Pts. Şub 2nd, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Sevda Ergin: Özgür Alevilik, Özgür Toplumla Mümkündür 

Alevilik, tarih boyunca iktidarlarla mesafesini koruyarak, kendi inançsal ve kültürel sürekliliğini dergâhlarda, cemlerde, ocaklarda, muhabbet ve dar meydanlarında var etmiştir. Ancak bugünün dünyasında bu varoluş, salt inançsal pratiklerle değil; aynı zamanda siyasal ve toplumsal özgürlük mücadeleleriyle birlikte düşünülmek zorundadır. Alevilerin özgürlüğü yalnızca Alevi toplumunu değil; Türkiye’de yaşayan farklı inançlardan, kültürlerden ve kimliklerden tüm toplumsal kesimlerin özgürlük düzeyiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle özgür Alevilik, ancak özgür bir toplum içinde mümkündür. 

Alevilik tarih boyunca devletten uzak durarak; ikrar ve aşk ile yola bağlı kalan rızalı toplumların, yol taliplerinin sahiplenmesiyle kendini var etmiş bir yol ve inanç sistemidir. Ancak günümüzde, kapitalist modernitenin ve devlet güdümlü asimilasyonun kuşatması altında bu varoluş biçimini sürdürmesi giderek zorlaşmaktadır. Salt inançsal zeminde kalarak Aleviliği koruyamayız. Bu asla mümkün değildir. Aleviliğin yaşaması, yeni nesiller arasında kök salması ve gelecek kuşaklara aktarılması; Alevilerin yola verdikleri ikrara bağlı kalmalarıyla ve eşitlikçi,  çoğulcu ve paylaşımcı bir toplum düzeninin kurulmasıyla mümkündür. 

Bugün Alevilik, hiçbir dönemde olmadığı kadar tehdit altındadır. Bir yanda tekçi devlet anlayışının baskısı, diğer yanda tüketim kültürünün kimliksizleştirici saldırıları Alevi toplumunu kıskaca almış durumdadır. Bu çifte kuşatmaya karşı, Aleviliğin tarihsel direniş geleneğinden beslenen bir özgürlük ve demokrasi mücadelesi yürütülmelidir. 

Dünyanın her yerinde inançların, kimliklerin ve kültürlerin varlığını sürdürebilmesinin temel koşulu demokrasidir. Alevi toplumu, bunu en çok tecrübe eden topluluklardan biridir. Yaşanan tarihsel acılar, katliamlar, dışlanmalar ve yok saymalar, Alevilere şu gerçeği göstermiştir: Demokratikleşme olmadan ne Aleviler özgürleşir ne de Aleviliğin geleceği olur! 

Alevilik sadece bir inanç sistemi değil; tarihsel olarak iktidarın baskılarına, eşitsizliğe, tekçiliğe ve zulme karşı gelişmiş bir direniş hafızasıdır. Yüzyıllar boyunca kıyımlara, sürgünlere, dışlanmaya rağmen kendi yolunu yürümekte ısrar eden Alevi toplumu, aslında özgürlüğün halk tabanlı en kadim biçimlerinden birini temsil eder. Bu nedenle Alevilik, toplumsal eşitlik, katılımcı yaşam, kadın-erkek rızalığı ve emek değerleriyle örülüdür. Ancak bu yapılar günümüzde yalnızca kültürel nostaljiyle korunamaz. Devletin baskıcı mekanizmaları, neoliberal ekonominin parçalayışı ve inançları araçsallaştıran siyasal İslamcı söylemler; Aleviliği her yönüyle kuşatma altına almıştır. 

Aleviliğin özgürce yaşamasının önündeki engeller sadece anayasal tanınmama, ibadethane statüsünün verilmemesi ya da Diyanet gibi kurumsal dışlamalardan ibaret değildir. Aynı zamanda kapitalist modernitenin yarattığı kimlik erozyonu, bireycileşme, toplumsal çözülme ve piyasa merkezli yaşam tarzı da Alevi değerlerini tehdit etmektedir. 

Devlet, Aleviliği kendi denetimine alarak işlevsizleştirmek isterken; piyasa ise onu folklorikleştirip ticarileştirmektedir. Böylece hem içeriği boşaltılmakta hem de dönüştürülerek teslim alınması amaçlanmaktadır. Bu çifte baskı, Aleviliğin tarihsel direniş çizgisini aşındırmakta ve başkalaşımı “normalleştirmektedir.” 

 Alevilerin özgürlüğü, Türkiye’nin demokratikleşmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Ancak bu demokratikleşme, göstermelik reformlarla değil; yapısal bir dönüşümle mümkündür. Alevi toplumu bu sürecin öznesi olmak zorundadır. Aşağıdaki çözüm yolları bu bağlamda temel önemdedir: 

Anayasal Tanınma ve Eşit Yurttaşlık: Alevilik anayasal güvence altına alınmalı; Cemevleri ibadethane statüsüne kavuşturulmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalı ve inançlar arası eşitlik sağlanmalıdır. 

Eğitimde Laiklik ve Bilimsel Yaklaşım: Zorunlu din dersleri kaldırılmalı, eğitim sistemi laik, demokratik ve çoğulcu bir yapıya kavuşturulmalıdır. Alevi inancı ve kültürü, Alevi kurumlarının denetiminde öğretilmelidir. 

Toplumsal Dayanışma ve Kurumsal Bağımsızlık: Alevi kurumları siyasi iktidardan, belediyelerden ya da fon mekanizmalarından değil; halktan ve rızalı toplumsal ilişkilerden güç almalıdır. Aleviliğin tüm öz değerlerinin yaşanıp yaşatılacağı toplumsal zemin sağlanmalıdır. 

Kadınların Yol’daki Yeri Güçlendirilmelidir: Alevilikte kadın, eşit ve kutsal bir varlıktır. Anaların önderliği, cemlerdeki yeri ve toplumsal eşitlik ilkesi her alanda güçlendirilmelidir. 

 Kutsal Mekânların Tanınması: Alevi dergâhları, ocakları, tekkeleri ve ziyaret yerleri resmi olarak kutsal mekânlar statüsünde tanınmalıdır. 

Bugün Alevilerin taleplerini savunmak; sadece bir inanç topluluğunun haklarını savunmak değil, aynı zamanda Türkiye’de laikliğin, çoğulculuğun, eşit yurttaşlığın ve demokrasinin geleceğini savunmaktır. Bilinmelidir ki, özgür Alevilik sadece Aleviler için değil; herkes için daha özgür bir topluma giden yolu açacaktır. 

Ve işte bu yüzden: Aleviler özgürleşmeden Türkiye ve Alevilik özgürleşmez diyoruz. Çünkü, Özgür Alevilik, Özgür Toplumla Mümkündür!

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir