FEDA ve DAKB’den Ortadoğu’daki Soykırım Saldırılarına Tepki: “Sessizlik Zulmün Ortaklığıdır”
⌈Haber Merkezi⌉ Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) öncülüğünde Suriye’nin Süveyda kentinde Dürzi halkına yönelik sürdürülen saldırılara ilişkin ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada, HTŞ’nin Dürzi halkına karşı bir soykırım yürüttüğü belirtilerek, bu sessizliğin Ortadoğu’da halkların diri diri gömülmesine neden olacağı vurgulandı. Açıklamada ayrıca Alevilere yönelik daha önce gerçekleşen saldırılara karşı yeterli tepkinin verilmemesinin bugünkü vahşete zemin hazırladığına dikkat çekildi.
Açıklamanın tam metni şöyle:
Ortadoğu’nun Kan Deryasında Halkların Çığlığına Sessiz Kalmayalım
Değerli Canlar,
Son birkaç günden beri DAİŞ’çi HTŞ çeteleri Suriye’de Dürzi halkının kanını döküyor, soykırım uyguluyorlar. HTŞ çeteleri aynı soykırımcı saldırıları Alevilere karşı da uyguladı, uygulamaya devam ediyor.
Suriye’de Alevilere yapılan soykırıma karşı güçlü ve önleyici bir tepki geliştirilemedi. Bundan da güç alan HTŞ katilleri, şimdi de Dürzilere karşı soykırım yapıyorlar.
Suriye etnik ve inançsal çeşitliliğin iç içe geçtiği, kadim halkların birbirine karıştığı bir coğrafya. Dürzîler, diğer halklar gibi yüzyıllardır kendi kimliklerini, inançlarını ve yaşam biçimlerini korumak için mücadele veren onurlu bir halktır. Dürzîler, özellikle Suriye’de — başta Süveyda olmak üzere — yaşadıkları bölgelerde varlıklarını korumuş, hiçbir merkezi otoriteye boyun eğmemiştir.
Toplumsal dayanışmacı özelliklerinde, kadın-erkek ilişkilerinde, eşitliğe verilen önemde Alevilerle benzerlik taşımaktadır. İnanç yönüyle bu iki halkın kendine has özellikleri vardır ve tam da bu nedenle bugün radikal çetelerin hedefindedirler. El-Nusra ve DAİŞ’in enkazından doğan ve karanlık bir ideolojinin bugünkü temsilcisi olan HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam), Kürtleri, Dürzîleri ve Alevileri düşman ilan ederek, onları katletmeyi sözde bir görev, bir ibadet olarak görmektedir.
Değerli Canlar,
Alevilere yapılan soykırımlara karşı mücadele ettiğimiz gibi Dürzilere karşı yapılan bu soykırıma karşı da mücadele etmek zorundayız. Bu insanlık suçuna izin vermemeliyiz. Bugün bu soykırım saldırıları püskürtülmezse bölgeye barış ve huzur gelmeyecektir.
Böyle olduğu için HTŞ katilleri, Kuzey ve Doğu Suriye yönetimine karşı da tutum almaktadır. 10 Mart 2025’te imzalanan anlaşmayı uygulamaktan kaçınmaktadır. Bunun için bütün ezilen halklar ve inançlar, Kuzey ve Doğu Suriye yönetimi ve halklarıyla birleşerek bu saldırıları püskürtmeliyiz.
Alevilere yönelik işlenen katliamlara sessiz kalan dünya, şimdi aynı sessizliği Dürzîler için ve Rojava için sürdürmektedir. HTŞ, 10 Mart 2025’te imzalanan anlaşmayı uygulamamakta ve Kuzey ile Doğu Suriye’deki demokratik yönetimi açıkça hedef almaktadır. Kendilerine “insan haklarının savunucusuyum” diyen dünya ülkeleri; bu vahşet karşısında sessiz kalmanız, sizin ikiyüzlülüğünüzü haykırıyor. Sessizlik; sadece yeni katliamların davetiyesi, daha büyük yıkımların ön hazırlığıdır.
Bu sessizlik, bir halkların diri diri toprağa gömülmesini amaçlamaktadır.
Değerli Canlar,
Unutulmamalıdır:
Bugün Dürzîler ve Aleviler hedefte olabilir. Ama yarın, suskun kalınırsa, sıradaki kim olacak?
Bu barbarlığın hedefinde yalnızca belli bir mezhep ya da etnik yapı yoktur. Hedef, tüm farklılıklardır. Tüm özgürlüklerdir. Tüm insanlıktır.
Suriye’de yapılan soykırımcı saldırılar ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne yapılan baskılarda Türk devletinin, ABD’nin ve İsrail’in parmağı bulunmaktadır. Türkiye’nin de etkisiyle Suriye, DAİŞ’çi ve tekçi bir anlayışla dizayn edilmeye çalışılıyor. Bunun en kanlı tezahürü, Akdeniz kıyılarında Alevilere yönelik yapılan katliamla gözler önüne serildi.
Değerli Canlar,
FEDA ve DAKB olarak, insanlık vicdanına sesleniyoruz. Eğer bu soykırım girişimleri bugün durdurulmazsa, Ortadoğu’da yarın için barış hayalden öteye geçemez.
Tüm ezilen halklara, inanç gruplarına, vicdan sahibi insanlara sesleniyoruz: Suriye’deki soykırım saldırılarına ve Rojava’ya yönelik baskılara karşı, demokratik irade ile omuz omuza verelim, bu karanlığa karşı birlikte direnelim.
Çünkü bu, sadece Dürzîlerin çığlığı değildir. Bu, Ortadoğu’nun savaş tamtamlarının ortasında kaybolmaya yüz tutmuş tüm halkların feryadıdır. Ve artık dünya, bu çığlığa kulak vermelidir.
Sessizlik, zulmün ortağı olmaktır.
Dürzî halkı, Alevi halkı ve Kürt halkı karanlık zihniyete karşı büyük bir direniș gösteriyorlar.
SOYKIRIM SALDIRILARINA VE BASKILARA İZİN VERMEYELİM
HALKLARIN BİRLİĞİ VE DAYANIŞMASI KAZANDIRACAKTIR.
DİRENENLERE BİN SELAM OLSUN.”

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler