12 Eylül 1980 Askeri Darbesi
12 Eylül 1980’de ülke yönetimine el koyan faşist cunta, tüm yurtta sıkıyönetim ilan ederek yönetime el koyarak hazırladığı anayasa 1961de vurgu bağımsızlık özgürlükçülük ve demokratik tüze(hukuk) devleti üzerindeyken1982 de Vurgu bölünmezlik ulusal dayanışma ve devletin korunması üzerinedir.
Anayasada türklük nimetinin yurttaşlık bağı sınırlarını zorlayan bir anlamda kullanılmış olması türk islam sentezi kendisini Türkiye tarihinin bazı kadim meseleleri karşısında siyasi iktidarların geliştirdikleri bazı yeni yorumlamalar ve politikalar içerisinde gösterdi
Kürtlere yönelik inkar politikasının koyulaştırılması kürtçenin Kullanımının yasaklanması hakim kılınmak istenen türk islam sentezinin türkçü yanını yansıtıyordu
1982 anayasasının 26. maddesi darbe yöneticilerinin kürtçe’nin kamusal bir iletişim dili olarak kullanılması konusunda ne kadar hassas olduklarını gösterdi
1980 ve 1990 lı yıllar boyunca Kültür Bakanlığı Milli Eğitim Bakanlığı TRT devlet tiyatroları ve YÖK ideolojik anlamda eşgüdümlü bir yapılanma içerisine girerek türk islam sentezi formülasyonuna uygun politikalar üretti bu dönemde devletin bütün ideolojik aygıtları türk islam sentezinin yaygınlaşması için seferber oldu
12 eylül askeri faşist darbesinin ideolojik yapılanmasının yansıması olarak bugünkü tek adam ucube sistemi olan islamo faşist AKP MHP iktidarı ortaya çıkmıştır
12 Eylül Darbeci generalleri Kenan evren ve Tahsin şahinkaya yargılandığı dönemde öldükleri için davalarıda düşürülmüştür oysa ki bu yargılanma aynı zamanda bir dönemin yargılanması idi yüzleşmektir hesap vermektir yargılanma ne yazık ki olmadı
12 eylül dönemininde yüzleşmesi ve yargılanması diğerleri gibi rafa kaldırıldı
Bugün artık eğitimin dinselleştirildiği yasama yürütme yargının tekleştiği tutsaklık süresini tamamlayan tutsakların keyfi mapus damında tutulduğu anti demokratik bütün uygulamaların sıradanlaştığı kısacası bütün kurumların çökertildiği bir dönemde 12 eylül askeri faşist darbesinin Yansımalarını ve o dönemi unutmamak adına resmi bilgilere göre kamuoyuna yansıyanları hatırlama faydalı olur diye düşünüyorum
650 bin kişi gözaltına alındı. Kayıtlı 90 gün, kayıtsız 150 günü geçen gözaltılar yaşandı.
Gözaltı merkezleri ve cezaevleri, işkence merkezleri haline dönüştürüldü. 171 kişi işkenceyle öldürüldü. 14 kişi cezaevlerindeki açlık grevlerinde yaşamını yitirdi.
En yoğun işkencelerin uygulandığı yer, 34 tutuklunun öldürüldüğü Diyarbakır Cezaevi oldu.
Uluslararası Af Örgütü (UAÖ), daha sonra, işkence sonucu ölen 200 kişinin listesini açıkladı.
400‘den fazla insan gözaltında veya cezaevinde öldü.
Darbenin ardından 1 milyon 683 bin kişi fişlendi. 348 bin kişinin pasaportları iptal edildi.
Askeri mahkemelerde açılan 210 bin davada, 230 bin kişi yargılandı. 98 binden fazla insan, ‘örgüt üyesi’ olmakla suçlandı.
6 bin 353 kişinin idamı istendi. 50 kişi idam edildi. Darbenin ilk idamı Necdet Adalı ve Mustafa Pehlivanoğlu, Ankara’da 7 Ekim 1980’de öldürüldü. Serdar Soyergin, 25 Ekim’de, Erdal Eren ise 13 Aralık’ta Ankara’da idam edildi.
İdam edilenlerin 17’si sol, 7’si sağ görüşlüydü. Darbenin mimarı Kenan Evren, “Ben sağ ve sol ayırımı yapmadım. Bir tane sağdan bir tane sodan adam astık” demişti.
1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu uyarınca, 14 bin 509 kamu görevlisi işten atıldı. 18 bin memur, 2 bin yargıç, savcı, 4 bin polis, 2 bin subay-astsubay, 5 bin öğretmen istifaya zorlandı. 23 bin 667 dernek etkinlikten alıkonuldu.
Siyasi partiler, sendikalar kapatıldı. 30 bin kişi Türkiye’yi terk etmek zorunda bırakıldı.
Yılmaz Güney’in 114 filmi olmak üzere, toplam 937 film yasaklandı. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Gazeteler 300 gün süreyle yayın yapamadı. 30 ton dergi ve gazete imha edildi.
Gözaltında kayıp gerçeği
Türkiye, gözaltında kayıp gerçeğiyle de 1980 sonrasında karşılaştı.
Cemil Kırbayır, darbenin ertesi günü, Ardahan’ın Göle ilçesindeki evine baskın düzenlenerek gözaltına alındı. İşkencehaneye dönüştürülen Dede Korkut Eğitim Enstitüsü’nde sorgulandı. Öğrencisi olduğu okulda, 8 Ekim 1980’de işkence sonucu öldürüldü. Kendisinden haber almak için bekleyen ailsine “firar etti” denildi.
105 yıllık ömrü boyunca 33 yıl oğlunu arayan Berfo Kırbayır, 5 Şubat 2011’de Başbakan Erdoğan ile kayıp annelerinin bir araya geldiği toplantıya katılmıştı.
Başbakanın talimatıyla 9 Şubat 2011’de Cemil Kırbayır’ın akıbetinin araştırılması için Meclis’te araştırma komisyonu kuruldu. Komisyon, ‘Cemil Kırbayır firar etti’ iddiasının gerçeği yansıtmadığını, onun gözaltında öldürüldüğünü ve bilinmeyen şekilde yok edildiğine karar verdi.
İlk kayıplardan Hayrettin Eren, 21 Kasım 1980’de İstanbul’da Haşim İşcan geçidinde güvenlik güçlerince gözaltına alındı. Eren ailesi, Karagümrük Karakolu’ndaki gözaltı defterinde Eren’in adını gördü. Aileye, Eren’in Gayrettepe’ye götürüldüğünü söyledi.
Otomobilleri de kapıdaydı. Ancak, anne Elmas Eren’e ‘burada yok’ dediler. Daha sonra Karagümrük’teki defterde Eren’in adının yazılı olduğu sayfanın yırtıldığını gördüler.
Tanıklar Eren’in ağır işkenceden geçtiğini söylediler. Eren’den hala haber yok. Hüseyin Morsümbül, 18 Eylül 1980 günü Bingöl merkezdeki evlerinden jandarma ve bir grup sivil tarafından alındı.
Bir gün sonra baba Hanefi Morsümbül de alındı. Yoğun işkencelerden geçirildiler. Ertesi gün bırakılan baba Morsümbül, işkencedeyken, polislerden birinin “Hüseyin buradan kaçtı” dediğini, diğer bir polisin de “Yok ya öldürüldü” dediğini duydu.
1980-1990 arasında İstanbul, Ankara, Bingöl, Siirt, Kars, Siverek ve Hakkari’den, Hüseyin Morsümbül, Hayrettin Eren, Mahmut Kaya, Nurettin Yedigöl, Zeki Altunbaş, Süleyman Cihan, Veysel Güney, Nurettin Öztürk ve Maksut Tepeli’nin de aralarında bulunduğu 12 insan gözaltında kaybedildi.
Bu bilgiler basına yansıyan resmi bilgilerdir Oysaki biz biliyoruz gerçek bilgiler bunun iki üç katı
1.Türküyede Siyasal hayat Cengiz Saraçoğlu. S.792
2.Cumhuriyet haber com
Turgay Çelik 11.09.2022

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler