Hızır Orucu Başlıyor: “Biz Dardayız Ya Hızır, Sen Yetiş”
⌈AHA⌉ Kızılbaş Alevi inancında doğayla, insanla ve hakikatle kurulan kadim bağın en güçlü duraklarından biri olan Hızır Orucu, 10–11–12 Şubat 2026 tarihlerinde tutulacak. Hızır Ayı’nın gelişiyle birlikte, yalnızca bir oruç pratiği değil; adalet, paylaşım, vicdan ve rızalık temelinde şekillenen bir inanç bilinci yeniden hatırlanıyor. Hızır, Kızılbaş Aleviler için takvim yapraklarına sığmayan; yaşamın, doğanın ve insan olmanın özünü temsil eden bir yol öğretisi olarak kabul ediliyor.
İnanç dünyasında Hızır; dara düşenin dermanı, yoksulun lokması, mazlumun nefesi ve yolcunun yoldaşı olarak tanımlanırken; zulme karşı duran, zalimin karşısında saf tutan Hak erenlerinin adı olarak görülüyor. Kızılbaş Alevi inancında Hızır, yalnızca tarihsel ya da mitolojik bir figür değil; yaşayan hakikat, adaletin ve paylaşımın sembolü olarak anlam buluyor.
Hızır: Hakikat, Adalet ve Vicdanın Adı
“İnsan darda kalmayınca Hızır yetişmezmiş” deyişiyle anlatılan Hızır, Kızılbaş yolunda çağrıldığında değil, haklı çağrıldığında gelen bir inanç bilinci olarak kabul ediliyor. Bu yönüyle Hızır, insanın vicdanında, paylaşımında ve adalet arayışında hazır ve nazır olan bir yol rehberi olarak görülüyor.
Kızılbaş öğretisinde Hızır, Şah-ı Merdan Ali ile özdeşleştirilir. Çünkü Ali; zulme karşı duran, hakkı ve hukuku gözeten, mazlumdan yana saf tutan duruşun adıdır. “İnsanı yaşat ki doğa yaşasın” anlayışının özü Ali’de vücut bulurken, Hızır bu anlayışın yaşamın içine dokunan hâli olarak yorumlanır.
Doğa ile İnsan Arasındaki Kadim Bağ
Hızır günleri, zahiri olarak Şubat ayının ikinci haftasında başlar ve Nevruz’a kadar sürer. Eski takvime göre bu dönem; doğanın uyandığı, yaşamın yeniden can bulduğu, canın cana karıştığı günler olarak kabul edilir. Hızır Orucu’nun üç gün tutulması da doğadaki dönüşümle ilişkilendirilir. Havaya, suya ve toprağa düşen sıcaklık — halk dilinde cemre — yaşamın yeniden doğuşunu simgeler. Bu anlayış, insan ile doğanın bir ve bütün olduğunun en yalın anlatımı olarak görülür.
Hızır Orucu: Aç Kalmak Değil, Nefsi Terbiye Etmek
Kızılbaş Alevi yolunda Hızır Orucu, yalnızca aç kalmak anlamına gelmez. Bu oruç; nefsi terbiye etmeyi, lokmayı bölüşmeyi, gönlü arındırmayı ve darda kalanın elinden tutmayı esas alır. Hak için tutulan, insan için paylaşılan bu oruç; ikrarla yürüyen, rızalıkla sürdürülen, lokmayla paylaşılan bir yolun parçasıdır.
Bu ayda ikrarında duran talipler, pirlerinin yolunu gözler. Çünkü inanca göre Hızır, yol ehline görünür; kapıya ansızın gelir, lokmayı rızalıkla yer, gönül alır ve iz bırakmadan gider. Ne zaman geleceği bilinmez; ancak geldiğinde yol göstermeden gitmez.
Dua ve Lokmalar Hak Katında Kabul Ola
Hızır Orucu dolayısıyla yapılan açıklamada, lokmaların, dileklerin ve muratların;
Hak aşkına,
Şah-ı Merdan Ali aşkına,
Boz Atlı Hızır aşkına,
Pir Hünkâr Hacı Bektaş Veli aşkına
dergâhında kabul olması temennisinde bulunuldu.
“Yolumuz açık olsun, ikrarımız daim olsun, muhabbetimiz aşk ile olsun” çağrısıyla sonlandırılan açıklama, İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı Seyit Erdoğan imzasıyla kamuoyuyla paylaşıldı.
Haber: Seyit Erdoğan

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler