Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

PSAKD Genel Merkezi: “Unutmadık, Unutturmayacağız! 2 Temmuz’da Sivas’tayız!”

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde gerçekleşen katliamın 32’nci yıldönümü dolayısıyla kapsamlı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, sadece yakılan 33 canın değil, adaletin yok sayıldığı bir sürecin de hesaplaşmasının sürdüğü belirtilerek, 2 Temmuz’da Sivas’ta ve tüm Türkiye’de alanlarda olunacağı duyuruldu.

Devletin cezasızlık politikaları, şeriatçı kuşatma, laiklik karşıtı uygulamalar ve Alevi toplumuna dönük inkâr siyasetine karşı çok yönlü bir mücadele çağrısı yapan açıklamada, 2 Temmuz’un sadece bir anma değil, aynı zamanda adalet talebinin haykırıldığı bir gün olacağı ifade edildi.

İşte PSAKD Genel Merkezi’nin kamuoyuna hitaben yaptığı açıklamanın tam metni:

”SİVAS’I UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

Yakanları da, aklayanları da, katilleri serbest bırakanları da affetmeyeceğiz!
Faşist ve şeriatçı kuşatmaya karşı; laik, demokratik Türkiye için 2 Temmuz’da Sivas’tayız, alanlardayız…

İnsanlık tarihinin en kara, en utanç verici katliamlarından biridir 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı.
Bu topraklarda direnişin simgesi, Alevi inancının hak, hakikat ve adalet yolundaki temel direklerinden biri olan Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın anısına düzenlenen etkinliklerin dördüncüsünde, semah dönen gençlerimiz, ozanlarımız, yazarlarımız, sanatçılarımız, aydınlarımız, bu halkın vicdanı ve geleceği olan 33 canımız 2 Temmuz 1993 Cuma günü Madımak Oteli’nde yakılarak katledildi.

Katillerin sloganlar eşliğinde yaklaştığı, güvenlik güçlerinin seyirci kaldığı, dönemin siyasi iktidarının sessizliğiyle gölgelenmiş bu katliam, sadece Türkiye’nin değil, insanlık tarihinin kara lekesi; bu coğrafyada farklı olana, inanca, düşünceye, aydınlığa ve insanlığa karşı işlenmiş bir insanlık suçudur.
Bu vahşi katliamın üzerinden 32 yıl geçti.
Ama ne acımız azaldı, ne de öfkemiz dindi. Çünkü adalet yerini bulmadı. Katillerin büyük bir bölümü cezasız kalırken, ceza alanlar affedildi, serbest bırakıldı. İnsanlığa karşı işlenmiş bir dava, zaman aşımına uğratıldı.

Sivas’ın öncesinde yaşanan katliamlarla da, Sivas’la da, sonrası yaşanan katliamlarla da yüzleşilmedi. Hesabı verilmedi. Çünkü katiller, bizzat siyasi iktidarlar tarafından korundu; gerici, ırkçı, faşist çeteler ve örgütler cesaretlendirildi. Katiller ve onları koruyup kollayanlar, devlet protokollerinde yer buldu. Sivas Madımak Katliamı buna verilecek en bariz örnektir. Sivas katilleri ve onları savunan avukatlar el üstünde tutuldu, ödüllendirildi. Çünkü Sivas’ı yakanlar da aklayanlar da aynıydı.

Değerli basın emekçileri, sevgili dostlar!
Katilleri de, bu katliamı planlayanları da, aklayanları da tanıyoruz. Zihniyetlerini biliyoruz. Ülkemizin ve hatta dünyanın geleceğini karartmak isteyen bu zihniyet ile mücadelemiz yeni değildir. Tarihimiz bu anlayış ile mücadele tarihidir.
Tarihin hiçbir döneminde karanlığa teslim olmadık, bundan sonra da olmayacağız.
Yüzleşme ve hesaplaşma olmadan bu topraklara barış da, demokrasi de, özgürlük de gelmeyecektir. 2 Temmuz’un hesabı sorulana kadar, Sivas için adalet, herkes için adalet mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.

Bugün Sivas’ın katillerinin, Hizbullahçıların salıverildiği; gazetecilerin, öğrencilerin, aydınların cezaevlerinde tutulduğu; halkın iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyumların atandığı karanlık bir dönemden geçiyoruz.

Ekonomik ve sosyal kriz, adalet krizi ile birleşerek gerici ve tekçi bir ablukaya dönüşürken; emekçilerin, emeklilerin, gençlerin, kadınların bedeller ödeyerek kazandıkları temel haklar bir bir gasp ediliyor. En demokratik anayasal haklar kullandırılmıyor, hukuksuzluklar olağanlaştırılıyor.

Eğitim sisteminde dayatılan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”, gerici ve tekçi kuşatmanın başka bir adıdır. Laik ve bilimsel eğitim yerine dinsel ve mezhepçi bir müfredat getirilmektedir. Bu model, yeni katliamların altyapısını hazırlamaktadır.

Değerli Canlar!
Sivas, Tokat, Malatya, Erzincan başta olmak üzere Alevi coğrafyası madencilik adı altında maden ve enerji şirketlerine peşkeş çekilmektedir. Kutsal mekânlarımız, ziyaretgâhlarımız, derelerimiz, dağlarımız, yaşam alanlarımız talan edilmektedir.
Bu, sıradan bir doğa katliamı değil; aynı zamanda bir inanç, kültür ve hafıza kıyımıdır. Bu düzenin adı açıkça faşizmdir. Bugün yapılan şeyin adı, açıkça şeriatçı ve faşist bir kuşatmadır.
Ve biz bu kuşatmaya karşı direnen halkların, inançların, kadınların, gençlerin yanındayız. Hakk’ın ve halkın yolundayız!

Sivas’ta yakılan ateşle simgeleşen bu katliamla yüzleşmeyen hiçbir iktidar, barış ve eşit yurttaşlık iddiasında bulunamaz.
Dersim, Çorum, Maraş, Gazi, Suruç, Roboski, Ankara Gar, Gezi ve daha birçok katliam gibi, yaşanmış ve yaşanmakta olan her bir katliam, ülkemizin kara günleridir.
Katliamlar Alevilerin ve Türkiye halklarının kaderi değildir ve olmayacaktır.
Pirlerimizin, yol önderlerimizin tarih boyunca sürdürdüğü hak ve hakikat mücadelesini büyüterek sürdüreceğiz ve sonunda kaybeden karanlık olacaktır.
Bu ülke ve bütün halklar özgürleşecek, eşit yurttaşlığa dayalı laik ve demokratik bir Cumhuriyet mutlaka inşa edilecektir.

Değerli basın emekçileri!
Yolu Hacı Bektaş’tan, Dersim’den, Madımak’tan geçmeyen bir barış, Aleviler için eksik ve adaletsizdir.
Başta Kürt sorunu ve Alevi sorunu olmak üzere hiçbir sorun, yüzleşme olmadan çözülemez.
Aleviler her daim barıştan yanadır; ancak yüzleşme ve hesaplaşma olmadan yapılacak her tür “barış”, daha baştan çözülmeye mahkûmdur.

Bugün bir yandan da “yeni anayasa” tartışmaları yürütülmektedir.
Ama o masalarda yine Aleviler yok, emekçiler yok, kadınlar yok, Kürtler yok!
Biz olmadan yazılan bir toplumsal sözleşme; ne eşit olabilir, ne özgür, ne de kardeşçe.
Aleviler yalnızca bu ülkenin vicdanı değil; aynı zamanda kurucu iradesidir.
Bu nedenle yeni anayasada Aleviler söz sahibi olmalı; yalnızca “konu” değil, özne ve kurucu irade olarak kabul edilmelidir.

32 yıl önce Sivas’ta yakılan ateş, bugün hâlâ kalbimizde yanıyor.
Ama o küllerin içinden yeniden birlik, direniş ve umut yeşeriyor.
Mücadelemiz yalnızca geçmişin hesabı değil, geleceğin de savunusudur.

Ve biz buradan sesleniyoruz:
2 Temmuz’da bir kez daha Sivas’tayız!
Aynı gün Ankara’da miting alanındayız.
2 Temmuz öncesi ve sonrası hemen her yerde alanlardayız.
33 canımızı anmak için alanlardayız.
Faşist ve gerici kuşatmaya karşı eşit yurttaşlık, laiklik, özgürlük ve demokrasi için alanlardayız.
Karanlığa karşı aydınlık için alanlardayız.

Pir Sultan Abdal’ın yolu yolumuzdur, mücadele mirasını sahiplenmeye devam edeceğiz.
Er ya da geç ama mutlaka katliamların hesabını soracağız.
Er ya da geç ama mutlaka biz kazanacağız.
İnsanlık kazanacak, karanlık yenilecek, aydınlık kazanacak.
Emperyalizm yenilecek, mazlum halkların birleşik mücadelesi kazanacak.
Savaş ve savaş baronları kaybedecek, barış ve bunun için mücadele eden canlar kazanacak…

Değerli Canlar!
Emekten, laiklikten, eşitlikten yana olan; özgür ve kardeşçe yaşayacağımız aydınlık bir Türkiye diyen, halkına ses, karanlığa ışık olan tüm dostlarımızı 2 Temmuz’da Sivas’a ve bulundukları her yerde alanlara çağırıyoruz!
Faşist ve şeriatçı kuşatmaya karşı birlikte mücadeleye çağırıyoruz…

Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız!”

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir