Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

AAKB Açıklaması: ”8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü”

Almanya Alevi Kadınlar Birliği ( AAKB) 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile ilgili yazılı bir açıklamal yaptı. Kadınların Almanya’da elde etikleri seçme ve seçilme haklarına vurgu yaılarak, tüm kadınlara 8 Mart’ta kadın grevine katılmları cağrısı yapıldı.

”Kadınların Almanya´da seçme ve seçilme haklarının 100. Yılını selamlıyor,
Irkçılığa, faşizme, cinsiyetlçiliğe, diktatörlüğe, karşı mücadeleye devam diyoruz!

8 Mart `da Almanya`da Tüm Kadinlar Greve!

Eğer Biz Çalışmazsak, Dünya Durur!

Almanya´da kadınların secme ve seçilme haklarının 100. Yılında mücadeleye devam ediyoruz. Öncelikle bu hakkı almak için yılmadan mücadele eden kadınları saygıyla anıyoruz. Clara Zetkin´lerden, Rosa Lüxemburg´lardan kalan bu mirasi yüzyıllardır süren eşitlik ve özgürlük mücadelesinin, dayanışmanın günü olan 8 Mart´larda coşkuyla her alana taşımak bizler için onurdur…”

BİZ GÖÇMEN ALEVİ KADINLAR OLARAK NE YAZIK Kİ BU HAKLARIMIZI KULLANAMIYORUZ

Açıklamada kadın haklarınan işikin olarak şunlar söylendi:
”Bizler göçmen Alevi kadınlar olarak bu hakkımızı ne yazık ki kullanamıyoruz.Yaşadığimız, çalışıp üretime katıldığımız,vergi verdiğimiz, eğitim alıp-verdiğimiz ülkenin siyasetinde ne yazık ki vatandaşı olmadan söz hakkına da sahip değiliz. Ama bizler biliyoruz ki nasıl ki yüzyıllardır haklarımızı alıncaya kadar mücadele ettiysek yarınlar için de aynı şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz.

Ve günümüz 8 Mart 2019 bu sene Berlin Eyaleti´nde resmi tatil ilan edildi.Tüm Almanya da 8 Mart gününü bu yıl „Büyük Kadın Grevi“ ile karşılayacağız! Çünkü: 8 Mart ın tüm Almanya da resmi tatil olmasını, Kürtaj yasasını düzenleyen paragrafların kaldırılmasını, sosyal güvencesi olmayan, düşük ücretli işlere karşı gelerek, daha iyi ve adaletli yaşam koşulları için: Ayrımcılığa, ırkçılığa, ötekileştirilmeye hayır diyerek seçme ve seçilme hakkının 100. Yılında aynı hakkı almak için alanlarda olacağız!

Almanya´nın tüm eyaletlerinde aynı uygulamanın yapılması için çalışmalarımıza tüm kadın hareketleri ile birlikte devam edeceğiz. Öyle ki; Avrupa ülkelerinde de eşit işe eşit ücret için, daha iyi yaşam ve çalışma koşulları için kamusal alanda da haklarımızı talep etmeye devam edeceğiz. Işte tam da bunlar için örgütlenmemiz gerekiyor! Çünkü emperyalistlerin, kapitalistlerin bitmek bilmeyen kazanc ve sahip olma hırsı tüm insanlığı geri dönüşü olmayan yollara sürüklüyor. Yeni ve zoraki bir göc dalgas ile Avrupaya gelen mülteci kadınlar, köle pazarlarında satılan,katledilen, tecavüze uğrayan kadınlar, savaşların yarattığı tahribatla yaşamaya, nefes almaya çalışıyor. Kadın bedeni üzerinden yapılan reklam, pazarlama, satıs, en ucuz iş gücü, sosyal güvencesi olmadan çalıştırılan kadınlar…Biz bunlara sessiz mi kalacağız? Tabiki Hayir! Insanín en yüce değer sayıldığı Kizilbaş-Alevi- Bektaşi kadınları olarak haksızlığa, zulme dur dmeye devam edecegiz…Kadın ve Erkeği eşit gören bu kadım inancın insanları olarak da maruz kaldığımız asimilasyon politikalarına karşı kadın dayanışmasını bulunduğumuz her alanda yükseltmeye devam edeceğiz.

Türkiye ve dünya genelinde artan şiddet , kadına yönelik ayrımcı ve ötekileştirici politikalar ve gün gectikçe daha da kötüye giden faşist, ırkçı uygulamaların gölgesinde insan onurunun ve yasam hakkinin hice sayildigi bir ortamda kadınlar alanlarda haklarını aramaya evde, sokakta, işyerinde, okulda devam ediyor.”

KADINA YÖNELİK ŞİDDET İLK ÇAĞLARDAN BU YANA KANIYAN BİR YARADIR

Açıklmada kadına yönelik şiddetin tarihsel kökü ve dünden bügüne gelişi net ifadelerel ortaya konuldu:

”Bizler kadına yönelik şiddetin ilk çağlardan bu yana kanayan bir yara olduğunu ve boyutlarının artarak bu günlere kadar geldiğinin bilincindeyiz, işte tam da bunun için bu gün tüm kadınların bu dayanışmayı yükseltmesi ve daha çok yanyana durması gerekir. Şiddet bu gün sadece üçüncü dünya ülkelerinde değil, kadın-erkek eşitliğinde en fazla yol alan avrupa ülkelerinde de yüksek boyutlarda .Öyle ki Danimarka’da kadınların yüzde 52’si, Isvec’de yüzde 46’si, Finlandiya da yüzde 47’si hayatlarında en az bir defa şiddete maruz kaldıklarını söylüyor. Almanya ve Türkiye de dahil olmak üzere dünyanın sayısız ülkesinde kadınlar şiddet, taciz ve tecavüze uğradığında suskun kalmak zorunda bırakılıyor.

Şiddet gören kadınların susmalarının çeşitli nedenleri arasında eş tehdidi, ekonomik kaygılar, yalnız kalma korkusu ve herşeyin düzeleceği umudu yer alıyor.”

ÜLKMEİZDE KADINLAR İÇİN HAYAT YAŞANMAZ BİR HALE GELMİŞTİR

Gerici, ırkçı iktidarın kadın düşmanı politiklarından kaynaklanan kadına yönelik şiddeten Alevi kadınlarında kendilerine düşen payı aldıkları dile getirlen açıklma şöyle davam etti: ”Bu gün ülkemizde gerici, ırkçı iktidar anlayışı özellikle kadınlar için hayatı yaşanmaz bir hale getirmiştir. Binlerce kadın sokak ortasında katlediliyor,binlercesi şiddetin en ağırına maruz kalıyor. Işlemeyen bir yargı sistemiyle, yandaş medya anlayışıyla kadınları sıradanlaştıran,cinsel obje olarak gösteren, şiddeti teşvik eden bilinçli ve sistematik yayınlarıyla toplumda yanlış algı yaratmaya devam ediyor. Şiddet ve Otorite anlayışıyla ülkeyi yönetmeye çalışanlar, kendisine itaat etmeyen, yaratmaya çalıştıkları düşünmeyen, sorgulamayan tek tip insan modeline karşı koyan kadınları da hedef göstermeye devam ediyor. Pir Sultan Abdal örgütlülüğünün iki kadın yöneticisi Zeynep Yıldırım ve Songül Tunçdemir´i de haksız ve hukuksuzca tutsak etmiştir.” denildi.

ORTADOĞU’DA BİTİP TÜKENMEK BİLMEYEN SAVAŞALAR

Açıklama savaşın kadının üzerindeki etkilerine yaapılan vurgulamalarla devam etti: ”Ortadoğu da bitmek tükenmek bilmeyen savaşlarla bizlere gene kadının soysal yaşamdan koparılarak ev içine hapsedilmesi, göçe zorlanarak kendi topraklarından koparılarak sürgün bir yaşam dayatılıyor. Rejimin değiştirilmek istenmesi ve tüm yetkilerin bir adamda toplanmak istenmesiyle özellikle kadınlara yönelik ayrımcı ve yıkıcı politiklar uygulanmasının da önü açılmış olacak. Kadınların iş hayatından koparılması, temel hak ve özgürlükleri için verdikleri mücadele alanlarının daraltılması, kadın cinayetleri ve tacizlerinin önlenemez hale gelmesi söz konusu olacaktır.”

Akademisyenlerin, gazatecilerin, halkın iradesiyle seçilmiş milletvekillerinin hukuksuzca zindanlara gönderilmesi, muhalif ve özgür basının susuturulmasi ve 8 mart anmalarının yasaklanması gelecek günlerin ne kadar karanlık olacağının da bir göstergesidir. Biz Almanya da yaşayan Alevi Kadınları olarak Anadolu’nun kadim inançlarından Kızılbaş kadınlar olarak bu antidemokratik , hukuksuz uygulamalara dur diyoruz! Yıllardır devletin güvenlik güçlerince gözaltında kaybedilen çocuklarının ,eşlerinin, kardeşlerinin akıbetini soran Cumartesi annelerinin inancıyla, roboski de sur’da, cizre’de rojova’da Afrin’de barışı getirmek için mücadele eden kadınların direnciyle, Gezi parkı’nda doğasını, ağacını,halkın taoprağını canları pahasına savunan gençlerin aşkıyla zulme karşı direnerek;

Emeğin en yüce değer olduğuna inanarak,tüm kimliklerin, inançların özgürlüğüne inanarak, düşünü kurduğumuz masmavi gökyüzü altında el ele özgür bir geleceği kurma adına mücadeleye devam diyor hepinizi aşk ile selamlıyoruz!

Yaşasın kadın dayanışması! Yaşasın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü!

Her türden gericiliği, ırkçılığı redediyorsan, halkların kardeşliğini savunuyorsan, cinsiyet ayrımcılığını istemiyorsan, adalet, eşitlik özgürlük ve barış diyorsan; Yaşamın tüm reklerini bir zenginlik olarak görüyorsan „HAYIR“ demelisin!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir