Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

AABF’nin 30. Yılında Yüreklerdeki Sevgiler Birlendi.

 

Türkiye’den 60’lı yıllarda başlayan göçle Almanya’ya  kara trenlerin vagonlarında günlerce süren yolculukla gelen birinci nesil büyüklerimiz kendi ülkelerinde baskılardan, katledilmekten korkarak yaşayamadıkları inançlarını, kültürlerini verdikleri uzun mücadeleler sonrasında yaşamaya, örgütlenmeye başlarlar. İlk önce çalıştıkları iş yerlerinde bantta çalıştıkları iş arkadaşlarından, işçi yurtlarında kaldıkları oda arkadaşlarından Alevi olduklarını saklarlar. Hatta öyle ki aynı odada yıllarca kalan Alevi oda arkadaşları yıllar sonra derneklerde, cemlerde birbirlerini görünce Alevi olduklarını bilirler. Dernekler yoktur ama bir şehirde cem yapıldığı eşinden dostundan öğrenildiğinde arabalarla, trenlerle yüzlerce kilometre uzaktan cemlere katılarak doğdukları topraklarda yaşayamadıkları inançlarını özgürce yaşamaya çalışırlar.

Bir araya gelir örgütlenirler, dernekler kurarlar bu seferde nasıl dernek kuracağını bilmezler çok zorluk çekerler. Tüzük hazırlarlar Almanca tercüme edecek kişiyi bulamazlar. 1989 yılında kurdukları örgütlenmeyle Almanya’da yüreklerini, mücadelelerini birlerler, ikrar verirler yola girerler. Maddi manevi zorluklar içerisinde birken on, yüz olur dernekler, gelen Alevi canların sayısı da gittikçe artar binleri bulur. 10. yılı kutlarlar, 15 yıl derken 20 olur 25 yıl olur. Dile kolay. İnsan ömrünün neredeyse yarı ömrü kadar olan sürede Almanya’da 160 Avrupa’da 260 derneğe ulaşırlar. Bu yetmez burada uyarılan çerağ doğdukları Anadolu topraklarında yaşayan canlara, halklara umut olur aydınlık olur. Geçmişte sanayi bölgelerinde bir araya gelen canlar bu ülkede yaşadıkları topraklarda kalıcı olduklarının farkına vararak kendilerine, inançlarına yakışır yerlerde dernek yerleri kurarlar.

Türkülerini söylerler Aleviliklerini semahı güneşe çıkartırlar. Bu güzelim kadim inancı diğer halklara anlatırlar Almanya Federal Meclisinde kuruluş yıllarını önemli şahsiyetlerin katılımı ile kutlarlar. Artık korku zinciri kırılmış, Alevilik odalardan, yüreklerden dışarı çıkarak o güzelliklerini herkesle paylaşır hale gelmiştir.

Geçmişte belediyede çalışan sıradan bir memur geldiğinde sevinen Alevilerin ibadet yerlerini artık bu ülkenin cumhurbaşkanı, başbakanı, meclis başkanları, siyasi parti başkanları randevu talep ederek ziyaret edecek hale gelmişlerdir. Önemli kazanımlarla Alevilerin umutlarını yeşertmeye geleceğe umutlu bakmalarını sağlamıştır bu güzelim örgütlenme.

Ve geldik 30. Yıla.

Alışmıştık bir kere düğün salonlarında küçük gecelerden artık stadyumlarda 50 binlerin katıldığı etkinliklerde kültürümüzü gün ışığını çıkartarak dostlarımızla paylaşmıştık. ‘Bin Yılın Türküsü’ şiarıyla ilk defa Köln Arena’da Alevilerin geçmişten günümüze olan yolculuğunu kültürel anlamda anlattık. 1000 bağlamacı yüzlerce semah dönen gencimizle dünya rekorlar kitabına girerek ölümsüzleştirdik kadim kültürümüzü. Ağıttan Umuda, Kadının Türküsüyle dünya kadınlarının mücadelesini, dünya halklarının kültürünü Oberhausen Arena’da yüreklerimize akıttık. O gün yüreğimizin bir parçası Afrika’da atarken bir parçası, Asya’da, bir parçası ezilen halkların yanında attı. Ama elimizi uzattık tutuldu elimiz, ağıdımızı haykırdık bir baktık ki diğer halkların ağıtları da aynı, acıları da aynı. Acılarımızı birleştirdik türkülerimizi ortak söyledik, mücadelemizi ortaklaştırdık. Bu duygularla herkesin saygı duyduğu, diktatörlerin yüreklerine korku saldığı dünyanın en büyük Alevi ailesini yarattık. Bütün bunları 30 sene içerisinde yaptık.

Kolay olmayan 30. Yıllık mücadelemizin türküsünü ‘Yol Bir Sürek Binbir’ şiarıyla yeniden destanlaştırmak için yola koyulduk. Heybemize klamlarımızı, ağıtlarımızı, inancımızı, kültürümüzü, önderlerin, pirlerin, yok edilmek istenen mazlum halkların mücadelesini koyduk. Bu heyecanı bir yıldan bu yana örgütlü gücümüzde yaşamaya çalıştık, alışmıştık ve bugün 160 derneğimizde başlama kurslarına giden binlerce gencimizi, semah dönen gençlerimizin olması yükümüzü hafifletti.

Geldik 28 Eylül 2019’a

Sel oldu aktı canlar Köln şehrine. Yüreklerinde bir araya gelme cem olma birliğini sağlama duygusu ile binler on binlere dönüştü salon doldu taştı. Avrupa’nın her ülkesinden, Almanya’nın her şehrinden, Türkiye’den, Balkanlardan akın akın gelen yürekler Arenada birbirini görünce yılların özlemini giderircesine kenetlenmekte özlem gidermekteydi.

Kavuşma gerçekleşti, kükreyen yürekler, coşan denizler misali Arena’ya aktı. Birler bin oldu güneş doğdu Arena’da. Orada sevgi oldu, birlendi yürekler, kötülükler dışarıda bırakıldı.

Zaman geldi başladı Yol Bir Sürek Binbirin hikayesi.

Adaletsizliğe, savaşa, ötekeleştirmeye inat canlar Arena’da özlerini birleyerek başlattılar hikayelerini. Başlangıçta dünyayı yaratan eller, bizleri dünyaya getiren  çocuklarını direnişlerden yitiren analarımız salona akmaya başladı. Kadınlarımızın, analarımızın temsilcileri salona girmeye başlarken hüzün ve sessizliğin hakim olduğu salonda ekranda analarımızın isimleri yazdıkça alkış seli kopmakta.

O analar ki evlatlarının katledilmesi karşısında susmamış, haykırmış, katillerin hesap vermesi için yıllarca mücadele etmiş ve evlatlarının anılarını yaşatmak için çırpınmaktaydılar. Onların bu kutsal duruşunu bilen yürekler onların mücadelelerinin önünde saygıyla eğilirken onlarla beraber ağlamakta, yüreklerini birlemektedirler.

Hasan Ocak aşkına, Berkin elvan aşkına, Ali İsmail aşkına, Gezide yitirdiğimiz gençlerimiz, katliamlarda yitirilen canlarımızın anaları kirlenmiş, yozlaşmış sisteme , katillere inat yüreklerinden gelen sevgiyi gülbanların eşliğinde haykırdılar. Öfkelerini ağıtlarda dile getirdiler.

Dimdik, mağrur analar yürekleri kan ağlasa da mücadeleyi birlemek için Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF)’un 30. Yıl destanında buluştular.

Sevgilerini, mumun aydınlığı gibi salondaki on binlere milyonlara, onların barışa, sevgiye hasret yüreklerine akıttılar. Zaman yok oldu, dünden bugüne, bugünden yarına önderlerin, uluların, evlatlarının sürdürdüğü mücadele aşkıyla çerağ uyardılar.

Sonra salonun iki kapısından sessizce gençlerimiz akmaya başladı. Sayılamayacak kadar çoktular adeta milyonlarcaydılar. Semahçı kızlarımız içlerindeki güzellikleri üzerlerine giydikleri bembeyaz kostümlerine yansıtmışlardı.

Salonda bir alkış tufanı koptu sanki salondaki tüm canlar bir menzile koşarcasına coşa gelmişlerdi. Ellerinde havaya kaldırılmış telli kuranımız bağlamamızla Pir Sultan’ın torunları beraberlerinde güneşi salona getirmişlerdi.

Başladı Alevilerin geçmişten günümüze olan yolculuğunun hikayesi. Zaman yok olmuştu. Söylenen klamlarda, ağıtlarda Kerbela’da Hüseyin, Yarın yanağından gayrı her şeyimiz ortak diyen Şeyh Bedrettin, Enel Hak diyen Mansur, Açılın Kapılar Şaha Gidelim diyen Pir Sultan, Evladı-ı Kerbelayık, Bihatayık diyen pirimiz Seyit Rıza, Koçgiri’de Alişer, Zarife, Maraş’ta gözleri oyulan Esma nine, Sivas’ta 33 can, Gazi’de,Roboski,’de Ankara Gar’ında bombalarla yürekleri parçalananların direnişleri çınlıyordu klamlarda.

Söylenen klamlar da Diyarbakır zindanlarında bedenlerini ateşe yatıran Mazlum Doğan, Biz korkumuzu Kerbela’da bıraktık diyen Hüseyin İnan, Deniz ve Yusuf, Kızıldere’de Mahir ve yoldaşları, İşkencelerde ser verip sır vermeyen İbrahim Kaypakkaya, Gezide katledilen gençlerimiz, Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan ve yitirdiğimiz gençlerimizin mücadeleleri, anıları dile geldiğinde salon dalgalanmış, yürekler patlayacakmışcasına atarken dillerde direnenlerin türküsü söylenmekteydi.

Zaten yananlar yakılanlar hep türkü söyleyenler, semah dönenler, bağlama çalanlar olmamış mı. Bağlamanın tınısı bile korkutmadı mı yobazı. İşte Aleviliğin hümanist, 72 millete aynı nazarda bakan anlayışı Arena’da dile gelmiş batı müziğinin tüm enstrümanlarıyla birleşip kardeşliğin türküsünü söylemekte,  Pir Sultanın dizeleri salonda yankılanmakta, coşa gelmekte adeta.

Arif Sağ’a AABF Barış Ödülü verildi.

Koca çınar Arif hoca rahatsızlığına rağmen dimdik ayakta kuruluşundan beri içerisinde yer aldığı Almanya Alevi örgütlenmesinin 30. Yılına tanıklık etmek o günleri bir kez daha yad etmek için sazıyla sözüyle Arena’da.  Bu yıl ilk defa verilen AABF Barış Ödülü Genel Başkan Hüseyin Mat tarafından kendisine verilince yıllardır verilen mücadeleye saygı gösteren salondaki on binler Arif hocalarını ayakta alkışlamaktaydılar. AABF’in bu kutsal gününe tanıklık etmek için Türkiye’den, Azerbaycan’dan, İran’dan, Sırbistan’dan, Makedonya’dan, Avrupa’dan gelerek uyarılan çerağ da bu güne tanıklık etmek isteyen sanatçılar türküleriyle, klamlarıyla geldikleri ülke halklarının selamlarını, dost muhabbetlerini salonun üzerine yağmur gibi yağdırmaktaydılar. Arena salonu böyle enternasyonal sevgiyi, dostluğu, barışa olan özlemi, ortak sevdayı, ortak yürek atışını görmemişti. İşte Almanya’da kurulan dostluk köprüsü 30 sene sonra buradan oralara tüm dünya Alevilerine, halklarına umut ışığı olmaya devam etmekteydi.

Dün çerağı zor şartlarda uyaran büyüklerimizin dikmiş olduğu fideler bugün 30 yıllık koca çınara dönüşerek dünya halklarına umut olmaya, kanatları altına toplamaya başladı. Kolay olmadı. Bilinmemezlik girdabından dünyanın en büyük örgütlenmesini yaratmak. O koca yürekli genç çınarlardan hayatta olanlar gururla 30. yılın türküsünü söylerken gözlerinden süzülen yaşlara hakim olamamaktaydılar.  Bir çok kurucumuzu da hakka uğurlamanın üzüntüsü içerisindeydik ama biliyorduk ki onlar yaratılan bu güzelliği bir yerlerden hissediyorlardır. Onların emekleri önünde saygıyla eğilmek insani bir görevimiz olmak zorundadır.

Klamlarımızı söyledik, çerağımızı uyardık tüm dünyaya mesajımızı verdik. Dostların sofrasında güneşin türküsünü coşkuyla söylerken sadece Alevilerin acılarını değil katliama uğratılmış yakılmış yok edilmiş tüm halkların acılarını, yakılan ağıtları yüreklerimizde hissederek acılarını acımız bilerek söylemeye çalıştık.

Ve

Senin acını yüreğimde hissetmezsem o zaman insanlığımı yitiririm şiarıyla acılarımızı birleştirdik, yüreğimizde yanan aşkımızı yüreklerde birledik, cem olduk, ikrar verdik gelecek 40 – 50 – 60 ve gelecek yıllarda dünyamıza barışı hakim kılmak, analarımızın gözlerinde yaş, yüreklerinde evlat acısı koymamak, çocuklarımıza, kadınlarımıza yaşanılacak bir dünya yaratmak, çocuklarımızın üzerine bomba yerine sevgi yağdırmak, sınırları kaldırarak dostluk köprüleri kurmak için mücadele edeceğimize söz verdik.

Nice 30. Yıllarda yüreklerimizi birlemek için Aşk ola…

metin.kacmaz@alevi.com

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir