16. Avrupa Dersim Kültür Festivali Frankfurt’ta Yoğun Katılımla Gerçekleştirildi / Video
⌈AHA⌉ Almanya’nın Frankfurt kentindeki Rebstockpark’ta düzenlenen 16. Avrupa Dersim Kültür Festivali, 5-6 Haziran tarihlerinde yoğun katılımla gerçekleştirildi. “Birlikte Demokratik, Özerk Dersim’e” şiarıyla düzenlenen festival, kültürel etkinliklerin yanı sıra panel, söyleşi, muhabbet cemi ve konserlerle binlerce kişiyi bir araya getirdi. Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen Dersimliler, Aleviler ve demokrasi güçleri festival alanında buluşurken; Dersim’in kültürel hafızası, inancı, dili ve toplumsal değerleri ön plana çıkarıldı.
Festivalin ilk günü, “Emperyalist Savaş Tehdidi, Barış Süreci, Aleviler ve Dersim” başlıklı panelle başladı. Moderatörlüğünü Demir Çelik’in yaptığı panele önceki dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak ile HDP eski milletvekilleri Erdal Ataş ve İdris Baluken konuşmacı olarak katıldı.

Panelde Ortadoğu’da süren savaş politikaları, Kürt sorunu, emperyalist müdahaleler, demokratik çözüm arayışları ve Alevi toplumunun yaşadığı sorunlar ele alındı. Konuşmacılar, bölgede yaşanan çatışmalı sürecin halklar üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, demokratik mücadele ve toplumsal dayanışmanın önemini vurguladı.
Panelin ardından Derviş Cemal Ocağı evladı Firaz Yalvaç Ana ile Seyit Derviş Cemal Ocağı evladı Cevahir Altunok Ana’nın yürüttüğü muhabbet cemi gerçekleştirildi. Cem sırasında deyişler okundu, lokmalar paylaşıldı ve canlar semah dönerek bir araya geldi.
Festivalin ikinci günü ise “Diasporada Göç, Kadın ve Yaşam” başlıklı kadın paneliyle başladı. Moderatörlüğünü Hülya Şimşek’in yaptığı panelde kadın aktivist Songül Ömürcan ile yazar ve aktivist Seher Yegin konuşmacı olarak yer aldı.

Panelde göçün yalnızca fiziksel bir yer değiştirme olmadığı; aynı zamanda kimlik, dil, kültür ve hafızada derin izler bırakan toplumsal bir süreç olduğu vurgulandı. Kadınların diaspora koşullarında yaşadığı sorunlar, kültürel kimliğin korunması ve kadın mücadelesinin önemi üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.
“Birlikte Demokratik, Özerk Dersim’e” şiarıyla düzenlenen festivalde paneller, konserler, folklor gösterileri ve çeşitli kültürel etkinlikler yoğun ilgi gördü. Festivalin sunumunu Pınar Kazan ve Ali Güler üstlendi.
Festivalin ikinci gününün alan programı, Derviş Cemal Ocağı evladı Firaz Yalvaç Ana ile Seyit Derviş Cemal Ocağı evladı Cevahir Altunok Ana’nın okuduğu gulbang ile başladı.
Festivalde Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eşbaşkanları Huri Kabayel ve Şahin Polat, Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) Başkanı Muharem Erdoğan ile Dersim İnşa Kongresi (DİK) Eşbaşkanları Erol Aydın ve Akife Polat da halka hitap ederek festivali selamladı.
Pınar ve İmam Özgül seslendirdikleri eserlerle büyük beğeni toplarken, ardından folklor gösterileri sahnelendi.
Festivalde konuşan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’de yürütülen maden politikalarıyla birlikte inanca, dile ve toplumsal değerlere yönelik çok yönlü saldırıların sürdüğünü belirtti.
Ayten Kordu konuşmasında şunları ifade etti:
“Dersim’de yürütülen maden politikalarıyla birlikte inanca, dile ve toplumsal değerlere yönelik çok yönlü saldırıların sürdüğünü belirtmek istiyorum. Yaşananlar Kürdistan genelinde uygulanan politikaların bir devamıdır.
Dersim topraklarında çok ciddi saldırılar yaşanıyor. Özellikle maden projeleri aracılığıyla hem doğa hem de bölgenin inançsal ve kültürel yapısı hedef alınıyor. Kadın katliamları da bu saldırıların bir parçasıdır. Gülistan Doku dosyasını hepimiz biliyoruz. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlunu korumak için nasıl bir tutum sergilediğini kamuoyu gördü.
Dersim’de uygulanan politikalar Kürdistan’ın diğer bölgelerinde hayata geçirilen uygulamalardan bağımsız değildir. Uyuşturucu ve fuhuş politikalarıyla toplumun değerleri aşındırılmaya çalışılıyor. Toplum içinde güvensizlik yaratılıyor, insanlar birbirine karşı kışkırtılıyor ve çeşitli listeler yayımlanarak bu güvensizlik derinleştirilmeye çalışılıyor.
‘Dersim sahipsizdir’ söylemi üzerinden bu politikaları meşrulaştırmak istiyorlar. Ama Dersim sahipsiz değildir. Dersim’in sahibi Dersimlilerdir.
Diasporada yaşayan Dersimlilere de çağrı yapıyorum. Sadece turistik ziyaretler için değil, memleketimizi sahiplenmek için de Dersim’e gitmeliyiz.
Dersim’in tarihsel, kültürel ve toplumsal değerleri kimi zaman açık saldırılarla, kimi zaman ise destek ve övgü görüntüsü altında yürütülen politikalarla yok edilmek isteniyor.”
Festivalde bir konuşmada AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat yaptı. Başkan Mat, Alevilerin yalnızca acı günlerde değil, bayramlarda ve güzel günlerde de bir araya gelmeyi başardığını söyledi.

AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Aleviler sadece katliam günlerinde bir araya gelen bir toplum değildir. Sadece acılarımızda değil, bayramlarımızda ve güzel günlerimizde de bir araya gelmeyi başarıyoruz. Bazıları bizim sadece yas günlerinde buluşacağımızı düşünüyordu. Elbette katliamlara karşı tepkimizi ortaya koyacağız ama biz halay çekerken de bir arada olmayı beceren insanlarız.
Hiç kimse bizi, Seyit Rıza’ya yapılanlarda olduğu gibi diz çöktüremeyecek. Hiç kimse kendi arasındaki kavgalara ne Dersimlileri ne de Alevileri alet edemez.
Rahmi Koç’un kadınlar ve etnik kimlikler üzerinden yaptığı açıklamaları da kabul etmiyoruz. Kadınları ve halkların kimliklerini aşağılayan hiçbir dili kabul etmeyiz. Kimliklerin aşağılanmasına asla müsaade etmeyiz.
Biz onurlu bir barış istiyoruz. Biz artık yönetilen bir toplum olmak istemiyoruz. Demokratik, özgür ve eşit bir yaşam istiyoruz.”

Festival alanının en dikkat çeken etkinliklerinden biri de sembolik olarak gerçekleştirilen Dersim düğünü oldu. Unutulmaya yüz tutmuş at sırtında gelin getirme geleneği yeniden canlandırıldı. Gelin alayı, at sırtında gelen geline sahneye kadar eşlik etti. Sahne üzerinde gelinin üzerine şekerler atıldıktan sonra davul-zurna eşliğinde halaylar çekildi.
Festival kapsamında farklı yörelere ait folklor gösterileri de sahnelendi.
Etkinlik boyunca çok sayıda sanatçı ve müzik grubu sahne aldı. Cemil Koçgiri ve beraberindeki küçük sanatçılar yoğun ilgi görürken; Ferhat Tunç, Grup Munzur, Ozan Serdar, Beşer Şahin, Pınar Aydınlar, Lale Koçgün, Gülseven Medar, Dijwar 23 ile Pınar ve İmam Özgül seslendirdikleri eserlerle festivale katılanlardan büyük alkış aldı.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: “Alevi Canlarımız Barışın Sesine Çok Daha Güçlü Bir Dayanışma Sağlayabilir”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Almanya’nın Frankfurt kentinde düzenlenen 16. Avrupa Dersim Kültür Festivali’nde yaptığı konuşmada, Dersim’in tarihsel direniş hafızasına, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına, Suriye’de yaşanan Alevi katliamlarına ve Türkiye’de yürütülen barış sürecine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Hatimoğulları, Alevi toplumunun barış mücadelesinde daha güçlü bir rol üstlenebileceğini belirterek, “Barış bize altın tepsiyle sunulmayacak. Barışı örgütlemek hepimizin görevidir” dedi.

Festivalde konuşan Hatimoğulları, Dersim’in yalnızca bir şehir değil; direnişin, hafızanın ve mücadele geleneğinin simgesi olduğunu ifade ederek şu sözleri kullandı:
“Dersim sadece Türkiye’nin bir ili değil. Dersim bir mücadele kentidir. Zulme karşı boyun eğmeyenlerin kentidir. Seyit Rızaların, devrimcilerin, sosyalistlerin, yurtseverlerin kentidir. Dersim’in her taşı 1937’den itibaren kan ağladı. Başta Dersim olmak üzere Koçgiri’de, Çorum’da, Sivas’ta, Gazi’de, Suriye’de yaşamını yitiren bütün Alevi canları saygıyla anıyorum. Onları unutmayacağız, unutturmayacağız.”
Hatimoğulları, AKP iktidarının Alevilere yönelik politikalarını da eleştirerek, devlet eliyle “makbul Alevilik” yaratılmak istendiğini söyledi. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı üzerinden yürütülen politikaların asimilasyon amacı taşıdığını belirten Hatimoğulları, “Devlet kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. Bu çok tehlikeli bir politikadır. Katliamlarla gerçekleştiremedikleri politikaları bugün daha sinsi yöntemlerle hayata geçirmek istiyorlar” ifadelerini kullandı.
Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara da değinen Hatimoğulları, HTŞ ve benzeri yapıların Lazkiye, Hama ve Humus başta olmak üzere Alevi toplumunu hedef aldığını belirtti. Kaçırılan Alevi kadınlara dikkat çeken Hatimoğulları, özellikle Alevi öğrenci Betül Süleyman Alluş’un durumunu hatırlatarak dayanışma çağrısı yaptı.
Konuşmasında özel harp politikaları, çeteleşme ve kadınlara yönelik saldırılara da değinen Hatimoğulları, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyalarını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Sistem bugün gençleri, kadınları inancından, kimliğinden ve dilinden koparmaya çalışıyor. Dersim’i adeta bir laboratuvar gibi ele alıyorlar. Buna karşı örgütlenmek, bilinçlenmek ve mücadeleyi büyütmek zorundayız. Jin, Jiyan, Azadi demeye devam edeceğiz.”
Barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın çağrısının önemine dikkat çekerek demokratik çözüm için yasal adımların atılması gerektiğini belirtti.
“Sayın Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı yerli yerinde duruyor. Beklenen en önemli adımlardan biri çerçeve yasanın çıkarılmasıdır. Bu süreç sadece müzakereyle değil, aynı zamanda toplumsal mücadeleyle ilerleyebilir” diyen Hatimoğulları, Alevi toplumuna da çağrıda bulundu.
Hatimoğulları konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Alevi canlarımız kaygılarını taşıyarak ama aynı zamanda barışın sesine çok daha güçlü bir dayanışma sağlayabilir. Barış bize hediye edilmeyecek. Barışı örgütlemek gibi bir görevimiz var. Kadınların, gençlerin, halkların ve inançların bulunduğu her yerde barışın sesini yükseltmek zorundayız.”
CHP’ye yönelik operasyonlar ve kayyım politikalarına da değinen Hatimoğulları, muhalefete dönük baskıların barış sürecini sabote ettiğini belirtti. Kayyım uygulamalarının kaldırılması, siyasi tutsakların serbest bırakılması ve AİHM kararlarının uygulanması gerektiğini vurguladı.
Konuşmasının sonunda Dersim’in direniş geleneğine vurgu yapan Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı:
“Bizler ‘Enel Hak’ diyen Hallacı Mansurların, Pir Sultanların, Seyit Rızaların çocuklarıyız. Direnmeye, barış demeye, inancımızı, kültürümüzü ve dilimizi korumaya devam edeceğiz. Vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz.”


Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler