Cum. Tem 24th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Latife Ulutaş Yazdı: Toplumsal Çürümenin Sessiz Yüzü

Günlerdir sosyal medyada karşımıza çıkan tabloyu hayretle izliyorum. Yaşadığımız çağ, “Küfrün adı iman olmuş.” sözünü yeniden düşündürüyor. Görünür olmak, güç odaklarına yakın durmak, biraz daha fazla yer edinmek uğruna insanların kılıktan kılığa girmesi, aslında bireysel bir değişimden çok toplumsal bir deformasyonun göstergesidir.

İnsan ister istemez soruyor, sorun yalnızca insanların değişmesi değil, onları değiştiren düzenin giderek daha kuşatıcı hale gelmesidir. Çünkü sistem artık insanı baskıyla değil, ihtiyaçlarıyla yönetiyor. Yoksulluğu, güvencesizliği ve geleceksizliği bir araç haline getirerek vicdanı, dayanışmayı ve ilkeleri aşındırıyor.

En tehlikeli olan da tam burada başlıyor. İnsanlar hayatta kalabilmek adına yavaş yavaş birbirine benzemeye, sessizleşmeye ve olanı kabullenmeye başlıyor. Değerlerin yerini çıkar ilişkileri, dayanışmanın yerini rekabet, birlikte üretmenin yerini bireysel kurtuluş arayışı alıyor. Dünün umut bağlandığı muhalifleri, sırtını bir yerlere yaslayarak dünün değerlerine sırtını dönerek kazanım elde edebilmek, toplum farkına varmadan kendi çözülüşünü normalleştiriyor.

Teknolojinin insanları birbirine yakınlaştırması beklenirken, tam tersine birbirinden koparan bir yalnızlık üreti. Herkes birbirini görüyor ama kimse birbirine dokunmuyor. Herkes konuşuyor ama hakikati söyleyenlerin sesi giderek daha yalnız bırakılıyor. “Kraldan çok kralcılar” görünür olmaları daha kıymetli hale getiriliyor. Bir dönem sıkça kullandığımız “omurga” sözü vardı. İnsan hangi koşulda olursa olsun, onu ayakta tutan değerlerini anlatırdı. Bugün ise omurganın yerini esneklik değil, ilkesizlik almaya başladı. Güce göre yön değiştirmek, çıkarına göre saf tutmak, başarı gibi sunuluyor.

Oysa toplumsal çürüme bir anda başlamaz. Önce vicdan aşınır, ardından değerler pazarlık konusu olur. İnsanlar birbirini rakip olarak görmeye başladığında, düzen en büyük zaferini kazanmış demektir.

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey, birbirimizi yargılamak değil, bizi bu hale getiren düzeni doğru okumaktır. Çünkü sorun yalnızca savrulan insanlar değil, o savrulmayı normalleştiren sistemdir. Toplumu ayakta tutacak olan ise bireysel kurtuluş değil, yeniden güveni, dayanışmayı, ortak vicdanı ve hakikat duygusunu büyütebilmektir.

Toplumlar, değerlerini kaybettikleri gün değil, o kaybı fark etmedikleri gün yenilmeye başlar. Umarım bu farkındalığı gördüğümüzde geç kalmamış oluruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir