Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Faşizm Üzerine!

“Bitkin düşmüşleri,

Zavallıları ver bana.

Özgürce soluk almaya hasret,

Biçare kalabalığı getir.

Sefillere yer yok,

Bereketli kıyılarında.

Bana evsizleri gönder,

Fırtınanın savurduklarını.

Sana fenerimi tutuyorum,

Altın Kapı’nın yanında”.

Şair Emma Lazarus The New Colossus (Yeni Görkem) adlı yukarıdaki şiirinde Özgürlük Anıtı’nı “Sürgünlerin Anası” olarak ele alıyor. Bu şiir Lazarus’un anısına bir plakete yazılarak 1903’te Özgürlük Anıtı’nın içine konuluyor.

Şu günlerde, ABD’deki siyahilerin “Sürgünlerin Anası”na en çok ihtiyaç duyduğu günlerden geçiliyor.

ABD’de korona virüsü (Covid-19) daha çok Afrika kökenli Amerikalıların yaşadığı mahalleleri vuruyor.

Korona’dan kurtulmayı başaran George Floyd’ın boğazına diziyle basınç yapan beyaz polis bir siyahiyi daha ABD’de öldürülüyor.

Hem de “nefes alamıyorum” çığlığına, yaptığının kayıt altına alındığını bilmesine ve çevredekilerin ricalarına rağmen, polis elini bile cebinden çıkarmadan, öldürene dek işkencesine devam ediyor.

Başkent Ankara’da, 20 yaşındaki Barış Çakan Kürtçe müzik dinlediği için, 3 faşist tarafından kalbinden bıçaklanarak öldürülüyor.

Gazeteci, Yazar Hrant Dink, arkadan kafasına sıkılan üç kurşunla öldürülüyor. Kötülüğün sınırı olmasa gerek ki, olayın üzerinden yaklaşık 13 yıl geçmesine rağmen, bu kez de derin acılarla baş başa bırakılan Eşiti Rakel Dink’e “Bir gece ansızın gelebiliriz” diye ölüm mesajı gönderiliyor.

Açıkça “Eşini katlettik, ama kana doymadık” deniyor.

Suriye’den, savaştan kaçan, ölümden kurtulmuş 629 göçmenin bulunduğu bir tekneyi ağırlamayı reddeden Avrupa hükümetlerinin neredeyse tamamı (512 milyon yurttaşı temsilen) şimdi Korona karşısında çaresiz kalıp, ölümlerle yüzleşiyor.

ABD’den Rusya’ya, Türkiye’den Polonya’ya ve Macaristan’dan İtalya’ya dek, İlliberal İnternational (Evrensel Bağnazlık) ilerliyor.

Dünya’nın her yerinde göçmen düşmanı, ırkçı, popülist partiler oy patlaması yapıyor.

ABD’de, Brezilya’da, Fransa’da, İtalya’da, Almanya’da, Avusturya’da, Polanya’da, Macaristan’da, Türkiye’de gelişen milliyetçilik, yarattığı psikolojik ve ahlaki zıtlıklar kadar, faşizmin

bütün gelişim aşamalarını gözler önüne seriyor.

Evrensel değerlerden hızla uzaklaşan partilerin hemen hepsinin; etik ve ahlaki bir revizyona neden olduğu tartışma götürmüyor.

Bu ırkçı yapılanmalar; kendi otonomisi ve düşünsel bağımsızlığı içinde, demokrasi ve pozitivizm gibi yerleşik sistemlere karşı olan, bir kopma ideolojisi olduğu, tüm gerçekliğiyle anlaşılıyor.

Hem toplumsal hem de birey karşıtı olan, yeni ve kendine özgü bir kültürün temellerini atan bu gerici partiler deyim yerindeyde faşizmin ayak sesleri oluyor.

Bu ırkçı partilere oy verenlerin çoğunluğu faşizmi, temelde kültürel bir fenomen olarak ele alıyor.

Bize ise; kamufle edilmiş beceriksizliğimizden acilen kurtulup, yeni söylem ve eylemler geliştirip, şu karabasan günlerinden kurtulmamız gerekiyor.

Biliyoruz ki; Irkçılık bir hastalıktır ve bu hastalıkla acilen mücadele edilmelidir.

Erdal Kılıçkaya

2 Haziran 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.