Fransa Alevi Kadınlar Birliği’nden Madımak Katliamı Anmasında Güçlü Mesaj: Biz Sadece Geçmişi Anmıyoruz, Geleceği Örüyoru
⌈Haber Merkezi⌉ 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 can, Fransa’nın Sarcelles kentinde yapılan anlamlı bir törenle anıldı. Anmaya katılan Fransa Alevi Kadınlar Birliği (FAKB), yalnızca bir anma gerçekleştirmekle kalmayarak, kadınların Alevi inancındaki yerini, adalet ve eşit yurttaşlık talebini içeren güçlü bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Madımak’ta yalnızca insanlar değil, bir inanç, kültür ve felsefenin yakılmak istendiği vurgulandı. Alevi kadınlar ise bu ateşten küllerinden yeniden doğduklarını belirtti.
Madımak’tan Bugüne Süren Mücadele
FAKB açıklamasında, Sarcelles’teki anmanın sadece yas tutmanın değil, aynı zamanda adalet arayışının ve kolektif hafızanın diri tutulmasının bir ifadesi olduğu vurgulandı. Açıklamada, Madımak’ta sadece insanlar değil, bir inanç, bir kültür, bir felsefenin yok edilmek istendiği, ancak Alevi kadınların küllerinden yeniden doğduğu ifade edildi. Sarcelles’te bir araya gelen yüzlerin yalnızca anmak için değil; diasporada süren asimilasyona, yok sayılmaya, erkek egemen sisteme ve baskıcı rejimlere karşı durmak için buluştukları vurgulandı.
Alevi Kadınlar Yolun Yürütücüsüdür
Kadim yolun erkânını Hüsniye Kumçur Ananın gülbenkiyle başlatması, kadınların Alevi inancındaki eşit ve yol yürütücü konumuna güçlü bir gönderme olarak değerlendirildi. Açıklamada, kadınların bu yolda sadece “analıkla” değil; pirlikle, zakirlikle ve önderlikle de var olduğunun altı çizildi. Semah dönen kadınların her dönüşü ataerkilliğe bir meydan okuma, susturulmak istenen kadın seslerinin bir haykırışı olarak nitelendirildi.
Kadın-Erkek Eşitliği Alevi Yolunun Özüdür
Anmada, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Yol-Erkân Kurulu sorumlularından Firaz Ana ve Özgür Yağan’ın birlikte zakirlik yapması, kadın-erkek eşitliğinin ve ortak hafıza taşıyıcılığının güçlü bir ifadesi olarak öne çıktı. Firaz Ana’nın Fransızca Alevi felsefesini anlatması, inancın bu topraklarda yaşatılması ve çoğaltılmasının önemini bir kez daha ortaya koydu.
Zulme Karşı Sessiz Kalmayacağız
FUAF Diplomasi Sorumlusu Rozbi Demir’in konuşmasında vurguladığı gibi, zulmün biçim değiştirerek sürdüğü ve bu yükün en ağırını kadınların taşıdığı belirtildi. Suriye, Türkiye ve İran’da hem Alevi hem de kadın oldukları için iki kat baskıya maruz kaldıklarını belirten kadınlar, tarihin öğrettiği ders gereği susmayacaklarını ifade etti.
Gerçek Dayanışma ve Eşit Yurttaşlık Talebi
Sarcelles’te Fransız vekillerin ve kurumların sembolik desteğinin kıymetli olduğu ancak gerçek dayanışma için daha fazlasının gerektiği belirtildi. Avrupa’nın laiklik anlayışının yalnızca sözde kalmaması; mülteci Alevi kadınlara, çocuklara ve yoksullara da uygulanması gerektiği vurgulandı. Alevi değerlerinin Avrupa değerleriyle örtüştüğü ifade edilerek, Alevi kadınlarının da bu toplumun eşit yurttaşları olarak görülmesi gerektiği dile getirildi.
Bu Dava Aynı Zamanda Kadınların Davasıdır
Açıklamanın sonunda, Alevi direnişinin ön saflarında her zaman kadınların yer aldığı hatırlatıldı. Pir Sultan’ın yanında Banazlı Kadın, Seyit Rıza’nın yanında Besê, 90’larda yürüyen analar ve bugün Paris, Sarcelles, Kadıköy’de direnen kadınların aynı yolun takipçisi olduğu vurgulandı. Madımak’ta yitirilen canlar için adalet aramanın, bugünün baskılarına direnmekle eşdeğer olduğu ifade edildi.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler