Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

 Roboskî katliamı

16’sı çocuk 34 kişinin TSK’ya ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu katledilişinin üzerinden 9 yıl geçti. Roboskî, 28 Aralık 2011’de en uzun gecesini, en büyük acısını yaşadı. Katliam dosyası tozlu raflara kaldırılmak isteniyor. Roboskîli aileler ise baskı, gözaltı ve tutuklamalara rağmen adalet mücadelesini sürdürüyor. Adalet sağlanmadığı, sorumlular yargılanmadığı sürece bu acının hafiflemeyeceğini belirten HDP MYK üyesi Ferhat Encu, devletin katliamlarla yüzleşmesini ve sorumluların cezalandırılmasını istedi.

28 Aralık 2011… Şırnak’ın Uludere İlçesine bağlı Roboskî’de, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Irak sınırından geçen köylülerin üzerine bombalar yağdırıldı. 19’u çocuk 34 kişi katledildi, 4 kişi yaralı kurtuldu. 34 kişinin bedenlerinden kopan parçalar, onlarla birlikte öldürülen 50’ye yakın katırın etleriyle birbirine karıştı. Roboskî, en uzun gecesini, en büyük acısını yaşadı… Roboskî ile birlikte tüm insanlık da.

TSK savaş uçaklarının bombardımanı sonucu Salih Ürek, Bedran Encu, Adem Ant, Erkan Encu, Şivan Encu, Muhammed Encu, Bilal Encu, Aslan Encu, Mehmet Ali Tosun, Savaş Encu, Orhan Encu, Nadir Alma, Celal Encu, Fadil Encu, Mahsun Encu, Şervan Encu, Yüksel Ürek, Cemal Encu, Cihan Encu, Vedat Encu, Serhat Encu, Salih Encu, Özcan Uysal, Hüseyin Encu, Nevzat Encu, Hamza Encu, Selim Encu, Zeydan Encu, Seyithan Enç, Hüsnü Encu, Selahattin Encu, Osman Kaplan, Abdulselam Encu, Şerafettin Encu katledildi.

Katliam, 24 saat boyunca haber kanallarında yer almadı. Ta ki Genelkurmay Başkanlığı’nın resmi sitesinde yayınlanan duyuruya kadar.

SAATLERCE YARDIM GİTMEDİ, AĞIR YARALILAR DONARAK ÖLDÜ
Roboskî’den yükselen çığlığı kimse duymasın istediler. Katledilenlerin yanmış ve parçalanmış bedenleri, köylüler tarafından battaniyelere konularak, yine katırların sırtında kilometrelerce taşındı.

Katliamdan ağır yaralı olarak kurtulanlar, saatlerce yardım gitmediği için donarak yaşamını yitirdi.

Roboskîlilerden sonra bölgeye ilk olarak İHD tarafından oluşturulan heyet gitti. İlk izlenimlere ilişkin hazırlanan raporda, “Hayatlarını kaybedenler mazot ve gıda maddeleri üzerinden sınır ticaretiyle uğraşıyordu. Sınır ticareti yıllardır karakolun bilgisi dahilinde yapılıyor. Özellikle son bir ayda karakol sınır ticaretine kolaylık ve müsamaha da tanıyordu” bilgisine yer verildi.

Katliama ilişkin uzun süre bir soruşturma açılmadı.

Katliamın ertesi günü Roboskîli ailelerin, “gelmeyin, istemiyoruz” uyarılarına rağmen köye giden Uludere İlçe Kaymakamı Naif Yavuz, köyde büyük bir tepki ile karşılandı. Yaşanan arbedede Yavuzer’e saldırdıkları iddiasıyla, “Kasten öldürmeye teşebbüs” iddiasıyla katledilenlerin yakınlarından 5 kişi tutuklandı. Soruşturmaya gizlilik kararı getirildi.

ULUDERE KOMİSYONU: GÖZ GÖRE GÖRE ÖLMÜŞLER
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu tarafından Uludere Alt Komisyonu kuruldu. Katliam öncesinde çekilen Heron görüntülerini izleyen komisyon, “Görüntüler çok net. Göz göre göre ölmüşler” dedi.

Ancak daha sonra çoğu AKP’li üyelerden oluşan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu tarafından hazırlanan raporda, “Kasıt yok. Sivil idare ile askeri yetkililer arasında koordinasyonsuzluk var” denilerek, devletin sorumluluğu inkar edildi.

Wall Street Journal, katliamın gerçekleştiği hava bombardımanından önce ABD’nin insansız hava aracı Predator’dan görüntü alındığını yazdı. Genelkurmay Başkanlığı bunun üzerine, “Olayda grubun ilk görüntü tespiti Türk Silahlı Kuvvetlerine ait İnsansız Hava Aracı tarafından yapılmıştır” açıklamasında bulundu ve haberin gerçek olmadığını iddia etti. Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan da haberi yalanlamakta gecikmedi. Ancak Walll Street Journal, haberin doğru olduğunu ve kaynaklarının ABD Savunma Bakanlığı oluğunu açıkladığı ikinci bir haber yaparak, Erdoğan ve Genelkurmayı yalanladı.

ERDOĞAN’DAN ASKERLERE TEŞEKKÜR
Dönemin Başbakanı Erdoğan katliamın ardından yaptığı ilk açıklamada, medyaya tepki gösterdi, askerlere teşekkür etti: “Genelkurmay Başkanı ve komuta kademesine bu konudaki hassasiyeti nedeniyle medyaya rağmen teşekkür ediyorum.”

Erdoğan katıldığı başka bir toplantıda, “Roboskî değil Uludere” diyerek, “söylem birliği” çağrısı yaptı.

Erdoğan katliamdan bir yıl sonra ise “Uludere’yi bu kadar basite indirgemeyelim. Sonuçta terörist de sivildir” diyerek bir kez daha katliamı savundu, sınır ticareti yapan çoğu çocuk köylüleri hedef aldı.

2012 yılında AKP’nin kadın kolları kongresindeki konuşmada ise, “Bu ifademe karşı çıkan bazı çevrelere ve medya mensuplarına sesleniyorum. Yatıyorsunuz kalkıyorsunuz ‘Uludere’ diyorsunuz. Her kürtaj bir Uludere’dir” dedi. Erdoğan’ın sözlerine, başta kadınlar olmak üzere büyük bir tepki geldi.

Erdoğan’ın yanı sıra tüm AKP kurmayları katliamcıları savundu. AKP Milletvekili Galip Ensarioğlu TBMM Genel Kurulu’nda Roboskî’ye, üst üste “Dobrovskinin hesabını soracağız” dedi.

Dönemin AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik “Uludere bir operasyon kazasıdır” açıklaması yaptı.

Dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Uludere’de kasıt yok” iddiasında bulundu.

Savunma Bakanı İsmet Yılmaz katliamla ilgili aylar sonra konuştu. “Yargı sürecini etkilememesi veya bu yönde bir algı doğurmaması için, bugüne kadar ‘Uludere olayı’ konusunda Bakanlık tarafından herhangi bir açıklama yapılmadı” dedi.

DAVA SÜRECİ
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı katliamdan günler sonra soruşturma açtı. Soruşturma kapsamında Haziran 2013’te görevsizlik kararı verilerek, dosya Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’na gönderildi. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı da, 7 Ocak 2013’teki gerekçeli kararında, “Gerek şüphelilerin gerekse olayda görev yapan diğer TSK personelinin, TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde kanun emrini icra kapsamında kendilerine verilen görevin gereklerini yerine getirdikleri, görev gereklerini yerine getirirken kaçınılmaz hataya düştükleri, dolayısıyla eylemleri hakkında kamu davası açılmasını gerektiren sebep bulunmadığı anlaşıldı” diyerek takipsizlik kararı verdi.

Roboskîli aileler, takipsizlik kararına itiraz etti. Ancak itirazları 20 Haziran 2014’te reddedildi. Aileler, “Ölenler arasında PKK mensupları vardı” diyen Genelkurmay Başkanı Necdet Özel hakkında da suç duyurusunda bulundu. Roboskîli aileler adına 1108 avukat Anayasa Mahkemesine (AYM) başvurdu. İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine yaşamını yitiren 34 kişinin yakını olan 281 kişi adına 2016 yılının Ağustos ayında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuru yapıldı. AİHM, yapılan başvurunun iki gün geciktiğini savunarak reddetti.

ADALET MÜCADELESİ 9 YILDIR SÜRÜYOR
Roboskîli aileler, tüm saldırılara rağmen adalet mücadelesinden vazgeçmedi. Bundan dolayı da hep devletin hedefinde oldu. 11 Mayıs 2012’de katliamın 200. gününde ve 500. gününde eylem yapan ailelere, köyü ablukaya alan askerler gaz bombaları ve coplarla saldırdı. Katliamın 500. gününde, katliamın yaşandığı yere giden ailelerinden 110 kişiye “sınır ihlali” yaptıkları iddiasıyla 3 biner TL para cezası kesildi. Ayrıca Uludere Sulh Ceza Mahkemesi tarafından da dava açıldı. Ancak mahkeme, “Sanıklar üzerinde büyük bir etki yaratmış olan vahim nitelikte olayın anılmasının sadece askeri yasak bölge olduğundan bahisle sınırlandırılması, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının özüne müdahale edici olacaktır… Kolluk kuvvetleri, gösteri yürüyüşünü sınırlandırmak amacı ile değil, aksine vatandaşların güvenliklerini almak için görevlendirilmelidir” diyerek aileler hakkında beraat kararı verdi.

‘KAN PARASI DEĞİL, KATİLLERİN YARGILANMASINI İSTİYORUZ’
Katliamın üzerini örtmeye çalışan devlet bir yandan davalarla aileleri yıldırmaya çalışırken, diğer yandan da tazminat vererek susturmak istedi. Erdoğan, Roboskî’de yakınları TSK bombardımanında katledilen ailelere tazminat vereceklerini açıkladı. Roboskîli aileler ise “Kan parası değil, katillerin cezalandırılmasını istiyoruz” diyerek tazminatı reddetti. Roboskîli aileler, kendilerine verilmek üzere Şırnak Valiliğine gönderilen toplam 123 bin TL’lik “kan parasını” almadı.

Roboskîli aileler, adalet mücadelesini daha etkili sürdürmek için Roboskî İçin Adalet Yeryüzü İçin Barış Derneği’ni (ROBOSKİ-DER) kurdu. Katliamda kardeşi Serhat’ın da aralarında olduğu çok sayıda yakınını kaybeden Veli Encu, dernek başkanlığına seçildi. Dernek, OHAL’in ardından çıkarılan KHK’larla kapatıldı. Veli Encu ise katliama ilişkin yaptığı sosyal medya paylaşımları, açıklamalar ve bir itirafçının ifadeleri gerekçesiyle tutuklandı. 5 yıl hapis cezası verilen Encu, yaklaşık iki yıldır tutuklu.

Roboskîli ailelerden Ferhat Encu, 7 Haziran seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Şırnak Milletvekili seçildi.

Encu hakkında, Uludere Kaymakamı Naif Yavuz’a yönelik saldırı iddiasıyla “ağırlaştırılmış ömür boyu hapis” istemiyle dava açıldı. 2015 yılında milletvekili seçildikten sonra Encu’nun dosyası ayrılarak, yargılanması için Adalet Bakanlığına fezleke gönderildi. Encu’nun dokunulmazlığının kaldırılması ve başka bir soruşturmadan tutuklanması üzerine davalar yeniden birleştirildi.

Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 4 Kasım 2017’de tutuklanan Encu hakkında 22 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı ve tahliyesine karar verildi. 15 Şubat 2017’de tahliye edilen Encu, iki gün sonra yapılan itiraz üzerine yeniden tutuklandı. 4 yıl 7 ay 10 gün hapis cezası verilen Ferhat Encu, 2 yıllık tutsaklığın ardından 14 Haziran 2019’da tahliye edildi.

Şimdi, Halkların Demokratik Partisi Merkez Yürütme Kurulu (HDP MYK) üyesi olan Encu, katliamın 9 yılında ETHA’ya konuştu.

‘CUMHURİYET TARİHİ KATLİAMLAR SİLSİLESİDİR…’
“Roboskî katliamının üzerinden 9 yıl geçti. Bu 9 yılda ne oldu, ne değişti, neden hala katillerin yerine Roboskî aileleri yargılanıyor?” sorularını hatırlatan Encu, şöyle yanıt verdi: “Cumhuriyet tarihi boyunca katliamlar silsilesi vardır ve hepsi de cezasızlık politikası ile karşı karşıya kalmıştır. Bireysel ölümlerde de cezasızlık politikası uygulanmıştır. Uğur Kaymaz’dan tutun Nihat Kazan’a, Ceylan Önkol’dan en son Kemal Kurkut’un katledilmesine kadar. Bu topraklarda ‘ben devletim’ diyerek kendinde öldürmeyi hak göreni koruyan bir sistem var.”

‘ADALET İSTEDİĞİMİZ İÇİN YARGILANDIK, TUTUKLANDIK’
“Katliamı gerçekleştirenler, bir tiyatro seyreder gibi seyrettiler annelerin, ablaların, babaların, kardeşlerin acılarını” diyen Encu, Roboskîli aileler olarak buna isyan ettikleri için sürekli tehditlerle karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Encu, şöyle devam etti: “Adalet mücadelesini yürüttüğümüz için siyasallaşmış yargının sopası ile karşı karşıya kaldık. Defalarca gözaltına alındık, tutuklandık, hapis cezalarına çarptırıldık. Hala da yargılanıyoruz. Roboskî ailelerinin hemen hemen tüm fertleri mahkeme salonlarında, mahkeme kapılarında kendilerini savunmaya, haklarını dile getirmeye devam ediyor. Bunları yaparken de savcıların, AKP iktidarının, ötekileştiren, küçümseyen, terörize eden zihniyet ve üslupları Roboskîli ailelerin acılarına acı katmaya devam ediyor.”

YENİ BİR SORUŞTURMA İÇİN BAŞVURU YAPILDI
Dava sürecini hatırlatan Ferhat Encu, “Biz şu anda karanlık kuyuda iğne aramaya çalışıyoruz. İğneyi bulursak o kuyunun dibini aydınlatabiliriz. O iğneyi nasıl bulacağımızın yol ve yöntemlerini aramaya çalışıyoruz” diyerek, yaşadıkları zorlukları tarif etti. Yeni bir soruşturma açılması için Şırnak Cumhuriyet Savcılığı’na başvuru yaptıklarını bildiren Encu, dosyanın hala savcılıkta bekletildiğini kaydetti. Ayrıca Birleşmiş Milletler’e, “insan haklarının ihlali” için başvuru yapacaklarını da belirten Encu, “Adalet mücadelemiz hem hukuksal zeminde, hem toplumsal zeminde de hem de politik alanda sürecektir” diye vurguladı.

‘KATLİAMLARLA YÜZLEŞİLİRSE BU ÜLKE DEĞİŞİR’
Katliamın ardından “faillerin yargılanması ve yenilerinin yaşanmaması için Roboskî katliamının aydınlatılması” taleplerini yükselttiklerini hatırlatan HDP MYK Üyesi Ferhat Encu, “Bunların olması için toplumsal bir barışın gerektiğini ifade ediyoruz. Kürt sorunu demokratik zeminde çözülmediği sürece bu katliamlar devam edecektir. Bunun yapılabilmesi için demokratik bir ülke, anlayış ve sistemin oluşması gerekiyor. Sivas, Koçgiri, Maraş, Soma, Suruç ve daha nicesi… Katliamların yaşanmaması için tüm katliamlarla yüzleşilmesi gerekiyor. Roboskî bunlardan birisidir. En çıplak haliyle ortadadır. Devletin suç üstü yakalandığı katliamdır. Eğer yüzleşme cesareti gösterilirse inanıyorum ki, bu ülke değişecek” şeklinde konuştu.

Roboskî katliamının üzerinden 9 yıl geçti. Katliam dosyası tozlu raflara kaldırılmak isteniyor ancak acısı hala çok taze. Adalet sağlanmadığı, sorumlular yargılanmadığı sürece de bu acı hafiflemeyecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir