Pts. Şub 2nd, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

15 Mayıs’ta “Yine baharlar gelecek” mi?

– Hıdır Eren Çelik –

13. Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun seçim kampanyasında kullandığı reklam filminde “Sana söz, yine baharlar gelecek, Bay Kemal sözünden

dönmeyecek.” söylemi milyonlarca insanın yıllardır beklediği aydınlık ve özgürlük dolu günler için demokrasinin yeniden inşaasını hayal eden ve bu uğurda

bedel ödeyen insanlara umut oldu.

15 Mayıs sabahı güneş gecenin alaca karanlığını geride bırakırken, yep yeni bir güne uyandığımızda, yeni bir günle yepyeni bir bahara merhaba diyecekmiyiz?

Söz vermek ve güzel baharlar vaat etmek her zaman yerine getirilmiyor. Ama yine de insan verilen söze inanmak ister, umut eder. Umut nedir ki?

Umut geleceğe güvendir. İnsanın geleceğin kendisine ne getireceğine dair hiç bir güvencesi olmasa da, hayal ettiği, özgürce yaşamak istediği dünya için

iyimser bir beklentiyle besler duygularını.

Kemal Kılıçdaroğlu‘nun  ”SANA SÖZ YİNE BAHARLAR GELECEK” söylemi de toplumda olumlu bir beklentiye dönüştü.

Bireyler dışa yansıtmasalar da yaratılan karanlıkta umudu beslerler. Umutsuz da yaşanmıyor ki. Kimilerine göre umut etmek boş bir hayaldir, kimine göre ise

hayatta tutunmaktır.

15 Mayıs sabahı yepyeni yeni bir güne merhaba derken, herşey bir anda geride kalacakmı? Ben kalacağını düşünmüyorum. Herşey yeni başlıyor olacak, çok

zor bir dönemin başlangıcı. Toplumun kimlikler ve inançlar üzerinden birbirine düşmanlaştırıldığı, kurumların işlevsizleştirildiği ve parlementonun fiilen

işlemediği bir süreçte yapılacak olan Cumhurbaşkanı ve Millet meclis seçimleri karanlıkla aydınlık arasında bir tercii olacaktır. 15 mayıs sabahı Kemal

Kılıçdaroğlu 13.Cumhurbaşkanı olarak seçilmiş olsa da, muhalefet parlementer sisteme dönmeyi sağlayan anayasa değişimi için mecliste çoğunluğu sağlamış

olsa da Türkiye’nin demomokratik anayasal bir sisteme dönüşümü yılları alacaktır. Hele kurumların – yargı ve eğitim başta olmak üzere – yıkıma uğratıldığı bir

ülkede yeniden inşaa kolay olmayacaktır.

15 Mayıs sabahı pencerenin perdeleri arasından içeriye sızan güneşin ışınlarıyla birlikte karanlık bir gün geride bırakılmış olsa da yıllardır sarayın karanlığında

boğulmak istenen aydınlık bir anda gelmez. O gün geldiğinde sadece geleceğe daha bir umutla bakmamızı sağlar. Onlarca yıldan beri toplum üzerine örtülen

karanlık perdeyi bir anda sökmek istesekte, söküp atamayız.

”SANA SÖZ YİNE BAHARLAR GELECEK” söyleminin içi somut olarak doldurulmadığında sadece söz olarak kalacak. Nasıl bir ülkede yaşamak istiyoruz? Bu

soruya hepimizin gerek birey olarak ve gerekse toplumsal hareketler olarak toplumsal mücadeleyi örgütlemeden özgürlüklerin ve demokrasinin inşaasının

mümkün olmıyacağını kavramamız gerek. Sadece istemek ve umut etmekle yeni Baharlar gelmeyecek. Tüm toplumsal kimliklerin bir arada eşit, anayasal

güvenceyle vatandaşlık kimliği etrafında yaşamalarını sağlamadan – bireyler de dahil – ortak değerler etrafında bir araya gelmemiz sadece bir hayal olarak

kalacaktır.

Saray toplum da yaratığı korku ve muhaliflere yöneltiği saldırılarla iktidarını sonsuz kılmak istiyorsa da – tarihe baktığımızda tüm diktatörlerin sonu hüsranla

bitmiştir – bunun böyle gitmeyeceğini görmekte, gördükçe daha da saldırganlaşmakta ve her türlü provakasyona baş vurmaktan geri kalmamaktadır.

Kemal Kılıçdaroğlu‘ nun dün (19.Nisan 2023) seçim sürecinde yaptığı „Ben Aleviyim….“ konuşması doğru bir zamanda yapılan ve kendisinden beklenen bir

açıklamaydı.Bu açıklamasıyla Türkiye toplumuna – özellikle de sunni kimliğinden olan vatandaşlara – kültürel kimliklerinden ve inançlarından dolayı

dıştalanan, ötekileştirilerek düşmanlaştıran Alevilere ve diğer kadim kültürlere karşı sürdürülen devlet politikasının son bulmasının zamanın geldiği ve özgür

bir ülkede birarada kardeşçe ortak paydalarda – hak ve özgürlükler etrafında – birlikte yaşamaya dair bir çağrıdır. Bu çağrı anlamlı ve anlamlı olduğu kadar

İktidar ve radikal dinci çevrelerce din ve kimlik üzerinden yapaılacak provakasyonalara karşıda cesurca bir açıklamadır.

Kemal Kılıçdaroğlu‘nun seçim kampanyasında kullandığı “Sana söz, yine baharlar gelecek, Bay Kemal sözünden dönmeyecek.” söyleminin bir seçim vaati

olarak kalmaması için hepimize sorumluluk düşmektedir.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçim kampanyasında kulandığı “Sana söz, yine baharlar gelecek…” söyleminin bütününe baktığımızda yeni baharların gelmesi

hepimizin ortak umudu olsun.

“Sana söz, yine baharlar gelecek,

Sana söz, umut bitmeyecek.

Söz, söz…

Sana söz; birbirini incitmeyen, farklı olanı olduğu gibi seven, sayan,

uzaklaşan değil, kucaklaşan bir Türkiye.

Karnı tok, gönlü bol, yaşamayı seven bir Türkiye.

Bilime, sanata, geleceğe inanan, ayakları yere sağlam basan

uzmanlığa saygı duyan bir Türkiye.

Seyirci kalmayan, korkusundan susmayan, sözü dinlenen, kıymeti bilinen,

en güzel şarkılarını bağıra çağıra söyleyebilen,

neşesi çocuklarının gözünden okunan bir Türkiye için geliyoruz.

Sana söz, yine baharlar gelecek.

Sana söz, yine baharlar gelecek,

Sana söz, umut bitmeyecek.

Sana söz, yine baharlar gelecek,

Sana söz, umut bitmeyecek.

Sana söz, yine baharlar gelecek,

Bay Kemal sözünden dönmeyecek. “

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir