Baxtiyarli Yusuf’a: Bir Babaya Duyulan Özlem
⌈Hasan Subaşı⌉ Hayatın bize bıraktığı en derin izlerden biri, babaların gölgesiyle yaşanır. Kimi zaman bir nasihat, kimi zaman sessiz bir duruş, kimi zaman da yüreğimizin en kuytusunda büyüyen özlem olur. Murat Demir, 1 Eylül 1986’da kaybettiği babası Baxtiyarli Yusuf’u, yıllar sonra hâlâ aynı sıcaklık, aynı saygı ve aynı sevgiyle anıyor. Onun çalışkanlığını, dürüstlüğünü, kız çocuklarını okutma konusundaki kararlılığını, inancı ve insanlığıyla köyün belleğinde bıraktığı izleri duygusal bir dille kaleme alımış.
Aşağıda okuyacağınız metin, yalnızca bir anı değil; bir babanın gölgesinde büyüyen bir çocuğun, yıllar sonra bile eksilmeyen sevgisinin, minnetinin ve özleminin satırlara dökülmüş hâlidir.
Bu Adam Benim Babam
Bu Adam benim Babam….
Baxtiyarli Yusuf derlerdi.
Davzare yi iyi oynadığı için Davzare de diyen vardı.
Çocukluğunda, Müdür Amcamla (Hozat’taki son kalaycılardan Kalaycı Mudo), kalaycılık yapmış.
Kürdistan’da dolaşmış. Kürtçe’nin bütün aksanlarını öğrenmiş.
Toplam kırk gün evet sayı ile 40 gün okula, kursa gitmiş. İnanılmaz bir Matematik zekâsı vardı.
Hiç kalem kâğıt kullanmadan, o zamanlar hesap makinesi de yok, üç-dört rakamlı işlemleri kolayca yapardı.
Dostları, kivreleri anca yeminle bir duble rakı içirebildiler. Kivreliklerini, musahipliklerinin yeminiyle….
İçki içmezdi
Sigara hiç içmedi
En ağır küfürü “Vicdansız”dı…
Yemin etmezdi. “Emin ol” dediğinde o kesin doğruydu.
Bizim köyü, sonra kasabayı, arsaları, metrekaresini, arsanın sınırlarını ezbere bilirdi.
Alevi dedeleri hep bizim evde konaklardı.
Dede, Ali Ali, Ali diye sazın teline dokunduğunda gözyaşları sel olurdu.
Biri Kürt Alevi, diğeri Türk Sünni iki zengin işadamı günlerce Babama yalvardıklarını gördüm, duydum. Köyün ortak mallarına üç imza ile el koyup paylaşmayı önerdiler.
“Yedisi kız biri ben toplam sekiz çocuğun var, nasıl bakacaksın?” dediler.
Babam bu konuyu tartışmasız reddetti.
Köy muhtarı Sünni Türk, birinci aza Babam Dersimli Alevi bir Kürt’tü.
Evde kimse bu konuyu tartışmadı. Kimse harama göz dikmeyi bile konuşmadı.
Köyde bütün kızlarını okutan adamdı.
Ortaokula ilk ablam gitti şehre.
Yolunu kesip “ayıp, günah” diyen Cami hocasını inancı ve Alevi bilgeliği ile adeta tokatladı.
Evin şımartılmış tek erkek çocuğu olarak — ki şımartan hep kız kardeşlerimdi beni — hepimizi çok sevdi. Kapıyı Bruce Lee’yi taklit ederek kırdığımda kızmadı bile.
Evi tapa tabancası ile yakıyordum neredeyse, kızmadı.
Kız kardeşlerimi terörize ettiğimde hayatımda ilk ve son kez kulağımı hafif tuttu, “Yapma” dedi.
Bir hafta hasta oldum.
“Bizim tek kurtuluşumuz okumak” dedi.
Hozat’tan, kuzenlerinden okumak isteyenleri getirtti, okuttu.
Hiçbir cenazeyi ortada bırakmadı.
Bu adam benim Babam…
Baxtiyarli Yusuf….
1 Eylül 1986’da sonsuzluğa uğurladık onu…
Tıpkı dün gibi…
14 yaşımdan beri sürgündeyim…
Annemi toprağa uğurlamak mümkün olmadı. Neredeyse otuz yıldır da Avrupa’da sürgündeyim.
Babamı ben toprağa verdim.
O öyle istedi.
O gün İstanbul Hukuk öğrencisi olarak sınav dönemimizde kaybettim onu.
Hâlâ bugün gibi….
Bizim evde ben ya da kardeşlerim bir kaç gün evden uzak kalıp döndüklerinde, bir yarım saatlik ağlama-sarılma merasimi oldu hep.
Babam o sıcacık babacan tavrıyla bize sarılır, başımızı göğsüne sıkıca bastırır, Kürtçe aksanı ile “Baba cana qurban” derdi.
1 Eylül 1986’da babamı kaybettim.
Yani dün….
Onun adı Baxtiyarli Yusuf…
Benim Babam….
Saygıyla….
Sevgiyle…
Özlemle….
Murat Demir
Köln, 2 Eylül 2025

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler