Kerbela, Matem, Aleviler ve Yasın Toplumsallaşması
⌈Sevde Ergin⌉
Kerbela yalnızca geçmişte yaşanmış tarihsel bir ”olay” değildir. Kerbela, mazlum ile zalim arasındaki mücadelenin insanlık hafızasına kazınmış en güçlü sembollerinden biridir. Aleviler açısından ise Kerbela, yalnızca Hz. Hüseyin ve yol arkadaşlarının katledilmesini ifade etmez; aynı zamanda adaletin, hakikatin, insan onurunun ve mazlumdan yana olmanın tarihsel manifestosudur. Bu nedenle Alevilikte Muharrem ve matem, sıradan bir yas pratiği değildir. Alevi toplumsallığında matem, geçmişte yaşanan bir acının anılmasıyla sınırlı kalmaz; yaşananların her boyutuyla toplumsal hafızada canlı tutulmasının, zulme karşı vicdanın diri tutulmasının ve toplumsal sorumluluğun yeniden üretilmesinin bir aracına dönüşü .Kerbela’nın üzerinden yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen hala canlılığını korumasının nedeni de budur. Çünkü Kerbela, yalnızca tarihin konusu değil, insanlığın vicdanıdır.
Kerbela’nın Tarihsel Anlamı
Kerbela çoğu zaman bir iktidar mücadelesi gibi anlatılmaya çalışılır. Oysa Kerbela’nın özü iktidar değil ahlaktır. Yezid’in temsil ettiği anlayış, gücün hakikatin önüne geçirilmesidir. Hz. Hüseyin’in temsil ettiği anlayış ise hakikatin güçten üstün tutulmasıdır. Bu nedenle Kerbela’da karşı karşıya gelen iki kişi ya da iki aile değil, iki farklı dünya görüşüdür. Bir tarafta zulmü meşrulaştıran, biatı esas alan, itaati kutsayan anlayış vardır. Diğer tarafta ise insan insan eden temel değerler bağlılığı ve inancı esas alan, insan onurunu savunan, adaleti her şeyin üzerinde gören anlayış bulunmaktadır. Alevilik tarih boyunca kendisini bu ikinci çizginin devamı olarak görmüştür. Bu nedenle Kerbela, Alevi inanç dünyasında yalnızca bir anma konusu değil, bir yaşam felsefesidir.
Matem Bir Acı Değil, Bir Bilinçtir
Alevilikte matem yalnızca gözyaşı dökmek değildir. Matem, insanın kendisiyle yüzleşmesidir. Matem, zulüm karşısındaki sorumluluğunu hatırlamasıdır. Matem, mazlumdan yana olma sözünü yeniden vermesidir. Bu nedenle Muharrem orucu da yalnızca aç kalmak olarak değerlendirilemez. Muharrem orucu, insanın nefsini sorgulamasıdır. Paylaşmayı öğrenmesidir. Acıyı bireysel olmaktan çıkarıp toplumsal bir sorumluluğa dönüştürmesidir. Alevi toplumu Muharrem boyunca yalnızca Kerbela’yı anmaz; aynı zamanda kendi vicdanını da sınar. Alevi yol değerlerine ve yolun önderlerine ne kadar bağlı olduğunu sorgular. İkrarına ne kadar sadık kaldığını gözden geçirir.
Yasın Toplumsallaşması
Modern dünyada yas giderek bireyselleşmektedir. Acılar özel alanlara sıkıştırılmakta, toplumsal hafıza parçalanmaktadır. Alevilik ise bunun tam tersine yasın toplumsallaştırıldığı bir kültüre sahiptir. Muharrem lokmaları bunun en somut örneklerinden biridir. Bir kişinin verdiği lokma aslında bütün toplumla paylaşılır. Bir kişinin acısı bütün toplumun acısına dönüşür. Bir kişinin duası bütün toplumun duası olur. Çünkü Alevilikte insan tek başına var olmaz. Can, ancak diğer canlarla birlikte anlam kazanır. Bu nedenle matem yalnızca bireysel bir duygu hali değil, kolektif bir bilinç üretimidir. Kerbela’nın hafızası da bu toplumsal bilinç sayesinde yüzyıllardır yaşamaktadır.
Alevi Toplumsallığının Temeli Olarak Kerbela
Kerbela’nın Alevi toplumundaki etkisi yalnızca inançsal değildir. Aynı zamanda ahlaki, kültürel ve siyasal bir boyuta sahiptir. Çünkü Kerbela, zalimin karşısında susmamayı, haksızlık karşısında taraf olmayı ve mazlumdan yana durmayı öğretir. Bu nedenle Alevi tarihinde yaşanan Maraş, Çorum, Dersim, Sivas ve benzeri katliamlar Kerbela hafızasının ışığında anlamlandırılır. Alevi toplumu bu yaşanmışlıkları birbirinden bağımsız trajediler olarak değil, aynı inkârcı ve tahakkümcü zihniyetin farklı tarihsel dönemlerdeki tezahürleri olarak görür. Bu bakımdan söz konusu katliamlar, Alevi hafızasında yalnızca acının değil, hakikat uğruna verilen direnişin de tarihsel duraklarıdır.Bu bakımdan Kerbela geçmişte kalmış bir tarih değildir. Her dönemde yeniden yaşanan adaletsizliklere karşı bir vicdan ölçüsüdür.
Kerbela’nın gerçek anlamı, yalnızca Hz. Hüseyin için gözyaşı dökmekte değildir. Asıl mesele, Hz. Hüseyin’in neden direndiğini anlamaktadır. Matemin gerçek anlamı da yalnızca yas tutmak değildir. Asıl mesele, zulmün karşısında susmama iradesini yaşatmaktır. Aleviler için Muharrem, geçmişe dönük bir ağıt değil; geleceğe dönük bir söz verme zamanıdır. Bu söz, gerçeklerden ve Alevi yol değerlerinden ayrılmama sözüdür. Bu söz, mazlumdan yana olma sözüdür. Bu söz, insan onurunu her türlü iktidarın üzerinde tutma sözüdür. Bu nedenle Kerbela yalnızca bir tarih değildir. Kerbela, Alevi toplumsallığının vicdanı, hafızası ve gerçeklerle kurduğu ilişkinin adıdır.

Alevi Haber Ağı
Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.
Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.
Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı