12 Eylül 1980 Faşist Askeri Darbesine Giden Yol ( 14 )
|
|Sadık Erenler | Araştırmacı – Yazar/S.Erenler@web.de | |
1982 yılında hazırlanan darbe anayasasında bulunan geçici 15. Madde ile 12 Eylül’ü gerçekleştiren MGK ile bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümet ve Kurucu Meclis üyeleri hakkında dava açma yolu engellenmişti.
2000 yılında Adana Savcısı Sacit Kayasu darbenin başı olan Kenan Evren hakkında bir iddianame hazırladı. Fakat Kayasu’nun iddianamesi kabul edilmedi. Savcı Kayasu’ya ilk olarak, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından kınama cezası verildi. Daha sonra Yargıtay tarafından “görevi kötüye kullanmak” ve “askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif” suçundan mahkum edildi. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu da Kayasu’yu meslekten ihraç etti. Avukatlık yapma hakkı dahi elinden alınan Kayasu ihraç kararı üzerine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde dava açtı. 2008’de sona eren davada “ifade özgürlüğünü kısıtladığı” için Türkiye 41 bin Euro tazminata mahkum edildi.
2010 yılının Mayıs ayında meclisten geçen ve Cumhurbaşkanı tarafından halk oyuna sunulan 26 maddelik anayasa değişikliği paketindeki maddelerden biri de geçici 15. Maddenin kaldırılmasıyla ilgiliydi. Bu maddenin kaldırılmasıyla 12 Eylül Askeri Darbesi ile ilgili suçların zaman aşımına uğrayıp uğramayacağı konusunda farklı görüşler ortaya atıldı.
12 Eylül 2010’da yapılan referandumda % 58 evet oyu çıktı ve 13 Eylül sabahından itibaren 12 Eylül Askeri Darbesi’nin suçluları hakkında suç duyuruları yapılmaya başlandı.
12 Eylül 2010 tarihinde sonuçlanan referandum sonrasında değiştirilen yasalar çerçevesinde 12 Eylül 1980 yılındaki Askeri Darbe ile mağdur olanların ilgililere dava açma hakları doğdu. Bunun sonucunda raferandum tarihinin ilk gününden itibaren savcılığa binlerce suç duyurusunda bulunuldu. Bütün bu suç duyuruları toplanıp Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 7 Nisan 2011’de ilk soruşturma açıldı. Darbenin üzerinden geçen 31 yıl sonunda açılabilen ilk soruşturmadır.
“Milli Güvenlik Konseyi (MGK) adı altında 12 Eylül 1980’de ülke yönetimine askeri darbe yaparak el koyan ve 24 Kasım 1983 yılına kadar bu statüsünü sürdüren askeri cunta yönetiminin hayatta kalan üyeleri Kenan Evren, Nejat Tümer ve Tahsin Şahinkaya’nın işlediği (A) Nürnberg Şartı ile kabul edilmiş ve tüm devletlerin kendi kanunlarında yer almasa dahi suçun oluşumu halinde takip etmek zorunda oldukları Uluslararası Hukuk’un buyruk kuralı niteliğine sahip insanlığa karşı suçlar, (B) 765 Sayılı Ceza Kanunu’nun 146, 147, 153, 174, 179, 180, 181. Maddeleri kapsamında, insanlığa karşı suçlar ve resen takdir edilecek suçlar nedeniyle haklarında başsavcılık tarafından ceza davası açılması ve haklarında gerekli önlemlerin alınması istemidir.”
4 Nisan 2012 tarihinde darbeyi düzenleyenler arasında hayatta olanlardan dönemin Genelkurmaybaşkanı ve darbenin başı Kenan Evren ile Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya’nın yargılanmasına başlanmıştır. Ancak sağlık sorunlarını gerekçe gösteren iki sanık da duruşmada yer almamışlardır. Kenan Evren’in avukatı Bülent Acar. “1982 Anayasası’nın hala yürürlükte tutulan maddeleri, sayın iddia makamını ve mahkemenizi bağlar. Yüksek mahkemenizin hukuken yok olan böyle bir davaya bakma yetkisi yoktur. Her türlü mahkeme işlemi erksizlik nedeniyle yok hükmündedir.” diyerek davanın reddini istedi ve usul gereği sanıklar olmadan yargılamanın yapılamayacağını savundu. Bu sözlere karşılık avukatlar: “Burada 12 Eylül anayasasını değil, darbecileri yargılıyoruz. Esas olan yüzyüze yargılamadır. O zaman müvekkilini buraya getirsin” diyerek tepki gösterdiler. Sanık avukatı ise, “Sayın Başkan düzeni sağlayamayacaksanız ben savunma yapmayacağım” dedi. Müdahillik talebinde bulunan avukat Fikret Babaoğlu ise, iddianamenin hukuki perspektifinin doğru olduğunu belirterek, “ Sanki burada 1982 anayasasını yargılıyoruz. Darbeciler, yargılamaya gitmek yerine hastahanede kuyruk olmayı huy edindiler. Senin müvekkilin Evren, Hüsnü Mübarek’ten daha az diktatör değildi. Ya pinochet gibi tekerlekli sandalyeyle ya da Mübarek gibi kafeste gelecek. Yüzyüze olmadan duruşmayı yapamayız,” dedi. Müdahillik dilekçesi veren diğer avukatlar da darbe suçunun, işkence ve tutuklamaların insanlığa karşı suç olduğunu ve Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi ışığında yargılama yapılması gerektiğini savundular.
18 Haziran 2014 tarihinde Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Ancak ceza, sanıkların iyi halinden dolayı müebbete çevrildi.
Ankara Adliyesi 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 12 Eylül avasında alınan 18 Haziran 2014 tarihli yargı kararı: Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Kenan Evren (97 yaşında)) ile eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya (89 yaşında) müebbet hapis cezası verildi. Ayrıca Evren ve Şahinkaya’nın rütbeleri de sökülecek.
Yargılama Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ederken esas hakkındaki görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı Selçuk Kocaman, Evren ve Şahinkaya’nın, TCK’nın “Devlet kuvvetleri aleyhine cürümler” başlıklı 146. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmalarını talep etmişti. Ceza maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisini ıskata veya vazifesini yapmaktan men’e cebren teşebbüs edenler, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına çarptırılır” ifadesi yer alıyor.
12 Eylül Askeri Darbesinin ülkemizde yaptığı yıkımın bilançosu:
1 milyon 683 bin kişi fişlendi,
Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı,
7 bin kişi için idam cezası istendi,
517 kişiye idam cezası verildi,
Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1’i Asala militanı,
İdamları istenen 259 kişinin dosyası meclise gönderildi,
71 bin kişi TCK’nin 141,142 ve 163. maddelerinden yargılandı,
98.404 kişi örgüt üyesi olmaktan yargılandı,
388 bin kişiye pasaport verilmedi,
30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı,
14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı,
30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti,
300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü,
171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi,
937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı,
23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu,
3854 öğretmen, üniversitelerde görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hakimin işine son verildi,
400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi,
Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi,
31 gazeteci cezaevine girdi,
300 gazeteci saldırıya uğradı,
3 gazeteci silahla öldürüldü,
Gazeteler 300 gün yayın yapamadı,
13 büyük gazete için 303 dava açıldı,
39 ton gazete ve dergi imha edildi,
Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi,
144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü,
14 kişi açlık grevinde öldü,
16 kişi kaçarken vuruldu,
95 kişi çatışmada öldü,
73 kişiye doğal ölüm raporu verildi,
43 kişinin intihar ettiği bildirildi.
Erdal Eren, iş barış, özgürlük mücadelesi verdiği için 17 yaşında yaşı büyütülerek idam edildi. ( 1937 yılında da Seyit Rıza’nın oğlunun yaşı büyütülerek idam edilmişti. Demek ki; zaman değişse de zihniyet değişmeyip aynen sürüyor.)

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler