Rıza Şehri Ütopyası ve Günümüz Aleviler
⌈ Sevda Ergin⌉
Alevilik, yalnızca bir inanç sistemi değil; aynı zamanda ezilenlerin tarihsel hafızasında yer etmiş eşitlikçi bir felsefe ve özgür yaşam formudur. Bu yaşam formunun en ileri aşaması ise Rıza Şehri’dir. Rıza Şehri, Alevilerin düşlerinde klasik anlamda bir mekana ya da yapısal forma indirgenemeyecek denli köklü, bütüncül bir toplumsal rızalık düzeni ütopyasıdır. O, özel mülkiyet, sınıf karşıtlığı, baskı ilişkileri ve devletin tekil şiddetine karşı kolektif, ortakçı ve eşitlikçi bir karşı-model olarak şekillenmiştir.
Bu bağlamda Rıza Şehri, Alevi öğretisinin hem etik hem de toplumsal ve inançsal yönünü somutlaştıran bir ütopyadır. Bu ütopyada devlet yoktur; çünkü devlet, tarih boyunca baskının, tekçilik ideolojisinin ve zora dayalı merkezi iktidarın kurumsal ifadesi olmuştur. Ordular, güvenlik güçleri, bürokratik aygıtlar ve sınıfsal hiyerarşiler Rıza düzenine yabancıdır.
Toplumsal rızalık ve ortakçı ahlak, Rıza Şehri’nin temel değerleridir. Bu bağlamda, Aleviliğin “eline, beline, diline sahip ol” ilkesi yalnızca bireysel ahlaki bir tutum değil, toplumsal etiğin kurucu normudur. Bu ilke; insan-insan, insan-toplum ve insan-doğa ilişkisinde sömürüyü, baskıyı ve tekelleşmeyi dışlar. Çünkü rızalık, sadece onay değil; karşılıklılık, eşitlik ve ortaklaşma temelinde kurulan bir ilişkilenme biçimidir.
Toplumsal rızalık, bireyin rızasıyla birlikte; esas olarak kolektif yaşamın gerçek ilkeleriyle tesis edilir. Bu nedenle Alevilikte kul yoktur, köle yoktur; insanın insan üzerindeki hükmü ilkesel olarak reddedilir. Emeğin ortaklaştığı, paylaşımın adaletle örgütlendiği, cinsiyet eşitliğinin kurumsal temsiliyete tam olarak sağlandığı bir toplum modelidir Rıza Şehri.
Ancak günümüzde Alevi toplumu bu ütopyaya ne denli yakın, ne denli uzak bir konumdadır? Bu soruya romantik değil, gerçekçi bir bakışla yanıt vermek gerekir. Kapitalist toplumsal yapının belirleyici olduğu mevcut dünyada, Alevi toplumu da bu ilişkiler yumağının dışında değildir. Özel mülkiyetin kutsandığı, rekabetin yüceltildiği, bireyciliğin norm haline geldiği bir toplumsal-ekonomik zeminde Rıza Şehri’nin gerçek anlamda yaşama geçirilmesi mümkün değildir.
Alevi kurumlarının sosyal hizmet eksenli yeni yapılanmalara yönelmesi —kreşlerden yurtlara, aşevlerinden bakım merkezlerine kadar— toplumsal bir ihtiyaçtır ve örgütsel gelişim açısından stratejik öneme sahiptir. Bu model ancak ortak akıl, rızalık hukuku ve ortak üretim/paylaşım ilkeleriyle temellendiğinde Rıza Şehri ütopyasına yaklaşır. Aksi takdirde, “toplumsal hizmet” sunan ama rızalık üretmeyen yapılar, sistem içi uyum mekanizmalarına dönüşür.
Alevi kurumlarının kendi iç ilişkilerinde gözlenen rekabetçi tutumlar, öznel hesaplar, kadın temsiliyetinin eksikliği, iç barışın zayıflığı gibi birçok şeyin öne çıkması; Alevilerin Rıza Şehri ütopyasıyla taban tabana zıt olan gelişmelerdir. Bu anlamda, herhangi bir cemevinin ya da sosyal yapının “Rıza Şehri” olarak görülmesi, hem öğretinin tarihsel-ahlaki bağlamına aykırıdır, hem de siyasal olarak indirgemecidir. Bu gerçeklik göz ardı edilerek “Rıza Şehri kuruyoruz” demek, romantik bir iyimserlikten öteye geçmez.
Aleviliğin nihai hedefi, bireyi kamil insan mertebesine taşıyarak toplumu rızalık temelinde yeniden şekillendirmektir. Bu hedefe ulaşmak; mevcut kurumsal yapıları dönüştürmeyi, kadın özgürlüğünü içselleştirmeyi, sömürüye karşı ortak bir ahlaki duruş sergilemeyi ve tüm bu ilişkileri gerçeklerle örtüşen zeminler üzerinde yeniden temellendirmeyi gerektirir.
Rıza Şehri, ancak kendisiyle barışmış bir toplumun kurabileceği bir yaşam biçimidir. Bunun için Alevi toplumu, kendi iç dinamiklerini eleştirel bir süzgeçten geçirerek, rızalık temelinde yeniden yapılanmalı; tarihsel öğretisini güncel gerçekliklerle buluşturacak kuramsal bir atılım gerçekleştirmelidir.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler