Sal. May 26th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

“Bir Fotoğraf Üzerinden Hakikat Kurulamaz”

⌈AHA⌉ Londra’da İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi tarafından düzenlenen “Alevilik ve Gelecek” etkinliğine katılan Cemal Salman, etkinlik sonrasında sosyal medyada yürütülen tartışmalara ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme kaleme aldı. Salman, üç gün süren kapsamlı programın yalnızca tek bir oturum üzerinden hedef alınmasının gerçeği yansıtmadığını belirterek, etkinliğin içeriği, katılımcıları ve Alevi toplumunun geleceğine dair yürütülen tartışmaların bütünlüklü değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Geçen hafta sonu Londra’da İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nin düzenlediği Alevilik ve Gelecek başlıklı etkinliğe hem bir oturumda sunumla hem de birçok oturumda dinleyici olarak katıldım. Oradaydım, içindeydim, doğrudan gözlemciydim. Bunu neden vurguluyorum?

Türkiye’ye etkinliğin bitişinden üç gün sonra döndüm. O sürede sosyal medyaya ve bu etkinlikle ilgili tartışmalara pek bakamadım. Sonradan bir kısmını arkadaşlarımın-hocalarımın gönderdiği, bir kısmına doğrudan denk geldiğim paylaşımlarda gördüm ki üç günlük etkinliğin sadece bir oturumuna davet edilmiş siyasetçilerin fotoğrafı ve o oturumdan hareketle “Alevilerin geleceğini Alevi olmayan siyasiler mi konuşacak!” manipülasyonu yapılmış, bir karalama kampanyası yürütülmüş. Nasıl bir zeminde çaba gösterdiğimize bir kez daha üzülerek bakakaldım. Ne yazık…

Ben yıllardır Alevi kimliği konusunda çalışıyorum. Doktora tezimden itibaren, on beş yıla yakın süredir araştırma saham bu. Gerek araştırmacı gerek konuşmacı olarak türlü Alevi kurumunun etkinliğinde yer aldım. İAKM’nin ilk kez bir etkinliğine katıldım. Yönetimini, bu etkinliği düzenleyen arkadaşları orada tanıdım. Hiçbir şey için değilse çay ocağından yemekhaneye, taşımadan teknik işlere, onca samimi insanın gönülden emeğinin hakkı için, orada olanı biteni anlatayım. Merak eden, bu etkinlik üzerinden sosyal medyada koparılan tartışmalara ondan sonra bir daha bakabilir.

Üç gün süren etkinlik için, konser, sergi, film gösterimi gibi kültürel programlar dışında, 22 oturuma 60’tan fazla konuşmacı davet edilmişti. Önümde bütün program duruyor. Ekte siz de görebilirsiniz. Sayılardan pek hoşlanan bir toplumuz. Programda toplam 65 kişi görünüyor. Bunların 16’sı Türkiye’den ve Avrupa’dan, doğrudan Alevilik konusunda çalışan akademisyenler; 5’i farklı ocaklardan ana ve dedeler; 20’si Alevilerle ilgili konularda çalışan araştırmacılar ile Alevi dünyasına hitap eden gazeteci, sanatçı vb. aydınlar; 7’si farklı kademelerde Alevi kurum temsilcileri; 8’i Türkiye, Kuzey Kıbrıs ve İngiltere’de cemevinin bulunduğu bölgeden siyasetçilerden oluşuyor. Bunlar dışında, üç ya da dört oturumda, uzmanlık ya da çalışma alanı farklı isimlerin yine Alevileri ilgilendiren konulardaki sunumlarına yer verilmişti ki bu olağandır.

Programdaki farklı salonlarda eş zamanlı yapılan 22 oturumun sanırım 13’üne katıldım. Her birinde bir öğrenci merakıyla konuşulanları dinledim, not aldım. Birbirinden farklı salonlarda ve konularda; akademisyenler, bağımsız araştırmacılar, gazeteciler, inanç önderleri, Alevi gençler, Alevi kurum temsilcileri, siyasetçiler ve sanatçılar sunum yaptı. Akademik sunumlarda, örneğin, Suriye Alevileri, bölgedeki güncel gelişmeler, Alevilikte kadın, Alevi göçleri ve coğrafyası, Alevi kimliği ve temsilleri, okullarda Alevilik eğitimi, Alevi gençlik, Alevi hafızası, Alevi medyası, sinemada Alevilik, Cumhuriyet ve Aleviler, Alevilerin ontolojik güvenlik arayışı, Alevi müziği ve kültürü, Alevi katliamları ve Madımak Hafıza Merkezi, Alevi kamusallığı ve hukuku, Alevi hareketi, Aleviliğin diplomasisi, Alevi ocakları ve Alevi geleneğinde ocakların yeri, bütün bunlar ışığında Alevi örgütlenmesi ve geleceği başlıklı sunumlar yapıldı. Bu konulara ilişkin tartışmalar, fikir alış verişleri oldu.

Katıldığım, içinde bulunduğum, katkı da sunmaya çalıştığım etkinlikte benim gördüklerim bunlardı. Hal böyleyken sosyal medyaya yansıyan/yansıtılan yorumlara ne demeli? “Aleviliğin geleceğini Alevi olmayanlar konuşuyor, Alevi mi kalmadı konuşacak, Alevisiz Alevilik” yorumlarından türlü komplo teorilerine neler yazılmamış ki… Gördüğüm kadarıyla, büyük çoğunluk, ne yazık ki içeriği, programı, katılımcıları hiç bilmeden, görmeden, önüne düşen bir fotoğraf ve başlık üzerinden yorum yarışına girmiş. Ya da –daha kötüsü- bile bile karalama kampanyası yürütenlerin etkisinde kalmış.

Buna dâhil olanların genel bir panoramasını çıkarmak zor ama birkaç tipleme hemen her yerde göze çarpıyor. Hadi Alevi kamuoyuyla ve gündemiyle pek alakası olmayanların popülist yorumlarını bir kenara bırakalım; mesleği akademisyenlik olan, araştırmacı görünen, gazetecilik/köşe yazarlığı yapmış-yapan, Alevi siyasetinin parçası olan, Alevi kurumlarında görev almış/alanlar, belgeye, bilgiye, veriye, kaynağa dayanmadan önüne gelen yorumları paylaşmayı kendine nasıl yakıştırmış acaba?

“Alevilik ve Gelecek” başlıklı bir etkinlikte tek bir oturum olsa, ona da Alevi toplumunun sorunları hakkında fikri, duruşu, çabası ya da önerisi olmayan siyasiler çağrılsa; bu, tabii ki eleştirilir. Ben de bu eleştirilere katılırım. Dahası, bütününe dair bir fikir edinerek etkinlik programı, katılımcıları, konu başlıkları, genel içerik ve işleyiş de eleştirilebilir. Nitekim değerlendirme toplantısında hepsine yönelik yorumlar, öneriler paylaşıldı. Fakat üç gün süren, onlarca oturumda 60’tan fazla insanın yer aldığı bir etkinlik, tek bir oturumun katılımcıları üzerinden değerlendirilebilir mi? Diğer oturumlarda da Alevi olmamakla beraber Alevilerin sorunları üzerine nice Aleviden daha çok kafa yormuş, daha çok çalışma yürütmüş araştırmacılar, gazeteciler, akademisyenler yer almışken, konuşmacının kimliği üzerinden yargı yürütülebilir mi? Alevi toplumunun bilgisi, hafızası, örgütlenmesi, siyaseti, sorunları için emek veren onca ismin yer aldığı bir toplantı için “Alevi mi kalmadı konuşacak?” denilebilir mi? Hepsi olabilmiş. Ne yazık ki hepsi yazılmış. Bilgiye dayanmadan, aslını astarını sorup öğrenmeden, içeriğe, programa, niyete ve öze bakmadan, karanlıkta el yordamıyla fil tanımlayanlar misali, her kim önüne ne geldiyse onun üzerinden gerçeği gördüğünü düşünmüş.

Böyle, aslı, doğrusu nedir acaba diye bakmadan eleştiriye yeltenme tavrına, bilhassa sosyal medyada, her toplumdan insanda olduğu gibi Aleviler içinde de rastlanıyor ne yazık ki. Ne yazık ki diyorum çünkü “ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır”, “ilim ilim bilmektir/ilim kendin bilmektir” sözlerini kendine motto edinmiş bir topluluk Aleviler. Başta kendini sonra hakikati bilerek konuşmak, alçakgönüllü olmak, kibir ve benlikten uzak durmak, iftiradan sakınmak, kusur aramamak, hal ehli olmak, dil ehli olmak bu yol’un marifetlerindendir.

Marifet, kimin hangi soydan geldiği değil de bunlardan ne kadar nasiplendiğiyle ölçülür. Dilerim -akademisyeni siyasetçisi, dernekçisi gazetecisi- Aleviler adına konuştuğunu söyleyenler, evvela bunlardan nasiplenmiş olsun. Gerisi gelir geçer işlerin teferruatıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir