Çar. Haz 10th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Suriye İnsan Hakları Topluluğu ve Alevi Kurumlarından TBMM’de Ortak Çağrı: “Alevi Kadınlara Yönelik Kaçırma ve Şiddet Son Bulmalı”

⌈AHA⌉ Bugün Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, AKD Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, AKD Genel Saymanı Sadık İlhan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Nurullah Esat, Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AHRS) Başkanı Hasan Öğütcü ile Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı ve ABF Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz’in de içinde yer aldığı heyet, Suriye’de Alevilere yönelik katliamlara karşı yürütülen uluslararası imza kampanyasında toplanan imzaları Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunmadan önce siyasi partilerin grup başkanvekilleriyle bir araya geldi.

Suriye İnsan Hakları Topluluğu ve Alevi kurumlarından oluşan heyet; Yeniyol, TİP, EMEK, DEM Parti ve CHP Grup Başkanvekillerini ziyaret ederek Suriye’de başta Aleviler olmak üzere farklı inanç ve kimliklere yönelik saldırıların durdurulması için destek ve dayanışma çağrısında bulundu.

Yapılan görüşmelerde özellikle Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus bölgelerinde Alevilere yönelik saldırılar, zorla yerinden etmeler ve insan hakları ihlalleri gündeme taşındı.

TBMM’de Basın Toplantısı Düzenlendi

Partilerle yapılan görüşmelerin ardından Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AHRS), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), sosyalist kurumlar ve demokratik kitle örgütleri tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde basın toplantısı düzenlendi.

Toplantıda, Suriye’de Alevilere yönelik devam eden saldırılar, kadınlara dönük kaçırma ve cinsel şiddet vakaları ile insan hakları ihlallerine ilişkin yürütülen uluslararası imza kampanyasının sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı.

Basın toplantısına Alevi kurumlarının temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda milletvekili ve siyasi parti temsilcisi katıldı. Hazırlanan ortak açıklama metni ise imzacı kurumlar adına DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat tarafından okundu.

Celal Fırat, Suriye’de başta Alevi kadınlar olmak üzere farklı halklara ve inanç gruplarına yönelik sistematik saldırıların sürdüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bizler, dünyanın farklı ülkelerinden bireyler ve kurumlar olarak, Suriye’de süregelen şiddet, baskı ve insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kalmayı reddediyoruz.

Bu nedenle, Suriye’de yaşayan çeşitli inanç ve milliyetlerden halkların haklarının korunması, sivillere yönelik saldırıların durdurulması, kadınlara karşı işlenen suçların soruşturulması ve halkların kendi kaderini tayin hakkının savunulması amacıyla yürüttüğümüz uluslararası imza kampanyasına verilen destekleri kamuoyuyla paylaşıyoruz.

Bugün başta Alevi, Dürzi ve Hristiyan toplulukları olmak üzere HTŞ’nin saldırıları altında olan halklar; sistematik şiddet, zorla yerinden edilme ve etnik-dinsel temizlik uygulamalarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Yaşananlar, tekçi ve köktendinci bir yönetim anlayışının inşasını hedefleyen politikaların sonucudur.

HTŞ ve diğer cihatçı grupların işlediği insanlık suçlarına ilişkin iddialar her geçen gün artmakta; bu ihlaller Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Uluslararası Af Örgütü, Human Rights Watch, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ve Suriye İnsan Hakları Ağı tarafından yayımlanan çeşitli raporlarda belgelenmektedir.

Başta Aleviler olmak üzere seküler yaşam tarzını ve düşünceyi benimseyen birçok kişi işlerinden uzaklaştırılmakta, mülksüzleştirilmekte ve ekonomik olarak açlığa mahkûm edilmektedir.

Suriye’de yaşanan bu insani kriz yalnızca ülke sınırları içinde değerlendirilebilecek bir mesele değildir. Baskılara, şiddete ve soykırıma uğrayan halklar ile kadınların ve sivillerin hedef alındığı sistematik saldırılar, uluslararası hukukun ve temel insan haklarının açık ihlali niteliğindedir.”

“Alevi Kadınlara Yönelik Saldırılar Tehlikeli Boyuta Ulaştı”

Celal Fırat açıklamanın devamında özellikle Alevi kadınlara yönelik kaçırma, cinsel şiddet ve zorla asimilasyon politikalarına dikkat çekti.

Fırat şu ifadeleri kullandı:

“2025 yılı boyunca çok sayıda Alevi, Dürzi ve Kürt kadın ile kız çocuğu ağır insan hakları ihlallerine maruz kalmıştır. Uluslararası kuruluşların raporları, özellikle Alevi kadın ve kız çocuklarının kaçırılması, cinsiyete dayalı şiddete uğraması, zorla evlendirilmesi ve baskı yoluyla kimliklerinden koparılması riskinin giderek arttığını ortaya koymaktadır.

Alevi kadınlara yönelik saldırılar artık son derece tehlikeli bir boyuta ulaşmıştır. Kadınların kaçırılması, özgürlüklerinden mahrum bırakılması ve maruz kaldıkları baskılar; ‘İslam’ı seçti’, ‘gönüllü olarak ayrıldı’ ya da ‘Allah yolunda gitti’ gibi söylemlerle meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Böylece kaçırma, alıkoyma ve kadınlara yönelik şiddet görünmez hâle getirilmektedir.”

Fırat, 29 Nisan 2026 tarihinde kaçırıldığı belirtilen Betül Süleyman Alluş vakasının bu saldırıların en çarpıcı örneklerinden biri olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Ailesinden alınan bilgilere göre Betül Süleyman Alluş’un, Ceble’de HTŞ kontrolündeki ve Selefi/Vahhabi anlayışın dayatıldığı bir kız yurdunda veya eğitim merkezinde tutulduğu iddia edilmektedir. Kendi iradesini özgürce ortaya koyup koyamadığı, ailesiyle serbestçe iletişim kurup kuramadığı ve hangi koşullar altında bulunduğu konusunda ciddi endişeler bulunmaktadır.

Başta Betül Süleyman Alluş olmak üzere; zulme uğrayan, kaçırılan, cinsel şiddet uygulanan bütün kadınlar için sessiz kalmak yalnızca bir kadının özgürlüğünün gasp edilmesine göz yummak anlamına gelmemekte; aynı zamanda Alevi toplumuna yönelik sistematik baskı politikalarının yaygınlaşmasına da zemin hazırlamaktadır.”

Uluslararası Raporlar ve Talepler Açıklandı

Celal Fırat açıklamasında, Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu’nun 12 Mart 2026 tarihli raporu ile Human Rights Watch’ın 2026 değerlendirmelerinde kadınların kaçırılması, cinsel şiddete maruz bırakılması ve kötü muamelenin sistematik yöntemler olarak kullanıldığına dair ciddi bulguların yer aldığını söyledi.

Açıklamada ayrıca, Mart 2025’te Alevilere yönelik saldırılarda bin 400’den fazla kişinin yaşamını yitirdiği, Temmuz 2025’te Süveyda’daki saldırılarda bin 500’den fazla Dürzi yurttaşın öldürüldüğü ve Halep’te Kürt yerleşimlerine yönelik saldırılar sonucunda yüz binlerce kişinin yerinden edildiği belirtildi.

Fırat, uluslararası topluma ve kadın örgütlerine şu çağrıyı yaptı:

“Betül Süleyman Alluş ve benzer şekilde kaçırılan tüm kadınlar derhâl özgürlüğüne kavuşturulmalı ve ailelerine teslim edilmelidir.

Suriye’de başta Alevi kadınlar olmak üzere tüm kadınlara yönelik kaçırma, cinsel şiddet, zorla evlendirme ve ideolojik baskı uygulamalarına son verilmelidir.

HTŞ ve bağlı silahlı grupların Alevilere, diğer azınlıklara ve özellikle kadınlara yönelik işlediği iddia edilen suçların araştırılması amacıyla bağımsız uluslararası bir soruşturma komisyonu oluşturulmalı ve sahada incelemeler başlatılmalıdır.

Sivillere yönelik saldırılar ve etnik-dinsel temizlik uygulamaları derhâl durdurulmalıdır.

İnsan hakları ihlalleri bağımsız mekanizmalar tarafından izlenmeli, sorumlular hakkında etkili adli süreçler işletilmelidir.

Halkların kendi kaderini tayin hakkına saygı gösterilmeli; azınlıkların güvenliği, eşit yurttaşlık ve temel hakları güvence altına alınmalıdır.”

Basın toplantısının ardından uluslararası imza kampanyasında toplanan imzalar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunuldu. Hazırlanan dosyalar ise Meclis’te bulunan siyasi partilere teslim edildi.

Alevi kurumları, sosyalist kurumlar ve Suriye İnsan Hakları Topluluğu’ndan oluşan imzacı yapılar, uluslararası kamuoyuna çağrılarını yineleyerek Suriye’de tüm halkların eşit, özgür ve güvenli yaşayabileceği demokratik bir gelecek için dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini vurguladı.

Alevi kurumlarının topladığı imzaların önümüzdeki süreçte Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulacağı belirtildi.

Son aylarda Türkiye’de ve Avrupa’da çok sayıda Alevi kurumu, demokratik kitle örgütü ve insan hakları savunucusu, Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara karşı ortak kampanyalar yürütüyor.

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan da daha önce yaptıkları açıklamada, Suriye’de Alevilere yönelik katliamların durdurulması için uluslararası kamuoyuna çağrı yapmıştı. Açıklamada, Lazkiye ve Tartus’ta yaşanan saldırıların ciddi insan hakları ihlalleri oluşturduğu vurgulanmıştı.

Öte yandan Avrupa merkezli çok sayıda insan hakları inisiyatifi ve demokratik kurum tarafından yürütülen imza kampanyalarında da Suriye’de Alevilere ve diğer azınlıklara yönelik saldırıların durdurulması, insani yardım koridorlarının açılması ve bağımsız uluslararası gözlem heyetlerinin bölgeye gönderilmesi talepleri öne çıkıyor.

Alevi kurumları, TBMM’de yürüttükleri temaslarla birlikte hem Türkiye kamuoyunda hem de uluslararası alanda dayanışmanın büyütülmesini hedefliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir