PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’den 2 Temmuz Çağrısı: “Madımak’la Hesaplaşmadan Bu Ülkeye Gerçek Barış Gelmez”
⌈AHA⌉ Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, 2 Temmuz Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılı dolayısıyla yaptığı kapsamlı açıklamada, Madımak’la yüzleşilmeden Türkiye’de gerçek adaletin, eşit yurttaşlığın ve toplumsal barışın mümkün olmayacağını vurguladı. Erçe, tüm canlara, demokrasi güçlerine, aydınlara ve vicdan sahibi herkese çağrıda bulunarak, 2 Temmuz’da Madımak Oteli önünde buluşma çağrısı yaptı.
Madımak Katliamı’nın yalnızca Alevilere yönelik bir saldırı olmadığını belirten Erçe, katliamla birlikte bu ülkenin aydınlık geleceğinin, halkların ortak yaşam umudunun ve özgürlük taleplerinin hedef alındığını ifade etti. Türkiye’de bugün yaşanan siyasal ve toplumsal karanlığın köklerinin Sivas’ta yeniden üretildiğini vurgulayan Erçe, geçmişle gerçek bir yüzleşme sağlanmadan yeni acıların önüne geçilemeyeceğini dile getirdi.
PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“CÜMLE CANLARA, YOLDAŞLARA VE VİCDANI HAK BİLENLERE!
Gönlümüzün her daim sızlayan yarası, insanlık tarihinin o kapkara yüzü… Takvimlerin utançla eğildiği 2 Temmuz Madımak Katliamı’nın bu sene 33. devri. Tam 33 yıldır dinmeyen bir figan, 33 yıldır süren ve önünde saygıyla eğilinecek büyük ve onurlu adalet arayışı ve mücadesi…
Bugün 2 Temmuz’un menziline doğru yürürken; her demokrata, her devrimciye, her aydına ve göğsünde vicdan taşıyan her bir cana, tarihin omuzlarımıza yüklediği büyük sorumluluk ve görev düşüyor. Bugün bu topraklarda nefessiz kalışımızın, adaletten ve haktan mahrum bırakılışımızın sebebi bellidir: Başta Sivas Madımak katliamı olmak üzere, geçmişin o organize kötülüğüyle, o karanlık zihniyetle kökten hesaplaşamamış, hesap soramamış olmamızdır. Sivas’ın kara kutusu açılmadan, o karanlığın şifreleri çözülmeden ve bu insanlık suçunun hesabı sorulmadan bu ülkeye ne gerçek bir barış gelir ne de ortak değerlerimiz için meydan açılıp, cem olabilir insanlık.
Bizi karanlığa gömmek isteyen faşist, şeriatçı ve emperyalist kuşatmaya karşı durmanın yolu; Sivas’ta ateşe verilen laik, eşit yurttaşlığa dayalı laik ve demokratik Cumhuriyet, barış içinde insanca bir arada yaşam, sınırsız, sınıfsız, savaşsız, sömürüsüz bir gelecek talebimize daha sıkı sarılmaktan geçer. Madımak’ta hedef alınan sadece canlarımız değildi; evet orada yakılarak katlediken 33 canımız ile birlikte bu ülkenin aydınlık geleceği, bağımsızlığı, halkların özgürlük talepleri ve umutlarımız da yakılıp kül edilmek istendi. O gün Sivas’ta, bugün yaşadığımız karanlık tablonun, saray rejiminin, tekçi, inkarcı, asimilasyoncu, gerici ve faşist düzenin tohumları yeniden yeşertildi.
Bugün bizlere düşen görev, kimliklerimize yöneken her türlü zulme, İnanç sömürüsüne, tekçi, inkarcı, katliamcı zihniyete, doğanın talanına, emperyalist haydutluluğa ve her türden ayrımcılığa karşı durmak, her canın kendi kimliğiyle, kendi inancıyla özgürce ve eşitçe var olabildiği tam eşit yurttaşlık mücadelesini büyütmek, o gün Madımak Oteli’nde ateşte semaha duran ve turna kanadında göğe yükselen 33 canımıza karşı en büyük borcumuzdur. Eğer bu katliamla ve arkasındaki o karanlık zihniyetle kökten bir yüzleşme sağlayamaz, hesap sormazsak; ne yazık ki yeni karanlıkların kapımıza dayanması kaçınılmazdır.
Bizler rıza şehrinin çocuklarıyız; haksızlığa rıza göstermek, zulme ortak olmaktır! Bu zulme, bu yağma düzenine, bu faşist ve şeriatçı kuşatmaya, saray rejimine ve bu rejimin her türlü anti-demokratik yöntemine, rızamız yoktur, asla olmayacaktır!
Şimdi bu kuşatmayı yarma, o soğuk sessizlik duvarını inancımızla ve öfkemizle paramparça etme zamanıdır! Her can, bulunduğu her ortamı, her sokağı, her meclisi birer meydana dönüştürmeli; 2 Temmuz’u gündem yapmalı ve adaletsizliğe karşı sesini çığlığa katmalıdır. Başta ülkemiz olmak üzere, Avrupa’dan Britanya’ya, Avustralya’dan Dünyanın dört bir yanına tüm alanlarda gerçekleştirilecek anma ve etkinliklere sel olup akmalı, çevremizdeki her bir canı bu direnişin, bu sarsılmaz adalet arayışının bir parçası kılmalıyız.
33 yıldır ailelerimizin kararlı ve baş eğmez tutumunu rehber alarak, oradan güç ve feyiz alarak,
2 Temmuz günü; hiçbir engeli tanımadan, tüm barikatları inancımızla ve kararlılığımızla aşarak Sivas’ta, Madımak Oteli’nin tam önünde olmalıyız!
Pir Sultan’ın “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” diyen sarsılmaz iradesiyle, mahşere bırakmayacağımız adalet talebimizi hep birlikte, tek bir yürekten haykırmak için; Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Örgütlülüğü adına, cümle canları omuz omuza, can cana, Madımak Oteli’nin önüne yürümeye çağırıyorum.
2 Temmuz öncesi yapılacak bütün anmalarda, 21 Haziran’da eş zamanlı olarak bağlamalsrımızla, semahçılarımızla, deyişlerimizle şehirlerin meydanlarında kuracağımız cemlerimizde cümlenizi bir olmaya, muhabbetlerimizde gönül birleneye çağırıyorum Zulme boyun eğmeyenlerin yolu, canların yoldaşlığıyla aydınlansın.
Cümle canlara saygı ve sevgilerimle…
Unutmadık, Unutturmayacağız!
Er ya da geç ama mutlaka hesabını soracağız…
Aşk ile canlar…
Gerçeğin demine devranına hü!
Cuma Erçe
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı”

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler