Pts. Haz 15th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Yargı Darbesi, Rejim Krizi ve Alevilerin Tutumu

⌈Hasan Subaşı⌉

Türkiye’de siyasal krizler yalnızca seçimler ya da parti içi tartışmalar üzerinden şekillenmiyor. Devletin yargı, güvenlik ve bürokratik aygıtları üzerinden yürütülen müdahaleler de siyasal yaşamın yönünü belirleyen temel araçlardan biri haline gelmiş durumda. CHP’nin 38. Kurultayı’na ilişkin Ankara Bölge Mahkemesi tarafından verilen “mutlak butlan” kararı da bu çerçevede değerlendirilmesi gereken tarihsel bir kırılmadır. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir siyasi partinin yönetimi yargı kararıyla tasfiye edilmiş ve partinin başına eski genel başkan yeniden getirilmiştir.

Bu durum yalnızca CHP’nin iç meselesi olarak değerlendirilemez. Ortada doğrudan siyasal alanı yeniden dizayn etmeye dönük bir müdahale bulunmaktadır. Yargının siyasal iktidarın bir aparatı haline geldiği bir ülkede, mahkemeler eliyle gerçekleştirilen böylesi hamleler sıradan hukuk süreçleri değil; rejim inşasının parçalarıdır.

Bugün Türkiye’de yaşanan temel meselelerden biri, AKP–MHP iktidar bloğunun mevcut rejimi kalıcı hale getirme arayışıdır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle kurumsallaştırılan tek adam rejimi, yalnızca devlet yönetimini değil; muhalefetin sınırlarını da belirlemek istemektedir. Bu nedenle iktidar açısından mesele yalnızca seçim kazanmak değil, aynı zamanda denetlenebilir, etkisiz ve kontrol altında tutulabilir bir muhalefet yaratmaktır. CHP’ye yönelik yargı müdahalesi de tam bu siyasal zeminde okunmalıdır.

CHP’de Yaşananlar Sıradan Bir Parti İçi Çekişme Değildir

CHP’de yaşanan süreci yalnızca “parti içi iktidar mücadelesi” olarak değerlendirmek büyük bir siyasal eksiklik olur. Çünkü burada belirleyici olan unsur, hangi ismin CHP Genel Başkanı olacağı değil; Türkiye’de muhalefetin nasıl şekillendirileceğidir.

AKP–MHP iktidar bloğunun uzun süredir muhalefeti parçalı, etkisiz ve yönlendirilebilir hale getirmek istediği açıktır. Özellikle yerel seçimlerden sonra toplumsal muhalefetin güç kazanması, ekonomik krizle birlikte iktidarın toplumsal desteğinin gerilemesi ve geniş halk kesimlerinde büyüyen değişim talebi, siyasal iktidarı daha sert müdahalelere yöneltmiştir.

Bu nedenle CHP’ye yönelik yargı müdahalesi yalnızca hukuki değil, aynı zamanda iktidar bloğunun stratejik bir hamlesidir. Amaç; muhalefeti zayıflatmak, birleşik mücadele zeminlerini dağıtmak ve rejimin devamlılığını garanti altına almaktır. Tam da bu noktada, emek ve demokrasi güçlerinin, sosyalist hareketlerin, aydınların, sanatçıların ve toplumsal demokratik Alevi hareketinin aldığı tutum tarihsel önem taşımaktadır.

Alevilerin Tarihsel Hafızası ve Siyasal Refleksi

Alevi toplumu tarih boyunca yalnızca inançsal baskılarla değil; aynı zamanda devletçi, merkeziyetçi ve tekçi siyasal anlayışlarla karşı karşıya kalmıştır. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte yaşanan katliamlar, sürgünler, inkar politikaları ve asimilasyon uygulamaları Alevilerin kolektif hafızasında derin izler bırakmıştır. Bu nedenle Alevilerin siyasal refleksi yalnızca güncel politik gelişmeler üzerinden değil, tarihsel hafıza üzerinden de şekillenmektedir.

Bugün “Yeni Osmanlıcılık” söylemleriyle yürütülen siyasal dilin Alevi toplumu açısından neden kaygı yarattığını anlamak için tarihe bakmak yeterlidir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Alevilere yönelik gerçekleştirilen baskılar, katliamlar ve dışlayıcı politikalar yalnızca tarih kitaplarında değil, Alevi toplumunun hafızasında da yaşamaktadır. Bu nedenle Osmanlıcı siyasal söylemleri romantize eden ya da yayılmacı politikaları meşrulaştıran yaklaşımlar, Alevi toplumu tarafından yalnızca ideolojik bir tercih olarak değil; aynı zamanda tarihsel acıları yeniden hatırlatan ve toplumsal hafızadaki yaraları kanatan bir siyasal yönelim olarak görülmektedir.

Tarafsızlık Söylemi Siyasal Körlüğe Dönüşebilir

Bugün bazı çevrelerin “tarafsız kalma” ya da “uzakta durma” çağrıları yaptığı görülmektedir. Oysa siyasal müdahalelerin böylesine açık olduğu bir süreçte tarafsızlık, çoğu zaman fiili olarak güçlü olandan yana sonuç üretir. İktidarın istemleri doğrultusunda gerçekleştirilen yargı darbesi karşısında “biz karışmayalım” yaklaşımı, toplumsal mücadelelerin tarihsel gerçekliğiyle bağdaşmaz. Çünkü baskı rejimleri yalnızca iktidarın saldırılarıyla değil; toplumsal sessizliklerle de güç kazanır.

Alevi toplumu tarih boyunca zalimin karşısında, mazlumun yanında olmayı yalnızca ilkesel bir duruş olarak değil, aynı zamanda ahlaki bir tutum olarak görmüştür. Bu nedenle bugün yaşananları sıradan bir CHP iç tartışması gibi görmek, meselenin özünü kaçırmak anlamına gelir. Burada tartışılan şey; Türkiye’de ”demokratik siyasal alanın” korunup korunamayacağıdır.

Birleşik Demokrasi Mücadelesinin Önemi

Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal atmosfer, emek, demokrasi ve özgürlük güçlerinin ortak mücadele zeminlerini her zamankinden daha önemli hale getirmiştir. Çünkü otoriterleşme yalnızca bir partiye ya da bir kesime yönelmiyor; toplumun tamamının geleceğini hedef alıyor. Bu nedenle bugün ihtiyaç duyulan şey, dar siyasal hesaplar değil; laiklik, demokrasi, hukuk ve halk iradesi temelinde ortak mücadele hatlarının güçlendirilmesidir.

Alevi hareketinin duruşu tam bu noktada önem kazanmaktadır. Eşit yurttaşlık mücadelesi yürüten, laikliği toplumsal barışın temel koşulu olarak gören ve tarih boyunca zulme karşı direnen Alevi toplumu açısından en tutarlı tutum; otoriterleşmeye karşı demokrasi güçleriyle birlikte hareket etmektir. Çünkü mesele yalnızca bugünkü siyasal iktidar mücadelesi değildir; mesele Türkiye’nin geleceğinin hangi toplumsal ve siyasal değerler temelinde şekilleneceğidir. Bu nedenle laiklikten, halk iradesinden, eşit yurttaşlıktan ve demokratik toplum idealinden yana olan tüm toplumsal güçlerin tarihsel bir sorumlulukla hareket etmesi gerekmektedir. Saray rejiminin yargı eliyle muhalefeti dizayn etme hamleleri karşısında sessiz kalmak ya da “tarafsızlık” adına geri çekilmek, fiilen otoriterleşmenin derinleşmesine hizmet edecektir.

Bugün ihtiyaç duyulan şey; yargı darbesine karşı amasız, fakatsız bir tutumu almak, birleşik mücadele zeminlerini büyütmek ve halk iradesine yönelik müdahalelere karşı ortak bir direniş hattı örmektir. Alevilerin tarihsel hafızası ve zalimlerine karşısındaki ilkesel duruşları tam olarak bunu işaret etmektedir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir