Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Alevi Kadınlar:Üzgünüz, Kırgınız, Şaşkınız ve Çok Öfkeliyiz!

Alevi- Bektaşi toplumunun  her yıl düzenlediği Hacı Bektaş-ı Veli’yi anma etkinliklerine Türkiye’nin ve Dünya’nın dört bir yanında Aleviler geliyor. Pir Hünkarı anma atkinliklerine diğer Alevi kesimleri gibi Alevi- Bektaşi Abdallar da katılıyor.

Alevi- Bektaşi Abdallar, bu yıl düzenlene Hacı Bektaş-ı Veli’yi anma etkinliklerine katılmak için, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İnanç Masası’nın desteğiyle geçtiğimiz haftasonu Hacıbektaş’a geldiler. Pirin dergahına niyaz olmak için çocuklarıyla birlikte Hacıbektaş’a gelen ve Anadolu Abdalları Ortak Platformu’nun ayarladığı Hacı Bektaş Veli Dergâhı Vakfı’nın misafirhanesinde konaklayan 40 Alevi- Bektaşi Abdal kadın,  Celal Abbas Ulusoy’un kendilerine şiddet uyglayıp hakaret ettiği iddiasını ileri sürdüler.

Alevi- Bektaşi Abdal Kadınlara şiddet ve hakarette bulunduğu iddasi ile karşı karşıya kalna Celal Abbas Ulusoy, kadınların iddialarının doğru olmadığını söylüyor.

” ONLARIDA BİR KADIN DOĞURDU”

Örgütlü Alevi Kadınlar, Celal Abbas Ulusoy’un Alevi Abdal  Kadınlara şiddet ve hakarette bulunduğu iddasi karşısında sessiz kalmadılar. ‘‘Üzgünüz, Kırgınız, Şaşkınız ve Çok Öfkeliyiz‘‘ başliğiyla yaptıkları yazılı açıklamada,‘Onları da bir kadın doğurdu’ diyordu Serçeşme de  erkek şiddetine maruz kalan bir kadın.  Oysa ‘Kutsal’ olanla ‘şiddet’ kavramı yan yana getirlemezdi biz kadınlar için. Hele de felsefen ‘incinsen de incitme’ ve ‘’yetmiş iki millete aynı nazarda bak’ deyip, kadın-erkek eşitliğini temel düstur olarak görüyorsa‘‘ ifadelerin yer aldığı Alevi Kadınlar’ın açıklamasının devamında, şu ifadelere yer verildi:

‘‘İstanbul’da yaşayan Alevi-Bektaşi Abdal Kadınlar, bütün imkanlarını zorlayarak, hatta yoktan var ederek geçtiğimiz hafta Nevşehir’e, Hacı Bektaş’a niyaz olmaya gittiler edep-erkanı anlattıkları çocuklarıyla birlikte. ‘Ama onların yanında beni rezil ettiler kurban olduğumun topraklarında. Ben çocuklarıma inancımı böyle anlatmamıştım, şimdi onlara bunu nasıl açıklayacağım’ diyordu yaşananlardan sonra Songül Telli.

            Ev sahipliği yapan ve kendine ‘efendimiz’ demeyi emreden şahıs, iki kadının tartışmasını fırsat bilerek kadınlardan birini darp edip, ağıza alınmayacak küfürler ediyor. Kendisini de bir ananın doğurduğunu unutarak ‘sahibi nerede bu kadının, sahibini çağırın’ diyor.  Bununla da kalmayıp polis çağırtarak şikayette bulunuyor. Bu da yetmiyor, misafirhaneden kadın ve çocukları kovup gecenin ayazına bırakıyor. Kadınların itirazı üzerine ‘Cem yapılacak ‘ diyerek bir de odaya kilitliyor. Cem yürütülmediği gibi saatlerce açılmayan kapının ardında mağdur bırakılıyor kadın ve çocuklar. Pişirilen lokmalar ise pay edilemiyor.

            Erkek egemen sistemde kadınların maruz kaldığı erkek şiddeti her geçen gün tırmanırken bu durumun kutsal olarak gördüğümüz Serçeşme de , Hacı Bektaş’ın huzurunda yaşanmış olması bizleri oldukça üzmüştür.

            Bu saldırı ve şiddet karşısında Dilber’in dediği gibi ‘Bu, bizim ayıbımız değil, onların ayıbı. Beni dışlıyorlarsa Alevi olarak ben onları suçlarım. O da kendini suçlasın, bu benim suçum değil. O utansın, ben utanmam’

            Bizim inancımızda kin, kibir, şiddete yer yoktur. Herkes Hak katında eşittir ve eşikte ki de döşekteki de birdir.

            Kendini ‘yol evladı’ değil  yolun efendisi olarak gören, kadını birey olarak değil de ‘Nerede bunu sahibi’ diyecek kadar yolumuzdan uzaklaşan, ‘eline, beline ve diline sahip ol’ düsturunu çiğneyip kötü sözü dil olarak bilen, kadına el kaldıran kim olursa olsun önce inancımızdaki kadının yerine bakmalı, sonra kendini Hünkar’ın huzunda dara çekmelidir.

            Tüm bunları yapanlar bilmezler mi ki kibir ve ego yol düsturuna aykırıdır. Kendini efendi sayanlar maalesef ki rızasız bir yola girmiştir. Rızasız yola girenler her türlü çiğ sözü söyleyen, edep-erkana uymayanlardır. Pirimiz Hacı Bektaş’ın, Kadıncık Ana’ya ‘eşitim’ demesi boşuna değildir. Ana kemaletine dayanan bir inançta kadını yok sayan bu anlayışı kabul etmiyoruz. Avrupa Alevi Kadınlar Birliği ve Türkiye de yaşayan Alevi kadınlar olarak Abdal kadınlara yapılan bu zulmü kınıyoruz.

            Bu yol ateşten gömlek, demirden leblebidir. Ateşten gömleği giyenler, demirden leblebiyi yiyenler beri gelsin.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir