Madımak’ın Ateşi
⌈Fırat Deniz⌉
Tam otuz üç yıl oldu… Bir yaz günüydü.
Temmuz güneşi, Sivas’ın taş sokaklarına düşüyordu.
Türküler söylenecek, şiirler okunacak, dostluklar kurulacaktı.
Pir Sultan’ın dilinden insan sevgisi yankılanacaktı.
Kim bilebilirdi ki o gün,
bir otelin duvarlarına yalnızca ateşin değil,
insanlığın utancının da sinip kalacağını…
Onlar geldiler;
Bir ozanın sazında Anadolu’ydu,
bir şairin dizelerinde özgürlüktü,
bir yazarın kaleminde umuttu.
Bir karikatüristin çizgisinde gülümseme,
bir gencin gözlerinde yarınlardı.
Ne silah taşıyorlardı,
ne kin,
ne de düşmanlık…
Yanlarında yalnızca türküleri, kitapları, düşleri vardı.
Sonra…
Kalabalık büyüdü.
Öfke, aklı susturdu.
Nefret, insan sesine karıştı.
Ve Madımak’ta ateş yükseldi.
Alevler yalnız bedenleri sarmadı;
şiirleri yaktı,
türküleri yaktı,
gülüşleri yaktı,
hep birlikte yaşama inancımızı da kavurdu.
Otuz üç can…
Kimi henüz yolun başındaydı,
kimi ömrünü söze, sanata ve insana adamıştı.
Aradan yıllar geçti.
Küller savruldu,
duvarlar değişti,
şehirler büyüdü.
Ama o ateş,
annelerin yüreğinde sönmedi.
Babaların sessizliğinde sönmedi.
Kardeşlerin özleminde sönmedi.
Bu ülkenin vicdanında sönmedi.
Ve biz biliyoruz;
Çorum’un acısı da aynı yerden kanar.
Maraş’ın, Gazi’nin, Başbağlar’ın acısı da…
Çünkü acının dili, dini, mezhebi yoktur.
Yitirilen her insan, insanlığın eksilen yanıdır.
Bugün onları anarken,
yalnızca gözyaşı dökmüyoruz.
Bir söz veriyoruz:
Hiçbir çocuğun korkuyla büyümediği,
hiçbir insanın inancından, düşüncesinden, kimliğinden dolayı hedef gösterilmediği,
hiçbir türkünün ateşte yarım kalmadığı bir ülke özleminden vazgeçmeyeceğiz.
Otuz üç yıl önce Madımak’ta yitirdiğimiz canları,
Çorum’da yaşamını yitiren insanları
ve bu topraklarda nefretin karanlığına kurban verdiğimiz bütün insanları;
saygıyla, özlemle ve utançla anıyoruz.
Unutmak, ateşi küllerin altına saklamaktır.
Hatırlamak ise insan kalabilmenin son ışığıdır.
Işıklar içinde uyusunlar…
2 Temmuz’un ateşi sönmedi;
ama insanlık umudu da tükenmedi.

Not: Yasemin Sivri, Serkan Doğan, Menekşe Kaya. 3. Geleneksel Pir Sultan Abdal Kültür Şenlikleri, 12-13 Haziran 1992, Sivas Banaz. | Fotoğraf: Yeter ve Ahmet Sivri arşivi



Alevi Haber Ağı
Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.
Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.
Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı