“Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde yaklaşık 14 ay süren davada, Iraklı eski IŞİD üyesi “Ebu Abdullah” lakaplı 43 yaşındaki Iraklı Twana H. ve suç ortağı olan 29 yaşındaki eski eși Asia R. hakkında karar verildi. Mahkeme, çiftin 2015 yılında Musul’da iki Ezidi kız çocuğunu köle olarak satın aldığına, onları zorla çalıştırdığına, işkence ettiğine, cinsel saldırıya uğrattığına ve İslam’ı kabul etmeye zorladığına hükmetti.
43 yaşındaki Twana H. S., soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları, çocuklara yönelik ağır cinsel saldırılar ve IŞİD üyeliği suçlarından ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme ayrıca suçunun “özellikle ağır” olduğuna karar verdi. Bu nedenle uzun yıllar şartlı tahliye imkânından yararlanamayacak.
Eski eşi Asia R. A. ise suçların işlendiği dönemde genç yaşta olduğu için gençlik ceza hukuku kapsamında yargılandı ve 9 yıl 6 ay hapis cezası aldı.
Mahkeme, sanıkların iki Ezidi kız çocuğunu Musul’daki köle pazarından satın aldığını belirledi. Çocuklar ev işlerinde zorla çalıştırıldı, sürekli dövüldü, hakarete uğradı ve dini kimliklerinden vazgeçmeye zorlandı. Erkek sanığın küçük kızlardan en az birine defalarca tecavüz ettiği, kadın sanığın ise bu suçlara iştirak ettiği ve çocuklara yönelik kötü muameleye aktif olarak katıldığı tespit edildi.
Mahkeme Başkanı karar gerekçesinde, soykırım suçunun yalnızca öldürme eylemiyle sınırlı olmadığını vurguladı. Bir grubun çocuklarının zorla başka bir dine veya topluluğa geçirilmesinin de uluslararası hukuk bakımından soykırım kapsamına girebileceğini belirtti. Hakime göre Ezidi çocukların zorla Müslümanlaştırılmaya çalışılması ve Ezidi kimliğinin yok edilmesinin hedeflenmesi bu suçun unsurlarını oluşturuyor.
Duruşmalarda mağdur kadınlardan biri yaşadıklarını ayrıntılarıyla anlattı. İfadesinde, “Biz Ezidi kadınlar köleydik. Bize köpeklerden bile daha az değer veriliyordu.” dedi. Mahkeme, mağdurun yalnızca cinsel saldırıya uğramadığını, aynı zamanda kaynar suyla yakıldığını, psikolojik işkence gördüğünü ve sürekli aşağılandığını da kararında belirtti.
İddianamede yer alan bilgilere göre erkek sanık kız çocuklarını bağlayarak defalarca cinsel saldırıda bulundu. Kadın sanığın ise yalnızca bunu engellemediği değil, çocukları saldırılara hazırladığı ve istismara katıldığı ifade edildi. Ayrıca kadın sanığın evlenirken bir Ezidi kız çocuğunu “gelin hediyesi” olarak istediği de dava dosyasında yer aldı.
Alman medyasına göre erkek sanık, IŞİD’e katılmadan önce uzun yıllar Münih’te yaşamış ve kuaför olarak çalışmıştı. Daha sonra radikalleşerek Suriye ve Irak’ta IŞİD saflarına katıldı. Çift 2024 yılında Almanya’da yakalanarak tutuklandı.
Dava 61 duruşma günü sürdü. Mahkeme yaklaşık 40 tanığı ve 6 bilirkişiyi dinledi. Savcılık işlenen suçları “insanlıktan tamamen uzak, canavarca bir şiddet” olarak nitelendirdi. Kadın sanık son sözünde mağdurlardan özür dileyerek pişman olduğunu söyledi. Erkek sanık ise yargılama boyunca sessiz kaldı ve herhangi bir pişmanlık açıklaması yapmadı.
Bu karar, Alman yargısının IŞİD’in Ezidilere yönelik saldırılarını bir kez daha soykırım olarak değerlendirdiği önemli kararlardan biri olarak görülüyor. Alman hukukçulara göre karar, evrensel yargı yetkisi kapsamında görülen en önemli IŞİD davalarından biri niteliğinde.”