Cum. Tem 24th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

CHP’YE SALDIRILAR VE CHP İÇİ ÇATIŞMALAR

⌈Aziz Tunç⌉

CHP, mevcut Erdoğan-Bahçeli diktatörlüğünü yıkabilecek en güçlü alternatif olduğu için muktedirlerin hedefi olmuştur. O nedenle CHP’ye saldırılar kesintisiz devam etmektedir. Görünen o ki Erdoğan, CHP’yi bir daha belini doğrultamayacak şekilde ezmek istemektedir.

CHP’nin bu zorba devleti kurduğu ve halklara büyük zulümler yaptığı, tartışılmazdır. Ancak mevcut CHP’nin demokratik duyarlılığı gelişmiş geniş bir kitle tarafından desteklendiği de bir gerçekliktir. Bu durum CHP’yi sorunlu da olsa, demokrasi mücadelesi açısında önemli kılmaktadır. CHP içindeki çatışmalar, bu nedenle ilgi çekici olmaktadır.

CHP içindeki çatışmaların başlangıç tarihi, yakın geçmişte yaşananlar hatırlandığında görülecektir. Söz konusu 2919 yerel seçimlerinde CHP, Kürtler tarafından desteklenerek seçimleri kazanması sağlanmıştır.

CHP’nin bu şekilde büyümesi, iktidarını kaybetmek istemeyen Erdoğan’ı ciddi ciddi rahatsız etmiş ve CHP’ye yönelik saldırıların gerekçesi yapılmıştır.

Bu gerekçeyle başlatılan saldırıların devam ettiği koşullarda, 2023 yılında, CHP, 38. kongresini yapmıştır. Yapılan kongrede, K. Kılıçdaroğlu kaybetmiş, Ö. Özel grubu kazanmıştır. K. Kılıçdaroğlu bu durumu içine sindirememiş ve “sırtında hançerlenmiş” olduğunu iddia ve ilan etmiştir.

Bu arada Özgür Özel, 2024 seçimlerinde Kent uzlaşısı adıyla yine Kürtlerle işbirliği yaparak, ayrıca Erdoğan diktatörlüğüne karşı gelişen tepkileri toplayarak kitle desteğini artırmış ve CHP’nin büyümesine katkı sağlamıştır.

Bu arada Kılıçdaroğlu bu iddiasına dayanarak, o da parti genel başkanlığını yeniden ele geçirmek için harekete geçmiş, yeni bir saldırı cephesi açmıştır. Kılıçdaroğlu normal kongre yaparak yönetimine gelemeyeceğini bildiği için başka yollar aramıştır.

Bu durum Erdoğan ile ve K. Kılıçdaroğlu’nun ortak düşman olarak CHP’ye karşı ittifak yapmalarının zemini olmuştur. Elbette bu ittifak için bir protokol yapılmamış olabilir. Ama ortak amaçla birbirlerini destekledikleri ve ortak hareket ettikleri açıktır.

Böylece Erdoğan devletin imkânlarıyla CHP’ye yönelik saldırılar, çeşitlendirilerek ve yaygınlaştırılarak sürdürürken, aynı şekilde kendisine bağladığı yargı eliyle CHP genel başkanlığını Kılıçdaroğlu’na teslim edilmesini sağlamıştır.

Bu saldırılarda Kılıçdaroğlu daha hevesli olmuştur. Çünkü Erdoğan, iktidarını sürdürmek için başka yöntemler geliştirme imkanına sahiptir. Ama Kılıçdaroğlu’nun intikam alacağı bir tek CHP vardı.

CHP üzerinde sürdürülen bu kavganın üç tarafı bulunmaktadır. Birincisi ve sürecin asıl yürütücüsü olan devleti elinde tutan cumhur ittifakıdır. Çünkü devletin yargısı, polisi vs imkânları olmadan bu saldırılar yürütülemez ve sonuç alamazdı. İkinci taraf, devleti yönetenlerin hesaplarına hararetle, şevkle hizmet eden Kılıçdaroğlu ve ekibidir. Üçüncü grup ise Özel – İmamoğlu ekibidir.

Aralıksız devam eden saldırılarda önemli bir noktaya gelindi. Mevcut durumda CHP, ikiye bölünmüş bulunmaktadır. Özgür Özel ekibi yeni parti kurmaya hazırlanırken, Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığını gasp ettiği eski CHP oy kaybetmektedir.

Gelinen noktada esas sorun şudur. Bu iki gruptan hangisi halklardan ve demokrasiden yana davranabilir? Bu gruplar bundan sonra ne yapabilirler ve ne olursa halkların çıkarına olur?

Öncelikle belirtmek gerekir ki Kılıçdaroğlu politik hayatının hiçbir aşamasından demokrasiden, Kürtlerden Alevilerden, ezilenlerden yana olmamış, kişisel kaprislerinin ve hırsının esiri olacak kadar zaaf içinde olan, bugün Erdoğan’ın yönlendirdiği, yarın başkalarının yönlendirebileceği, iradesi zayıf bir kişiliktir. Daha ilginç olanı da Kılıçdaroğlu demokrasiye, halkların gücüne ve iradesine, uluslararası demokrasi mücadelesine inanmıyor. Seçim zamanında kitlelerin alışkanlıklarının esiri olarak CHP’ye oy vereceğini sanıyor.

Böylesine apolitik olan Kılıçdaroğlu’nda halkların lehine hiçbir şey beklememek gerektiği çok açıktır. Dolayısıyla o grubu, efendileri olan Erdoğan’la ve destekçisi olan Perincek’le baş başa bırakmak gerekiyor.

Buna karşın, kitlelerin haklı tepkilerini etrafında toplayan, nispeten demokratik değerlere daha yakın duran ve gittikçe güçlenen özgür özel ekibinin de temel politikalarında sorunlu olduğunu söylemek gerekir. Öte yanda izlediği tutarsız, kararsız, halka güvenmek yerine burjuva politikalarla sorunların üstesinden gelmeyi düşünmeleri ve CHP’nin klasik politikalarına sarılmaları Özel grubuna güvenilmesini zorlaştırmaktadır. Ayrıca bu grubun hem Kılıçdaroğlu’nun günahlarının ortağı olmaları hem de sosyo- politik konumları, tutarlı bir demokrasi mücadelesi yürütmelerine engeldir.

Ayrıca bu iki grubun niçin birbirleriyle çatıştıklarını anlamaya çalışmak, bu grupların niteliğinin anlaşılmasını sağlayacaktır. Adı geçen iki grup arasındaki çatışma, politik boyutları olsa bile, politik program farklılıklarından doğan bir çatışma değildir.

Üstelik bu gruplar birbirlerine karşıtlık üzerinde bir çatışma yaşamıyorlar, birbirleriyle daha avantajlı koşullarda uzlaşmak için kavga ediyorlar. Öyle olduğu içindir ki bu çatışmadan doğması istenen sonuç, her iki ekibin de klasik CHP çizgisinde birlikte hareket etmesidir. Karşılıklı küçük nüans ayarlarıyla bu grupların eski “dostluklarına” dönmeleri çok mümkündür. Bundan önce defalarca olduğu gibi CHP, bugün bölünür, yarın yine gruplar birleşerek eski yollarına devam ederler. Çünkü taraflarda birisi olan Kılıçdaroğlu, zaten devletin aparatı durumdadır. Özel ise devlet tarafından onaylanmak için uğraşmaktadır.

Sonuç

Halbuki bu oyunun parçası olmadan oyunu bozmak mümkündür. Bunun için Özel-İmamoğlu grubu, ikircikli tutumundan vazgeçerek gerçek demokrasi güçleriyle birlikte mücadele etmenin yollarını aramalıdır.

Yakın dönem deneyimi bunun nasıl olacağını göstermektedir. Demokratik Kürt siyaseti, yaratıcı bir biçimde geliştirdiği Kent Uzlaşısı yöntemiyle destek sunarak CHP’nin kazanmasını sağlamıştır. Böylece CHP üzerindeki ölü toprağı atılmış, çıkış yolu gösterilmiştir.

Bugün gerekli esnekliği içeren politik bir programla demokrasi cephesi oluşturulabilir. CHP’li kitlelerin beklentilerinin gerçekleşmesi için de cumhuriyetin demokratikleştirilmesi gerekmektedir. Bunun için CHP’de köklü bir politik hesaplaşmanın yapılması zorunludur.

O nedenle Özgür Özel ekibi, CHP’de demokrasi için mücadele edenler varsa ve onları harekete geçirmek istiyorsa ister ayrı parti kursunlar ister kurmasınlar gerçekten demokratik bir tutum bu tecrübeyi hesaba katmayı zorunlu kılmaktadır.

Bu gerçeklikten bakılınca mevcut durum, doğru değerlendirilerek demokrasi mücadelesinde önemli bir sıçrama yaratılabilir. Böyle bir sonuç bütün ezilenlere kazandıracaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir