Çorum Katliamı: Devletin Gözetiminde Planlı Bir Kıyım
Hasan Subaşı
Türkiye’nin yakın tarihinde derin izler bırakan katliamlardan biri olan Çorum Katliamı, 28 Mayıs – 4 Temmuz 1980 tarihleri arasında Alevilere ve sol-sosyalist çevrelere yönelik sistematik saldırılarla gerçekleştirildi. Devletin gözetiminde, güvenlik güçlerinin seyirciliğinde gerçekleşen bu kanlı süreçte 57 can toprağa düştü. Katliam sadece fiziki bir yok etme değil, aynı zamanda bir hafızayı hedef alan siyasal operasyondu. Alevi toplumuna yönelik bu saldırı, Maraş, Sivas ve Gazi’deki diğer katliamlarla benzer yöntemler taşıyordu: Hazırlıklı, planlı ve örgütlüydü.
Katliamın Gölgesinde İlk Kıvılcım: 28 Mayı
28 Mayıs 1980’de başlatılan saldırılar, zaman zaman kesintiye uğrasa da 4 Temmuz’a kadar sürdü. Maraş Katliamı’nın baş sorumlularından biri olan MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak’ın öldürülmesi, faşist çeteler tarafından Çorum’da yeni bir saldırı dalgası başlatmak için bahane edildi.
Saldırılar Çorum’un merkezinden başlayarak kısa sürede Alevilerin ve devrimcilerin yoğun yaşadığı mahallelere yayıldı. Her zamanki gibi hedef belliydi. Zalim Yavuz’un izinden giden bu zihniyet, Alevilere ve solculara karşı katliamı adeta “cihad” olarak gördü. Halkı kışkırtmak amacıyla dağıtılan bildirilerde şu ifadeler yer aldı:
“Müslüman Türk Milletini bataklığa sürüklemek isteyen komünist cinayet çetelerine karşı uyanık olalım. Ülkücü Türk Gençliği’ne destek olalım. Büyük cihada hazırlanalım… Kanımız aksa da zafer İslam’ın.”
Hazırlıklar Devlet Gözetiminde Yapıldı
Katliamdan önce, kamu bürokrasisinde dikkat çekici değişiklikler yapıldı. Çorum Emniyet Müdürü görevden alındı, yerine Alevi toplumunu fişlemiş bir isim olan Nail Bozkurt atandı. MHP’li bir faşist Milli Eğitim Müdürlüğü’ne getirildi, vali değiştirildi. Alevilerin yoğun yaşadığı mahallelerde devrimciler gözaltına alınarak direniş potansiyeli kırıldı.
Bu süreçte faşist çeteler şehire silah yığınağı yaptı. Mevziler kuruldu, makineli tüfekler yerleştirildi. SSK Hastanesi gibi kamu binaları karargâh haline getirildi.
Saldırının İkinci Aşaması: Kuşatma ve Kıyım
1 Temmuz’u 2 Temmuz’a bağlayan gece, saldırının en yoğun ve kanlı evresi başladı. Alevi mahalleleri kuşatıldı, şehir dışından gelen köylülerin yolları faşist çetelerce kesildi. Kimlik kontrolü yapan saldırganlar, Alevi ve sol görüşlü yurttaşları kaçırdı, işkenceye maruz bıraktı ve bazılarını infaz etti.
Çorum’un mahalleleri ateşe verildi. Solculara ve Alevilere ait işyerleri yakıldı, evler taşlandı. Güvenlik güçleri saldırılara müdahale etmedi. Devlet yetkilileri, yardım isteyen halka “toplumsal olaydır, müdahale edemeyiz” cevabını verdi.
Direniş: Çorum Maraş Olmadıysa, Halk Sayesindedi
Katliam sürecinde Milönü Mahallesi başta olmak üzere birçok semtte halk, barikatlar kurarak faşistlere karşı direndi. Bu direniş sayesinde Çorum, Maraş gibi tam anlamıyla bir katliama dönüşmedi. Yüzlerce insan yaralandı, onlarca can toprağa düştü ama faşistler tam anlamıyla istediklerini elde edemediler.
Katliamın Asıl Hedefi: Alevi-Sünni Çatışması
Çorum Katliamı, emperyalist planların ve onların işbirlikçi uzantılarının Türkiye’yi bir iç çatışmaya sürükleme planının parçasıydı. Amaç Alevi-Sünni gerilimini tırmandırmaktı. Ancak halkın sağduyusu bu oyunu bozdu. Alevi-Sünni çatışması çıkmadı. Halk saldırganları değil, saldırının arkasındaki düzeni suçladı.
Unutmamalı, Unutturmamalıyız!
Aleviler bu zulmü asla unutmamalıdır. Eğer unutursak, hatırlatırlar. Eğer susarsak, yeniden yaşatırlar. Aleviler, insanlık düşmanlarıyla hiçbir ad altında barışmamalıdır. Geçmişte yaşanan bu tür acıların üstü örtülmeden, gerçekler dile gelmeden hakikat ve adalet yerini bulamaz.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler