Cts. Ağu 8th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Toplumsal Barış, Kapsayıcı Adalet Olmadan Kurulamaz

⌈Ali Özcan⌉

Resmî adı “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” olan bu 12 maddelik düzenleme, Kürt meselesinin çözümüne ya da Doğu ve Güneydoğu’da yıllardır biriken siyasal, toplumsal ve ekonomik sorunlara kapsamlı bir yanıt sunmamaktadır. Esasen belirli koşullar altında silahlı örgüt üyelerinin hukuki durumunu düzenleyen sınırlı bir geçiş mekanizmasıdır.

Buna rağmen teklif, kamuoyuna tarihî bir toplumsal barış adımı gibi sunulmaktadır. Oysa bölgenin kronik işsizlik, yoksulluk, göç, eğitim ve sağlık hizmetlerindeki yetersizlik, kültürel haklar ve hukuk devleti alanındaki temel sorunları olduğu gibi yerinde durmaktadır. Bu sorunlara yönelik somut ve kalıcı reformlar olmadan toplumsal bütünleşmeden söz etmek mümkün değildir.

Daha dikkat çekici olan ise, teklifin kapsayıcılık konusunda ciddi eksiklikler taşımasıdır. Türkiye’de yıllardır inanç özgürlüğü konusunda eşit yurttaşlık talep eden Alevilerin temel sorunlarına bu düzenlemede yer verilmemektedir. Aleviliğin hukuki statüsü, cemevlerinin konumu, zorunlu din dersleri ve inanç özgürlüğüne ilişkin talepler yine karşılıksız bırakılmıştır. Toplumsal dayanışmadan söz edilirken milyonlarca Alevinin eşit yurttaşlık taleplerinin görmezden gelinmesi önemli bir eksikliktir.

Bunun yanında, farklı düşünceleri nedeniyle cezaevinde bulunan çok sayıda siyasi tutuklu ve hükümlünün durumu da bu düzenlemenin kapsamı dışında kalmaktadır. Toplumun geniş kesimlerini ilgilendiren adalet, ifade özgürlüğü ve hukuk devleti tartışmaları ele alınmadan yalnızca belirli bir alana odaklanan bir yaklaşımın toplumsal uzlaşmayı tek başına sağlayacağına inanmak güçtür.

Eleştirileri “barış karşıtlığı” ya da “ihanet” olarak yaftalamak da demokratik tartışmaya katkı sunmaz. Tam tersine, toplumun farklı kesimlerinin taleplerini dinlemek ve bunları hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde değerlendirmek kalıcı barışın ön koşuludur.

Bu nedenle söz konusu teklif, birçok kişi tarafından kapsamlı bir demokratikleşme programından ziyade sınırlı bir hukuki düzenleme olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca eleştirmenler, bu tür adımların geniş kapsamlı demokratik reformlarla desteklenmemesi hâlinde, mevcut siyasal düzeni güçlendirmeye hizmet eden bir araç olarak algılanabileceğini ifade etmektedir.

Gerçek toplumsal barış; yalnızca silahların susmasıyla değil, herkes için eşit yurttaşlığın sağlanmasıyla mümkündür. Kürtlerin demokratik hakları, Alevilerin inanç özgürlüğü, ifade ve örgütlenme özgürlüğü, bağımsız yargı, adil yargılanma hakkı ve ekonomik eşitsizliklerin giderilmesi aynı demokratik sürecin ayrılmaz parçalarıdır.

Toplumun ihtiyacı, dar kapsamlı ve geçici düzenlemeler değil; kimseyi dışlamayan, tüm halkların ve inançların eşit haklara sahip olduğu gerçek bir demokratikleşme programıdır. Ancak o zaman toplumsal bütünleşme söylemi, siyasi bir slogan olmaktan çıkıp somut bir gerçeğe dönüşebilirBu nedenle bu düzenlemeyi yalnızca hukuki bir metin olarak değil, siyasal sonuçları bakımından da değerlendirmek gerekir. Benim değerlendirmeme göre bu teklif, toplumsal barışı bütün yönleriyle inşa etmeye yönelik kapsamlı bir demokratikleşme programından çok, mevcut siyasal dengeleri yeniden şekillendirmeye dönük stratejik bir adımdır. Bu yaklaşımın temel hedefinin, iktidarın gelecekteki siyasal konumunu güçlendirmek ve yeni dönemde kendi siyasi meşruiyetini tahkim etmek olduğu yönünde ciddi tartışmalar bulunmaktadır.

Bu süreçte iktidarla aynı zeminde hareket eden ya da bu düzenlemeyi yeterli gören muhalefet partilerinin de daha dikkatli davranması gerekmektedir. Çünkü gerçek bir barış ve demokratikleşme süreci; yalnızca belirli bir kesime yönelik sınırlı hukuki düzenlemelerle değil, Kürt halkının demokratik haklarını, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerini, düşünce ve ifade özgürlüğünü, adil yargılanma hakkını ve cezaevlerindeki siyasi nitelikli davalara ilişkin hukuk devleti ilkelerini birlikte ele alan kapsamlı reformlarla mümkündür.

Aksi halde atılan bu tür adımlar, toplumsal sorunları çözmekten çok, mücadeleyi zamana yayan, beklentileri yöneten ve kamuoyunda “çözüm süreci” algısı oluşturan sembolik düzenlemeler olarak kalacaktır. Kalıcı barışın ölçüsü, yapılan açıklamalar değil; halkın gündelik yaşamında hissedilen adalet, özgürlük ve eşitliktir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir