Sal. May 12th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Öfke, Kırgınlık ve Kıskançlık -I-

⌈Turgay Çelik⌉
“The Laws of Human Nature’ İnsan doğasının yasaları” adlı eserinde Robert Greene; insan benliği, empati, karakter, bakış açısı, ego ve narsisizm üzerinden insanın hem karanlık hem de aydınlık yönlerine dair oldukça güçlü tespitlerde bulunur. Aynı zamanda toplumsal yapının insan psikolojisiyle nasıl şekillendiğini de derinlikli bir biçimde ele alır. Bu eser, bana yaşadığımız toplumları, sistemleri ve insan ilişkilerini daha geniş bir perspektiften değerlendirme fırsatı sunmaktadır. En azından kendi adıma bunu açıkça söyleyebilirim.

“İnsanı anlamak, toplumu anlamanın ilk adımıdır; toplumları anlamak ise insanın kendini yeniden tanımasına dönüşür.”

İnsanlık tarihi; modernite ve aydınlanma süreçleriyle birlikte büyük dönüşümler yaşamış, bu dönüşümler toplumsal yapılarda hem ilerlemeyi hem de derin çelişkileri beraberinde getirmiştir. Zamanla öneri, eleştiri ve çözüm adı altında ortaya çıkan; insan egosunun zemin oluşturduğu bazı düşünceler, hakikati özgürleştirmek yerine onu yönlendirmiş, bastırmış ve kimi zaman manipüle etmiştir. Böyle dönemlerde insan egosu büyümüş; öfke, kırgınlık ve kıskançlık ise farklı yorumlarla kendisine meşru alanlar yaratmıştır.

Oysa bastırılmış öfke ve derin hoşnutsuzluk, zamanla insanın yanlış davranışlarını bile haklı göstermesine neden olabilir. Çünkü insan, çoğu zaman gerçeğin peşinden değil; kendi iç çelişkilerinin, kırgınlığının ve incinmişliğinin peşinden gider. Öfke ile hareket eden birey, hakikati savunduğunu düşünse de çoğu zaman yalnızca kendi iç çatışmasını büyütür.

Tam da burada akıl, vicdan ve sağduyu devreye girer. Düşünülmeden, sonuçları hesaplanmadan ve yalnızca anlık duygularla verilen kararlar; toplumsal fayda üretmek yerine yeni çatışmaların kapısını aralar. Sağlıklı düşünebilen insan ise duygu ile aklı dengeleyebilir; geçmişi, bugünü ve yaşanmış tecrübeleri birlikte değerlendirerek daha doğru sonuçlara ulaşabilir. Çünkü gerçek çözüm, yalnızca tepki vermekten değil; anlamaktan, sorgulamaktan ve bilinç geliştirmekten doğar.

Günümüzde bilgi akışı; teknolojinin gelişmesiyle birlikte yazılı basın, görsel medya ve sosyal medya aracılığıyla çok daha hızlı yayılmaktadır. Bu alanlarda çeşitli görüşler, yorumlar ve aydınlatıcı bilgiler paylaşılmaktadır; elbette her düşüncenin artıları ve eksileri vardır. Asıl mesele ise insanın kendi eksiğini fark edip onu artıya dönüştürebilme becerisidir.

Ne var ki sosyal medya ve iletişim alanları, zaman zaman öneri ve yorum adı altında; yüksek egonun, hırsın, öfkenin ve kıskançlığın yansıdığı bir zemine de dönüşebilmektedir. Bu durum ise toplumsal bilinç üretmek yerine çoğu zaman kutuplaşmayı ve kargaşayı büyütmektedir.

Oysa bilgi, birikim ve yaşam tecrübesi; aklın ve vicdanın süzgecinden geçtiğinde insanı olgunlaştıran, toplumu geliştiren güçlü bir düşünceye dönüşebilir.

Belki de insanın en büyük savaşı; başkalarıyla değil, kendi içindeki öfke, kibir ve kırgınlıkla yüzleşebilmesidir. Çünkü kendini tanımayan insan, dünyayı değiştirmeye çalışırken çoğu zaman yalnızca kendi karanlığını büyütür. Hakikate yaklaşmak ise önce insanın kendi iç sesini dürüstçe duyabilmesiyle başlar.
Devamı gelecek.

Aşk ile…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir