⌈AHA⌉ İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde 16 Mart 1978’de gerçekleştirilen bombalı saldırıda hayatını kaybeden 7 öğrenci, katliamın 48. yılında anılıyor. Türkiye’nin yakın tarihine geçen olay, 12 Eylül askeri darbesine giden süreçte yaşanan en önemli siyasi saldırılardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.
16 Mart 1978 günü İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde toplanan öğrencilerin üzerine atılan bomba sonucu ilk anda çok sayıda kişi yaralanırken, olay yerinde 5 öğrenci yaşamını yitirdi. Saldırının ardından park halindeki araçların arasına mevzilenen saldırganlar otomatik silahlarla kalabalığa ateş açtı. Ağır yaralanan iki öğrencinin daha hayatını kaybetmesiyle ölü sayısı 7’ye yükseldi.
7 Öğrenci Yaşamını Yitirdi
Saldırıda öğrenciler Hatice Özen, Cemil Sönmez, Baki Ekiz, Turan Ören, Abdullah Şimşek, Hamit Akıl ve Murat Kurt yaşamını yitirdi. Olayda 31’i ağır olmak üzere 100’den fazla öğrenci yaralandı.
Dönemin tanıklıkları ve soruşturma süreçlerinde, saldırının organize bir şekilde gerçekleştirildiği ve faşist grupların saldırıda rol aldığı yönünde iddialar gündeme geldi.
Katliam Öncesi İhbar Yapıldığı Ortaya Çıktı
Katliamdan günler önce saldırıya dair bir ihbarın emniyet birimlerine ulaştığı da daha sonra ortaya çıktı. POL-DER İstanbul Şube Başkanı Kâzım Bilir, 23 Mart 1978’de yaptığı açıklamada, 8 Mart 1978 tarihinde Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilen bir yazıda üniversitede sol görüşlü öğrencilere yönelik bir saldırı planlandığının bildirildiğini kamuoyuna duyurdu.
Toplum Zabıtası Müdür Vekili Murat Azmioğlu tarafından gönderildiği belirtilen yazıda, öğrencilerin fakülteye gelmeye devam etmeleri halinde 8-10 gün içinde üzerlerine dinamit atılacağı yönünde bilgi verildiği ifade edildi. Ancak söz konusu ihbarın gerekli şekilde değerlendirilmediği iddiaları yıllar boyunca tartışma konusu oldu.
Soruşturma ve Tartışmalar
Olayın ardından bazı isimler gözaltına alınsa da katliamın tüm yönleriyle aydınlatılamadığı yönünde eleştiriler dile getirildi. Soruşturma sürecinde saldırıya ilişkin çeşitli itiraflar ve iddialar kamuoyuna yansıdı.
Katliamın ardından yaşanan yargı süreçleri ve soruşturmalara ilişkin tartışmalar, Türkiye’de siyasi şiddet ve cezasızlık tartışmalarının önemli başlıklarından biri olmaya devam etti.
Türkiye’nin Yakın Tarihinde Karanlık Bir Sayfa
16 Mart Beyazıt Katliamı, 1970’li yılların sonlarında Türkiye’de artan siyasi şiddetin simge olaylarından biri olarak kabul ediliyor. Katliam, 1978–1980 yılları arasında yaşanan birçok saldırı ve toplumsal çatışmanın başlangıç noktalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da çeşitli kurumlar ve demokratik kitle örgütleri tarafından yaşamını yitiren öğrenciler anılırken, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların ortaya çıkarılması yönündeki talepler bir kez daha dile getiriliyor.