkü,
Kelimeleriyle değil,
Kelimelerin taşıyamadığı duygularla konuşur.
Ve o duygular,
Bu toprakların
Bin yıllık acı birikimini taşır.
Nietzsche’nin övdüğü trajik sanat,
Doğu halklarının türkülerinde yeniden can bulur.
Çünkü her toplum,
En büyük sözünü
Ya acıyla
Ya aşkla söyler.
Ve bu türkü—
İkisini de birden söyler…

Sevgi ve saygılarımla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir