Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Britanya Alevi Federasyonu: Madımak’ta Kaybettiğimiz Canlarımızı Anıyoruz!

Britanya Alevi Federasyonu, 2 Temmuz 1993 yılında düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenliklerine katılmak için Sivas’a giden  33 aydın ve sanatçının Madımak Oteli’nde katledilmlerinin  27’inci yıl dönümü ne­deniyle Londra’da yürüyüş ve miting düzenleyecek.

2 Tem­muz 2020 Perşembe günü saat 14.00’de Dalston Junctıon E8 adresinde bir araya gelen kitle, buradan Stoke Newington Common Parkına yürüyecek. ‘Londra Sivas Katliamı Anıtı‘nın bulunduğu Stoke Newington Common Parkı’nda  saat:15:00’de 33 can için miting ve anma etkinliği yapılacak.

Britanya Alevi Federasyonu bundan tam 27 yıl önce, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta 33 insanın  kamuoyu önünde 8 saat boyunca diri diri yakılarak katledilmlerine ve Londra’da yapılacak anma etkinliklerine ilişkin yazılı bir açıkama yaptı.

”Biz bitti demeden bu dava bitmeyecek. ”

‘‘Madımak’ta Kaybettiğimiz Canlarımızı Anıyoruz‘‘ başlığıyla yapılan BAF açıklamasında, ‘‘Yirmiyedi yıl aradan sonra Madımak’ta katledilen Canlarımız için adalet arayışımız devam ediyor. ‘‘ denildi. Açıklamanın devamında, 2 Temmuz 1993 Sivas  katliamına ilişkin şu ifadelere yer verildi:

2 Temmuz 1993 tarihinde bütün devlet güçlerinin gözü önünde, yobazlar tarafından ateşe verilen Sivas Madımak Otelinde katledilen tüm canlarımız, Semahçılarımız, sanatçılarımız, yazarlarımız, gazetecilerimiz tüm alevilerin onurudur. Davaları hepimizin davasıdır. Biz bitti demeden bu dava bitmeyecek.

Sivas Madımak katliamı, Maraş katliamı ve devlet destekli yapılmış olan tüm diğer katliamlarda rol alan katiller ve figüranlar sürekli mükafatlandırıldılar. Madımak Otelini ateşe veren yobaz güruh ve onların yöneticileri de diğer katliamlarda olduğu gibi devlet tarafından mükafatlandırılmıştır. ‘‘

” Cumhuriyet döneminde de bu anlayış fazla değişmedi”

Türkiye Cumhuriyeti devleti nin Alevilere yaklaşımının istisnalar hariç Osmanlının yaklaşımlarından bir farkın olmadığına vurgu yapılan açıklamad, ‘‘ Aleviler açısından istisnalar hariç Türkiye Cumhuriyeti devleti, İslam Halifesi ve Osmanlı mirasçısı anlayışlarla devam ettirildi, bu nedenle Osmanlı rejiminde Alevilere nasıl davranıldıysa Cumhuriyet döneminde de bu anlayış fazla değişmedi. Koçgiri’den günümüze kadar Alevileri katletmek İslam dini’nin bir gereği olarak sunuldu. Maraş, Çorum ve Madımak katliamlarının Cuma namazı cemaatlerindeki yobaz güruhlara yaptırılması tesadüf değildir. Ayrıca Dersim soykırımında Jandarma umum komutanlığının hazırladığı kitapcıklarda ‘’bunların (Kızılbaşların) katli dinimizce’de uygundur, bunların namus anlayışı yoktur’’ diye yazılması bize yapılan katliamların nereye dayandıldığı net olarak görülmektedir.‘‘ ifadeleri yer aldı.

”Katliamın gerçekleştirildiği bölgeye bilerek hiçbir polis gücü de gönderilmedi”

Sivas Katliamı‘nın devletin gözetimi altında yapıldığına dikkat çekilen açıklamada, Alevilere yönelik katliamların alt yapısını hazırlayanların genellikle devlet yetkilileri olduğu bilinmektedir denildi:

‘‘Sivas Madımak katliamı başta olmak üzere, katliamları yaptıranların ve alt yapıyı hazırlayanların devlet yetkilileri olduğunu sürekli dile getirdik. Dönemin Sivas Belediyesi tarafından katliamdan birkaç gün önce şehrin içinde hiçbir yerde kaldırım çalışması gibi bir faaliyet yok iken, Madımak Otelinin çevresine kamyonlar dolusu parke taşları bırakıldı. Dönemin belediye başkanı katliam sırasında “gazanız mübarek olsun” diyerek katliamda tahrik edici bir rol oynadı. Otelin önünde bulunan askerler ise katliamcı güruha herhangi bir müdahalede bulunmadan otelin önünden ayrılarak katliamın yolunu açtılar. Katliamın gerçekleştirildiği bölgeye bilerek hiçbir polis gücü de gönderilmedi. Göstermelik olarak gelen birkaç polis ise, ya olayları izledi ya da katliamcılarla kol kola hareket etti. ‘‘ ifadelerinin yer aldığı açıklamanın devamında, şunlar kaydedildi:

‘‘Alevilere yapılan katliamlarda rol alan güruhların Diyanetin fetvaları ve Camilerin, İslam ve Kuran referansı ile hareket ettiği gerçeği hep görmezden gelindi ya da yeterince üzerinden durulmadı.‘‘

 ”Bugün bıçak kemiği kesiyor”

Devleti yönetenlerin, cuntacı  generallerin ve sağcıların halkın din duygularını kullanarak iktidarlarını ayakta tutuklarına değinilen açıklamada, bu zihniyetin temsilcileirnin bir kitapcıkta yer alan Alevi Dede’sinin resmine dahi tahammül etmediklerine,  HDP’nin seçilmiş milletvekillerini bir gecede çıkarılan hukuk dışı yasalarla tutuklayıp hapishaneye atılıklarına ve Grup Yorum elemanlarının konser yapamalarını yasaklayarak, bu sanat insanlarını bedenlerin ölüm orucuna yatırmak zorunda bıraktıklarına vurgu yapılan açıklama, şu ifadelerle sonlandırldı:

‘‘Bugün bıçak kemiği kesiyor. Demokrasi kırıntılarından da uzaklaşmış Türkiye’de tüm halkımız yoğun bir siyasal islam devleti baskısı altında yaşıyor, bir kitapcıkta yer alan Alevi Dede’si resmine dahi tahammül edilmiyor, barolar adalet aramak için sokakları kullanıyor, HDP yasal bir siyasi parti olarak faaliyetlerine devam edemiyor, Seçilmiş milletvekilleri bir gecede çıkarılan yasalarla tutuklanıyor, hapishanelere gönderiliyor. Grup Yorum elemanları sanatçı kimlikleri ile konser yapamadıkları için yaşamaktan vazgeçiyor ve dindar, milliyetçi, iktidar maşaları cansız bedenlerimizi mezardan çıkarmakla tehdit ediyor.

12 Eylül’ü elinde Kuran’la ilan eden, Kuran’dan ayetler okuyarak milyonlarca insana işkence yapan Kenan Evren, merkez sağ olarak bilinen Demirel ve Özal’dan Erdoğan’a kadar tüm iktidarlar din ve kutsal kitap üzerinden iktidarını var etmiş ve Cami cemaatlerini kullanmıştır. Dolayısıyla söz konusu bu cemaatlerin ve din adamlarının tüm katliamlarda sorumluluğu vardır. Sorumluluk kabul etmeyenler çıksın kendilerini ifade etsin ve bu onursuzluktan kurtulsunlar. İktidarların kirli katliamlarına ve soykırımlarına ortak olmasınlar.

‘‘2 Temmuz 1993 Türkiye tarihinin kara lekesidir. Türkiye’nin bu onursuzluktan kurtulması için önce katliamlarla ve soykırımlarla yüzleşmesi gerekiyor. ‘‘

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.