Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Kanıyan Yara: Dersim!

Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu( FDG), Dersim 1937-38 Tertersne ilişkikin yazılı bir açıklama yaptı.”Dersim ’38, tekçi zihniyetin tek millet, tek din ve tek dil yaratmak amacıyla kendinden olmayanlara yaşama hakkı tanımama amacıyla gerçekleştirilmiş bir soykırımdır. Bu soykırım 1934 İskân Kanunu, 1935 tarihli 2884 sayılı Tunceli Vilayetinin İdaresi Hakkında Kanun ile başından itibaren planlanmış ve uzun bir dönemi kapsayan hazırlıklar sonrası adım adım hayata geçirilmiştir. Kin ve nefret ile beslen bu zihniyet, 85 yıl sonra hala yüzleşmeye ve hatalarından öğrenmeye yanaşmamaktadır. Oysa Almanya ve Avusturalya örneklerinde olduğu gibi, barış ve huzur ancak samimiyetle kendi tarihleri ile yüzleşmek, mağdurlardan özür dileyip gereğini yerine getirmekle mümkündür” ifadelerinin yer aldığı yazılı açıklamanın devamında, şu ifadeler kullanıldı:”Dersim ’38 Soykırımı’nın belgelenmesi ve konu hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla başlatılan Dersim 1937-38 Sözlü Tarih Projesi kapsamında ele aldığımız 20 söyleşiden oluşan pilot proje, Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu’nun maddi desteği ve DSTP Komitesi’nin uyumlu çalışmasıyla nihayet sonlandırılmıştır. Bu çalışmada ilk iş olarak bu söyleşilerin orijinal dilde transkripsiyonu, ardından Türkçe ve İngilizceye çevirileri bitim aşamasındadır. Bir sonraki adım ise bu verilerin geniş kitlelere ulaştırılması için uygun platformlarda yayınlanmasını sağlamak olacaktır.

1937-38 fiziksel soykırımla yetinmeyen devlet, süreklilik arz eden bir uygulamayla 1994’te Dersim köylerini yakıp yıkarak boşaltı, insanlarımızı yerinden-yurdundan etti. Barajlarla o kadim coğrafyayı yaşanmaz hale getirdi. Dil ve “Raa Heqi” İnanc’ına yönelik beyaz jenosidi sürdürdü. Tüm bu insanlık dışı uygulamalarıyla tarihsel bilinç ve kültürel mirasın aktarılmaz hale gelmesine neden oldu.

2011 yılında zamanın AK Parti Genel Başkanı ve Türkiye’nin şu an ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ’38 Tertelesiyle ilgili ‘Eğer devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ve böyle bir literatür varsa ben özür dilerim ve diliyorum‘ demişti. Recep Tayyip Erdoğan’ın bir başbakan olarak devlet adına “katliam” nedeniyle özür dilemesi oldukça önemli bir tavırdı. Fakat samimi olmadığı, konuyu suiistimal ettiği kısa sürede belli oldu. Geleneksel inkarcı politikalar sürdürüldü, dolayısıyla gerekli adımlar atılmadı, söylemde kaldı. Arşivlerin açılması, mezar yerlerinin açıklanması gibi yapılması gerekenler yapılmadı.

2021’in sonlarında CHP Genel Başkanı sayın Kılıçdaroğlu’nun dile getirdiği helallik çağrısı var. Bu iyi bir adımdır. Devamı gelmelidir. Kaba tanımlamalardan ziyade yapılanlar adı konularak dillendirilmeli ve helalleşme bunun üzerinden sağlanmalıdır. Sayın Kılıçdaroğlu, “Toplumda hangi kesimin yarası, travması, sorunu varsa bunların sarılmasını, çözülmesini istiyorum. Çocuklarımızın, gelecek kuşakların bizleri, toplumu barıştıran insanlar olarak anmalarını istiyorum. Artık toplum kucaklaşmalı ve geleceğini kurmaya bakmalıdır” söyleminin gereğini yapmalıdır.

Travmaların atlatılması, acıların gelecek kuşaklara bırakılmaması, barış ve huzurun sağlanması için T.C. Devleti’ne, yönetim ve muhalefette olan partilerine yönelik talebimizi yeniliyoruz:

Tarihle yüzleşin, kanayan yaranın sağaltılması için gereğini yapın.”

Mayıs 2022

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.