Paz. Tem 26th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Yeni Parti Değil, Eskinin Yeni Diye Sunulmasıdır”

⌈Aziz Tunç⌉

Bilindiği gibi CHP’de yaşanan gelişmeler hem bu tezgâhı kuranlar hem de bütün kamuoyu tarafından yakından takip edilmiştir. Erdoğan’ın yargısının eliyle yaratılan CHP içindeki çatışmalar, beklenen noktaya geldi. Erdoğan’ın ısrarlı çabasının, Erdoğan yargısının marifetiyle ve Kılıçdaroğlu’nun aparatlığında, CHP ikiye bölündü. Bir yanda Kılıçdaroğlu’nun çevresinde kalan az sayıda milletvekili ile eski CHP devam edecek. Diğer yanda Ö. Özel ile birlikte ayrılan çoğunluk, yeni bir parti kurarak siyasal hayata katılmıştır.

Bu işte kim ne kazandı? Herkes biliyor ki bu tuzağı kuran Erdoğan’ın, bir kez daha cumhurbaşkanı olma yolunda, önemli bir mevzii elde ettiği kesin. Ayrıca görünen resme bakılırsa Ö. Özel açısından da önemli bir avantaj var gibi görünüyor.

Kılıçdaroğlu ise oldukça kötü bir biçimde kaybeden taraf durumdadır. Ancak Kılıçdaroğlu ve ekibi bu durumu hiç sorun etmeyen bir rahatlık içinde bulunmaktadırlar. Kılıçdaroğlu neden bu kadar rahat? Çünkü Kılıçdaroğlu, Ö. Özel ve yeni Parti düşmanlığı üzerinde Erdoğan’la stratejik bir ittifak kurduğu, sırtını Erdoğan’a verdiği anlaşılmaktadır.

Öte yanda Kılıçdaroğlu’na güç ve güvence veren aynı Erdoğan’ın Özgür Özel’in handikabı olduğu görülmektedir.

Erdoğan’ın Stratejisi Ve Özgür Özel’in Handikabı

Çünkü CHP’yi bu duruma getiren Erdoğan, bir kez daha cumhurbaşkanı olma planını bozmak isteyen bir Ö. Özel’e ve partisine izin vermeyecek, istediği sonucu almak için her türlü yönteme başvuracak, baskıları yoğunlaştıracaktır. Bu kurulan tuzağın kuralıdır. Bu amaçla Erdoğan, Ö. Özel veya ekibini tutuklatabilir. Aynı şekilde bundan etkilenen Ö. Özel’in yanındakilerin geri çekilmesini sağlayabilir. Böylece Ö. Özel’in enerjisini, motivasyonu, zayıflatabilir. Kılıçdaroğlu ve ekibi de bu sürecin istendiği gibi ilerlemesi için Erdoğan’a ellerinden gelen her türlü desteği sunacaktır.

Buna karşı Ö. Özel’in izleyebileceği yegâne mücadele stratejisi, birinci olarak, Türkiye’nin gerçeklerine ve sosyolojisine uygun, gerçekten demokratik bir politik hat belirlemesidir.

İkinci olarak bu gerçekten demokratik programın, politikanın hayat bulmasını sağlamak için militan bir kitle mücadelesine önderlik etmeyi göze almak ve buna hazır olmaktır.

Ö. Özel’in kendisinden de grubunda bu iki özellik yok.

En başında radikal bir demokratik programı düşünmedikleri, iki gündür yaptıkları açıklamalarda ve icraatlarda görülmektedir.

Lozan ve Kurucu Kodlar Tartışması

Ö. Özel’in yeni partisi adına yapılan açıklamada, hiç gerekmediği veya zorunlu olunmadığı, ayrıca kimsenin dikkatini çekmeyeceği bilindiği halde, ısrarla ve bir çok defa tekrarlanarak “Lozan ve kurucu kodlar” vurgusu yapılmıştır. Israrla yapılan bu belirlemeler, bu partinin nerede durduğunu, nasıl bir politik hat izleyeceğini göstermektedir.

Ö. Özel’in ve yeni partisinin desteğini isteyeceği ve bu toprakların hem en kadim hem oldukça kalabalık toplumları olan Kürtler ve Aleviler, o “Lozan’ın kuruluş kodlarının” ne demek olduğunu çok iyi biliyorlar. Çünkü o süreçlerin mağdurudurlar. Lozan’da Kürtler bölünmüş, Lozan’ın sağladığı destekle Alevilerin kurumları kapatılmış veya dağıtılmıştır.

Bu toplumsal kesimler daha sonra soykırımlar ve katliamlar yaşamışlardır. O dönem ve daha sonraki yıllarda bu konuya dair ne yaptılarsa seslerini duyuramamış, dertlerini anlatamamışlardır.

Hem Lozan’ın hem kuruluş kodlarının yanlışlıklarının en çok tartışıldığı bir süreçte Ö. Özel’in partisinin bu politikalara ve bu kavramlara sarılarak toplumsal bir gelecek planlaması mümkün değildir.

Peki Ö. Özel’in yeni partisinin yetkilisi, Lozan ve kuruluş kodlarının mağdurlarını kaybetme pahasına neden bu kadar sık vurgu yaptı? Çünkü Ö. Özel, Erdoğan’ın saldıracağından korkuyor. Ayrıca Erdoğan’dan iktidarı alacak kadar büyümeyi göze alamadığı da düşünülebilir. Hem bu yolla Erdoğan’ın hışmının hedefi olmak istemiyor, hem de kuruluş kodlarının güvenli sularında, sistem politikacısı olmanın sefasını sürmek istiyor olabilir.

Demokratikleşme ve Mücadele Tartışması

Aynı şekilde CHP’nin tedrisatında yetişmiş olan söz konusu yeni partinin kadrolarının militan bir kitle mücadelesine önderlik edecek, bedel ödemeyi göze alan kalibrede olmadığı da ortadadır. Doğrusu, bu ülkeye demokrasi getirmeye karar vermiş olan bir partinin kadro yapısının, sonuç almaya kilitlenmiş, karşısına çıkan engelleri aşmaya kararlı ve ayrıca bunun gerektirdiği kitlesel desteğe sahip olması gerekiyor.

Dolayısıyla Kürt ve Alevi düşmanı bir politikayla ve burjuva, küçük burjuva kadrolarla Türk devletinin demokratikleştirmek iddiası gerçek dışıdır, yanıltıcıdır.

Bu durumda Ö. Özel ve ekibinin kurduğu yeni partinin gerçek anlamda bir demokratik mücadele yürütmesi mümkün görünmüyor.

Zaten Kılıçdaroğlu’nun ne yapacağına dair insiyatif devlette, kuruluş kodları politikasıyla Ö. Özel’in kaderini de devlet belirleyecektir. Böylece bu iki yapının yapacaklarını, yapabileceklerini tayin eden bütün süreç, Erdoğan’ın kontrolünde olacaktır.

Kaçırılan Tarihi Fırsat

Halbuki Ö. Özel ve ekibi, tarihi bir fırsatı ve imkânı iyi değerlendirebilirlerdi. Türkiye’de Lozan’la ve kurucu kodlarla hesaplaşmayı göze alan, gerçek anlamda sosyal demokrat bir partinin bulunmuyor olması ve böyle bir parti talebin mevcut koşullarda güçlü bir toplumsal desteğe sahip olması, bu konuda önemli imkanlar sunmaktadır.

Böyle olduğu için Kürt halkının, Alevilerin ve bilumum demokrasi güçlerinin yarattığı muazzam bir enerji Türk devletini gerçekten demokratikleştirmek için mücadele etmektedirler. Yakın dönemde yapılan belediye ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kürtlerin ve Alevilerin desteğiyle Ö. Özel ve partisinin elde etiği kazanımları bu mücadele sayesinde elde etmiştir.

Tam da bu gerçekten hareketle, Ö. Özel ve ekibi, Türkiye’yi demokratikleşme ihtiyacının karşılığı olarak ve aynı zamanda Kürt sorunun, Alevi sorunun çözümü için bu gelişmeyi değerlendirilebilir, demokratikleşme mücadelesine doğrudan sahip çıkabilirdi.

Elbette bunun riskleri vardır ve sonuç hemen istenen başarının yakalanması olmayabilirdi. Çünkü demokrasi mücadelesi, hükümet olmak ve birkaç yasayı, yada birkaç yasa maddesini değiştirmek değildir. Köklü alt üst oluşların yaşandığı süreçtir, demokratikleşme süreci.

Böyle bir perspektifle sürdürülecek olan demokratikleşme mücadelesi, bu yönlü kararlı ve tutarlı bir çaba bu ülkenin iki yüz yıldır yakalayamadığı demokratikleşme konusunda yeni bir gelişmeye yol açabilirdi. Oysa ki Ö. Özel ve ekibi, kendi iç iktidar sorunlarıyla meşgul olmuşlar ve süreci ıskalamışlardır.

Ayrıca bu gelişmenin barış ve demokratik toplum sürecini olumsuz etkileme ihtimalini de hesaba katmak gerekiyor.

Sonuç

Son olarak Ö. Özel’in yeni partisinin kurulması, özgürlük ve demokrasi güçlerinin kendilerine yönelmelerine vesile olmalıdır. Bir kez daha ezilen kitlelere yönelmek ve ısrarla mücadele alanlarında örgütlenmek gerektiği açıktır.

Bu despot, zorba, ırkçı, gerici sistemden yararlananların ve bu sistemin sahiplerinin halkların dertlerine derman olmayacakları, yaşanan binlerce tecrübe ile sabittir. Aralarındaki kavgaların, ezilenlerin güvencesi olmadığını bu vesileyle bir kez daha görülmüştür. Umut, burjuva, küçük burjuva kliklerden değil, direnen örgütlü halkların gücündedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir