HEP BİRLİKTE, DAHA BÜYÜK BAŞARILARA…
⌈Aziz Tunç⌉
30 Mayıs 2016 Cumartesi günü Almanya’nın Köln kentinde Alevi toplumunun bir araya geldiği “Be One” festivali gerçekleştirildi. AABF’nın ve bağlı olan Alevi kurumlarının fedakârca ortaya koydukları emeğin ortaya çıkarttığı bu festivale dair söylenmesi gerekenlere geçmeden önce, bu festivale katkı sunan ve emeği geçen başta AABF olmak üzere bütün Alevi kurumlarını kutlamak gerekiyor.
Çünkü bu festival, ülkede olan bitenlerin, sosyal ve politik hassasiyetleri gelişmiş olan Alevi toplumunu derinden etkilediği olağanüstü zor koşullarda gerçekleştirilmiştir. Alevilere ve toplumun tüm kesimlerine karşı çok yönlü saldırıların en üst perdede seyrettiği ve Alevi toplumunun kendisine özgü sorunlarının olduğu bir ortamda bu festival yapılmıştır.
Dersim’de Düzgün Baba’ya, Pazarcık’ta Elif Ana Dergâhı’na yapıldığı gibi Alevilerin kutsal mekânlarına fiziki saldırılar yapılmıştır. Ayrıca Alevilerin yaşadıkları coğrafya ekolojik saldırılarla paramparça edilmektedir. Alevi inancına yönelik değişik türden saldırılar kesintisiz devam etmektedir.
Kürt halkının barış ve demokratik toplum projesine binbir engel çıkartılmaktadır. Maden işçileri, emekliler ve bütün emekçiler hak ettikleri alacaklarını alamamaktadırlar. Üniversite öğrencileri bilimsel akademik taleplerini gerçekleştiremedikleri gibi üniversitelere her türlü saldırı yapılabilmektedir.
Elbette bu saldırıların siyasal yansımaları da olmaktadır. Devleti yöneten AKP-MHP ikilisi, toplumsal kesimlerin örgütlü siyasal güçlerine de her türlü hukuksuz saldırıları yapmaktadır. Dün DEM Parti’nin ve öncelleri olan partilerin seçilmiş belediyelerine kayyum atayan bu gerici-faşist ekip, aynı saldırıları CHP’ye yönelik olarak da yapmaktadır. Bu saldırıların tamamı dün olduğu gibi bugün de özgürlüklere, demokrasiye ve hak alma mücadelesine yönelik saldırılar olarak yaşanmaktadır.
AABF’nin ve bütün Alevi kurumlarının emekleri ve çabalarıyla gerçekleştirilen bu festival, bütün bu zorbalıklara, baskı ve saldırılara karşı bir direnişin etkili ifadesi olmuştur. Bu gerçeklik, festivalin bütün süreçlerinde ve her ayrıntısında en net görülen özellik olmuştur.
Festivalde katılımcı ve düzenleyici kurumlar, verdikleri mesajlarda ülkede yapılan saldırılara karşı çok güçlü bir tepkiyi ortaya koymuşlardır. Söz konusu demokratik siyasal kurumlar, yapılan saldırılara boyun eğmeyeceklerini, AKP-MHP faşizmine teslim olmayacaklarını ısrarla belirtmişlerdir. Ayrıca birlikte mücadele edilmesine dair güçlü ve etkili çağrılar yapmışlardır.
Birlikte mücadele için yapılan çağrılar ve baskılara dair altı çizilen vurgular, kitle tarafından coşkuyla desteklenmiştir. Böylece birlikte mücadele, kitlelerin desteğiyle güçlendirilmiştir.
Ayrıca festivale katkı sunan çok değerli sanatçılar, festivalin içeriğini zenginleştirmişler, kitlenin coşkusunu zirveye taşıyan etkili bir atmosfer yaratmışlardır. Daha önemlisi sanatçılar, Alevi toplumunun mücadeleci değerlerine ve birlik olma isteğine yönelik sundukları müzikle ve deyişlerle festivale katılan kitlede büyük bir heyecan yaratmışlardır.
Festivale kitlesel katılım da oldukça güçlü ve değerliydi. Özellikle bu olgu herkesin ortak görüşüydü. Umutsuzluğun ve karamsarlığın hâkim kılınmak istendiği mevcut durumda, Alevi toplumunun direnişi, mücadeleyi ve kazanmayı esas aldığını gösteriyordu. Kitlesel yoğunluk, kitlenin dinamizmi, Alevi toplumunun mücadeleci özellikleri ve alana yansıtılan birlik ruhu bütün kitleyi etkilemiş, herkeste geleceğe dair büyük bir umut yaratmıştır.
Bütün bunların yanında “Be One” festivali, Alevilerin enerjisinin özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesi için ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. Bu festivalle ilgili olarak yapılması gereken en temel değerlendirme bu olabilir.
Böyle olduğu içindir ki festivale katılan kurumlar ve siyasal güçler, özgürlük, barış ve demokrasi adına güçlü ve etkili mesajlar vermişlerdir. Daha önemlisi, verilen bu mesajların katılımcı kitle tarafından içtenlikle benimsenmesi, sahiplenilmesi ve paylaşılmasıydı.
Böylece Alevi toplumu sadece kendisini ilgilendiren sorunların ve kendi toplumsal taleplerinin takipçisi olmakla yetinmeyeceğini ortaya koymuştur. Alevi toplumu ve kurumları, bir kez daha bütün ezilenlerin talepleri olan özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesinin asli öznesi olduğunu göstermiştir.
Büyük bir özgüvenin ve ciddi bir sorumluluğun sonucu olarak açığa çıkan bu tutum değerlidir. Çünkü bu festival, Alevi toplumunun ve kurumlarının ezilen diğer toplumsal kesimlerle birlikte demokrasi, barış ve özgürlük mücadelesinin başarısına sunacakları katkının ne kadar önemli olduğunu göstermiştir.
Yani Aleviler ve Alevi kurumları sadece kendi talepleri için değil, bütün ezilenlerin talepleri için ve asli özne olarak mücadele etmek durumundadırlar. Yaşanan festival bu gerçeği en anlaşılır haliyle ortaya koymuştur.
Belirtilen değerlendirmelerin daha anlaşılır olması için iki noktaya daha değinmekte fayda vardır.
Birincisi, festival ve benzeri kitlesel etkinliklere yönelik yaygın ve yoğun eleştirilerdir. Hep bu etkinliklerin arka arkaya sayılan yetmezliklerine, yetersizliklerine vurgu yapılarak bu etkinliklerin gereksiz olduğuna, yapılmamasının daha doğru olacağına kadar götürülmektedir. Bu tutumun doğru olmadığı ortadadır.
Çünkü bu tür kitle eylemleri, radikal bir sosyal siyasal dönüşüm sağlayacak, her soruna çözüm üretecek eylemler değildirler. Bu eylemlerle yaşatılan baskılar ve zulüm hafızalara kazınarak unutulması önlenmekte, hesap sorma bilinci geliştirilmekte, mücadelenin gelecek kuşaklara aktarılması sağlanmaktadır. Bu tür eylem ve etkinlikler, sonuç alıcı eylemlerin veya eylem yöntemlerinin önünü açan, bu amaçla gerekli olan zemini hazırlayan eylem ve etkinliklerdir.
O nedenle gerçeğe uygun olmayan bir biçimde beklentileri yükselterek bu tür eylemleri, dolayısıyla “Be One” festivalini bu bakış açısıyla eleştirmek, bu eleştirilerle festivalin başarısını gölgelemeye çalışmak doğru değildir.
Yine aynı kapsamda yapılan bütün etkinlik ve eylemlerde eksiklikleri dile getirmek adına yaygın ve yoğun eleştirilerin geliştirildiği bilinmektedir. Elbette bu festivalde de çok yönlü eksiklikler, yanlışlıklar olmuştur. Bunların değerlendirilmesi ve gerekli derslerin çıkartılması önemlidir. Lakin bunları abartarak durumu değerlendirmek, negatif yaklaşımları fazla öne çıkartmak, hatasız eylem ve etkinlik aramak, mükemmeliyetçi bir yaklaşım geliştirmek isabetli bir tutum değildir.
Her şeyden önce bu tarz kitlesel eylem ve etkinliklerin planlandığı gibi gitmesini beklemek gerçekçi değildir. Her an, her türlü dinamizmin ve değişikliğin yaşandığı böyle eylemlerde çeşitli eksikliklerin yaşanması kaçınılmazdır ve bu durum anlayışla karşılanmalı, genel olumluluğun önüne çıkartılmamalıdır.
Özetle Alevi toplumu ve Alevi kurumları birçok yönüyle önemli, anlamlı ve başarılı bir festival gerçekleştirmişlerdir. Bu başarı bütün ezilenlerin başarısıdır ve herkesin sahip çıkması gerekmektedir.
Ancak bu başarılı festival, Alevi kurumlarına ve Alevi toplumuna demokrasi, barış ve özgürlük adına daha güçlü ve sonuç alıcı bir mücadele yürütme görevini yüklemiştir. Alevi kurumları ve Alevi toplumu, bu sorumluluğu ve bu tarihi görevi önlerine koymalıdırlar.
Hiç kimsenin kuşkusu olmasın; Alevi toplumu, tarihinde ve inancında aldığı güçle bu sorumluluğun da üstesinden gelecektir.


Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler