Tugay Adak’tan Bugüne: Değişmeyen Soru, Derinleşen Sessizlik
Bazen bir isim, bir dönemin aynası olur.
Tugay Adak da artık sadece bir isim değil; bir sorunun, bir kırılmanın ve görmezden gelinen bir gerçeğin sembolü.
Henüz 28 yaşında…
Ama geride bıraktığı hikâye, bugün hâlâ cevaplanmamış sorularla dolu.
Yıllarını bir ideale adayan, sokak sokak çalışan, bedel ödeyen bir gençti. Bir gözünü kaybetti ama inancını kaybetmedi. Karşılık beklemeden mücadele etti. Ama sonunda yalnız kaldı.
Şimdi dönüp bugüne baktığımızda, şu soruyu sormamak mümkün mü?
Tugay Adak’tan bu yana ne değişti?
Bir yanda hâlâ emeğiyle var olmaya çalışan, partisine inanan, mücadele eden gençler…
Diğer yanda ise kamuoyuna yansıyan tartışmalar, iddialar ve vicdanları rahatsız eden görüntüler…
Özellikle Bornova Belediyesi üzerinden gündeme gelen “bankamatik” iddiaları ve kamuoyunda yarattığı rahatsızlık, meselenin sadece bir kurumla sınırlı olmadığını gösteriyor.
Bununla birlikte geçmişte İzmir Büyükşehir Belediyesi hakkında ortaya atılan, para karşılığında işe alım yapıldığı yönündeki iddialar da hâlâ hafızalardaki yerini koruyor. Bu iddiaların doğruluğu elbette yargı ve denetim mekanizmalarının konusudur.
Ama mesele sadece hukuki değil.
Mesele vicdani.
Çünkü bugün bir genç şunu düşünüyor:
“Ben yıllarca emek verdim, karşılığını alamadım. Ama bazıları başka yollarla sistemin içinde yer bulabiliyor.”
İşte Tugay Adak ile bugün arasındaki en acı ortak nokta burada yatıyor:
Değişmeyen şey, emeğin değersizleşmesi hissi.
Siyaset, sadece makam dağıtma mekanizması değildir.
Siyaset, adalet üretme sorumluluğudur.
Eğer bir düzende;
emek verenler geri planda kalıyor,
sadakat gösterenler unutuluyor,
ama tartışmalı ilişkiler ve şaibeler öne çıkıyorsa,
orada ciddi bir güven sorunu vardır.
Bu yazı bir suçlama metni değildir.
Ama bir uyarıdır.
Çünkü güven kaybı, bir partinin yaşayabileceği en büyük krizdir.
Ve bu kriz sandıkta değil, önce vicdanlarda başlar.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin en büyük gücü gençlerdir.
Ama o gençler kendini yalnız hissediyorsa, orada durup düşünmek gerekir.
Tugay Adak’ın hikâyesi geçmişte kalmış bir trajedi değil.
Bugünün aynasıdır.
Eğer bu aynaya bakmazsak,
yarın aynı hikâyeleri yeniden yazmak zorunda kalırız.
Ve o zaman soru değişmez:
Bu ülke, emeğini veren gençlerine gerçekten sahip çıkıyor mu?
Daha önce #TugayAdak için yazdım Yazının linki ve hayatına son vermeden önce yazdığı mektubu linki tıklayarak okuyabilirsiniz!.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler