Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

BU DAHA BAŞLANGIÇ

-Songül  Tunçdemir –

Zulüm ile beslenen sermaye sahipleri, her şeyi kendine ve iktidarına hak gören yaklaşımıyla din, dil, ırk, sınıf ve cins ayrımını her geçen gün daha da derinleştirme politikaları uygulayarak bunların üzerinden elde ettiği rantla varlığını sürdürmeye çalışmaktadır.

Bu politikaların en acımasız olanı da  siyasal islamı yerleştirmeye çalıştığı okullarımızda yaşanmaktadır. Çok dilli, çok inançlı, çok kültürlü ülkemizde tüm farklılıkların bir arada barış içerisinde yaşamasını sağlayacak olan demokratik ve laik bir eğitim yerine tekçi, inkarcı, ötekileştirici  bir eğitim sisteminin uygulanması, farklılıkları yok sayan ve  toplumsal barışa darbe vuran bir uygulamadır.

12 Eylül generallerinin anayasaya koymuş olduğu okullarda din derslerini zorunlu hale getiren madde ve devamında bu faşist‘’darbenin çocuğu’’ olan AKP iktidarı; eğitim ve öğretimi, dolaylı olarak da tüm farklılıkları kuşatma altına almıştır.

Bu topraklarda yaşayan Aleviler başta olmak üzere farklı inançlarda olanların baş belası haline gelen  Z(S)orunlu Din Dersleri, tüm itirazlarımıza rağmen son 20 yıllık AKP iktidarı döneminde Timur’un Filleri misali önce seçmeli din dersleri adı altında çoğaltılmış, sonrasında okulların tamamına yakını İmam Hatip’lere dönüştürülmüş ve neredeyse bütün derslerin müfredatına din dersleri serpiştirilmiştir. İktidar bunları yaparken ne AİHS’ni, ne AİHM’i, ne de karşı duruş sergileyen  milyonları hiç dinlememiştir.

  1. Milli Eğitim Şura’sının, zorunlu din derslerini ana sınıflarına kadar indirgemek isteyen tavsiye kararı ise ‘’bu kadarı da olmaz’’ dedirten, bardağı taşıran son damla olmuştur.

Demokrasi Konferansı Alevi Bileşenleri olarak, soyut düşünme aşamasında olan çocuğa somut kavramlar dayatmanın pedagojiye, çocuk haklarına aykırı olduğunu hatırlattık ve  eğitimin amacının düşünmeyen, sorgulamayan, biat eden  değil de düşünmeyi, sorgulamayı öğreterek bireyin kendini gerçekleştirmesini sağlamak olduğu gerçeğiyle yola koyulduk.

Bu ucube tavsiye kararın geri çekilmesi,  din derslerinin kaldırılması ve demokratik, laik, bilimsel eğitim istemiyle 28 Aralık’ta bir kampanya başlattık. Toplumun bütün kesimlerine ulaşarak iki ayı aşkın bir süre boyunca çalıştık, çabaladık. Avrupa’nın bir çok ülkesinden, Amerika dan, Avustralya dan, Kıbrıs’tan ve ülkemizin her yerinden sesler  birleşerek çığlık oldu. Alevi kurumları, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, sendikalar, yazarlar, sanatçılar, akademisyenler ve binlerce aktivist bu çığlığa katıldı. İtirazlarımızı yazdığımız yazılarla, çektiğimiz videolarla, sosyal medyada gerçekleştirdiğimiz tag eylemleriyle daha da yükselttik.

Oluşan duyarlılıkla 27 Şubat’ta, başta Kadıköy olmak üzere ülkemizin bir çok yerinde tek yürek olup betonu delen çiçekler misali  boy verdik. Faşist sistemin böl-parçala-yönet taktiğini boşa çıkartıp,  bizleri vurduğu yerden birleştik ve alanları doldurduk.

Kuşkusuz 27 şubat son değil, yeni bir başlangıç.

Bir kez itiraz edip, sonra yerine oturup beklemek değil de, saldırıların sürekliliğine karşı sonuca yönelik  direniş  göstermek açısından bir başlangıç.

Başlatılan birleşik mücadelenin yarınlara taşınacak olmasından dolayı bir başlangıç.

Birleşirsek tok oluruz, birleşmezsek yok oluruz şiarıyla;

Kararlıyız biz. Çocuklarımızı, yarınlarımızı, ülkenin geleceğini karanlığa gömmek isteyenlere karşı, asimilasyona karşı sadece alanlarda değil; oluşturacağımız alternatif eğitim modelleriyle eğitim yuvalarına çevireceğimiz kurumlarımızda; çocuklarımızın bu dersten muafiyeti için mahkeme salonlarında; din derslerinde hakarete maruz bırakılan çocuklarımızın yanında olacağız.

Sadece bunlar değil;  nerede bir haksızlık varsa biz onun karşısında olacağız.

Bu daha başlangıç, biz her yerde olacağız.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.