Aleviler, Eşit Yurttaşlık ve Laik, Demokratik Türkiye Mücadelesi
⌈Hasan Subaşı⌉
Laiklik Yalnızca Bir Yönetim Biçimi Değil, Birlikte Yaşamanın Temel Güvencesidir
Türkiye’nin en temel demokrasi sorunlarından biri, farklı kimliklerin, inançların ve kültürlerin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabileceği demokratik bir düzenin hâlâ kurulamamış olmasıdır. Bu sorunun en ağır sonuçlarını yaşayan toplumsal kesimlerin başında ise kuşkusuz Aleviler gelmektedir.
Cumhuriyet tarihi boyunca Aleviler, yalnızca inançlarının tanınması için değil; aynı zamanda eşit yurttaşlık, demokrasi, laiklik ve insan hakları için de mücadele ettiler. Çünkü Alevi toplumunun tarihsel deneyimi, inanç özgürlüğünün ancak demokratik ve laik bir hukuk devleti içinde güvence altına alınabileceğini defalarca göstermiştir. Bugün yaşanan gelişmeler, bu mücadelenin hâlâ güncelliğini koruduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır.
Eğitimde Dincileşme Yeni Bir Aşamaya Ulaşıyor
Son yıllarda eğitim sistemi yalnızca pedagojik tartışmaların değil, aynı zamanda ideolojik dönüşüm politikalarının da merkezine yerleşmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın çeşitli dini vakıf ve derneklerle yaptığı protokoller, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın eğitim alanındaki etkisinin giderek artması, çeşitli dini yapıların ve tarikatların okul yaşamının farklı alanlarında görünür hâle gelmesi kamuoyunda yoğun biçimde tartışılmaktadır.
Okullarda mescit açılmasına ilişkin uygulamalar da bu tartışmaların son halkasını oluşturmaktadır. Burada tartışılan konu insanların ibadet özgürlüğü değildir. Hiç kimsenin ibadet hakkı sorgulanamaz. Demokratik bir toplumda herkes inancını özgürce yaşama hakkına sahiptir. Ancak aynı şekilde hiçbir kamu kurumu da belirli bir inanç anlayışını kamusal yaşamın merkezine yerleştiremez. Devletin görevi herhangi bir inancı örgütlemek değil; bütün inançlar ve inançsızlıklar karşısında tarafsız kalmaktır.
Laiklik Din Karşıtlığı Değil, İnanç Özgürlüğünün Güvencesidir
Türkiye’de yıllardır laiklik kavramı bilinçli biçimde çarpıtılmaktadır. Oysa laiklik, din karşıtlığı değildir. Laiklik; devletin bütün inançlara eşit mesafede durmasıdır. Hiçbir toplumsal kesimin inancı nedeniyle ayrıcalıklı ya da dezavantajlı hâle gelmemesidir. Çocukların dini ve mezhebi kimliklerine göre ayrıştırılmamasıdır. Kamusal eğitimin bilimsel esaslara göre yürütülmesidir.
Bu nedenle laiklik yalnızca Alevilerin değil; Sünnilerin, Hristiyanların, Musevilerin, Ezidilerin, Ateistlerin, Agnostiklerin ve Türkiye’de yaşayan bütün toplumsal kesimlerin ortak güvencesidir. Laikliğin zayıfladığı her toplumda önce farklı inançlar baskı altına alınır; ardından demokrasi, hukuk ve özgürlükler geriler.
Alevi Çocukları Açısından Yeni Bir Asimilasyon Süreci
Alevi hareketinin yıllardır dile getirdiği temel sorunlardan biri, eğitim sistemi üzerinden sürdürülen asimilasyon politikalarıdır. Zorunlu din dersleri bunun en belirgin örneklerinden biri olmuştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye aleyhine verdiği kararlar da bu uygulamanın hak ihlali oluşturduğunu ortaya koymuştur. Buna rağmen sorun çözülmediği gibi, bugün eğitim alanında yaşanan yeni düzenlemeler Alevi toplumunda yeni kaygılar yaratmaktadır.
Okullarda dini mekânların yaygınlaştırılması, eğitim politikalarının dini referanslarla şekillendirilmesi ve farklı dini yapıların eğitim süreçlerinde daha görünür hâle gelmesi, Alevi aileleri açısından yalnızca eğitim politikası değil; aynı zamanda eşit yurttaşlık sorunu olarak görülmektedir. Çünkü çocukların ortak kamusal alanda kendilerini dışlanmış hissetmeleri, çoğunluğa uyum sağlama baskısı yaşamaları veya kendi kimliklerini görünmez kılmaya yönelmeleri toplumsal barışı güçlendirmez. Tam tersine, farklılıkları derinleştirir.
Laik ve Bilimsel Eğitim Toplumun Ortak Geleceğidir
Eğitimin görevi tek tip insan yetiştirmek değildir. Eğitim; sorgulayan, üreten, özgür düşünen, bilimsel yöntemi benimseyen, farklılıklarla birlikte yaşamayı öğrenen bireyler yetiştirmektir. Okullar; çocukların mezheplerine göre ayrıştığı değil, birlikte büyüdüğü yerler olmalıdır. Bilimin yerine dogmanın, eleştirel düşüncenin yerine itaat kültürünün, özgür bireyin yerine tek tip anlayışın egemen olduğu bir eğitim sistemi yalnızca Aleviler için değil, bütün toplum için ciddi sonuçlar doğurur.
Eşit Yurttaşlık Demokratik Cumhuriyetin Temelidir
Alevilerin talebi hiçbir zaman ayrıcalık olmadı. İstenen şey; eşit yurttaşlık, eşit haklar, eşit kamusal temsil, eşit inanç özgürlüğüdür. Bu talepler yalnızca Alevilerin değil, demokratik bir toplumda yaşayan herkesin ortak talepleridir. Gerçek demokrasi, çoğunluğun azınlık üzerinde tahakküm kurduğu değil; farklılıkların hukuk güvencesi altında eşit biçimde yaşayabildiği rejimdir.
Birleşik Demokratik Muhalefetin Önemi
Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal ve toplumsal tablo, yalnızca tek tek toplumsal kesimlerin kendi alanlarında yürüttüğü mücadelelerle değiştirilemez. Emekten, barıştan, özgürlükten, laiklikten ve demokrasiden yana toplumsal güçlerle ortak mücadele yürüttüğünde daha güçlü sonuçlar elde etmiştir. Bugün de aynı ihtiyaç devam etmektedir. Alevilerin, Kürtlerin, işçi sınıfının, kadın hareketinin, gençliğin, çevre hareketlerinin, demokrasi güçlerinin, sendikaların, meslek örgütlerinin, akademinin, kültür ve sanat çevrelerinin ortak demokratik zeminde buluşması, Türkiye’nin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Alevi hareketi bu ortak mücadelenin yalnızca destekçisi değil, kurucu ve öncü güçlerinden biri olmaldır!
Laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti yalnızca anayasal bir tanım değildir; birlikte yaşamanın en güçlü güvencesidir. Bugün Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesi ile Türkiye’nin demokrasi mücadelesi birbirinden ayrı düşünülemez. Çünkü laikliğin gerilediği yerde demokrasi de geriler. Bilimsel eğitimin zayıfladığı yerde özgür düşünce zayıflar. Eşit yurttaşlığın olmadığı yerde toplumsal barış kurulamaz.
Bu nedenle Alevi toplumunun mücadelesi yalnızca kendi inanç haklarının mücadelesi değildir. Aynı zamanda bütün halkların özgürce, eşitçe ve kardeşçe yaşayabileceği demokratik bir Türkiye mücadelesidir. Bugün ihtiyaç duyulan şey, farklılıklarımızı ayrışmanın değil, ortak geleceğin zenginliği olarak gören; laikliği, hukukun üstünlüğünü, bilimi ve eşit yurttaşlığı esas alan güçlü bir demokratik toplumsal dayanışmayı büyütebilmektir. Ancak böyle bir mücadele hattı, Türkiye’nin demokratik geleceğine kalıcı bir katkı sunabilir.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler