12 Eylül 1980 Faşist Askeri Darbesine Giden Yol ( 5 )
-Sadık Erenler / Araştırmacı – Yazar/S.Erenler@web.de-
1979 yılında ülkemizde yaşanan önemli olaylara da bir bakış atalım:
2 Ocak’ta, Kahramanmaraş katliamında yeterince inisiyatif kullanamayan CHP Hükümeti’nin İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı istifa etti.
11 Ocak’ta, ünlü yazarımız Yaşar Kemal’in “Ölmez Otu” adlı kitabı Fransa’da “En İyi Yabancı Kitap” ödülünü aldı.
26 Ocak’ta, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı POL-DER, POL-Bir, POL-Ens ve TEM-DER’in çalışmalarını durdurdu.
30 Ocak’ta, İstanbul’dan sürgün gönderilen mahkumlar, Tarihi Sinop Cezaevi’ni yaktılar.
1 Şubat’ta, Milliyet Gazetesi Başyazarı ve Genel yayın Yönetmeni Abdi İpekçi, evine giderken Nişantaşı’nda otomobili içinde kurşunlanarak öldürüldü. Katilin Mehmet Ali Ağca adlı sağ görüşlü bir genç olduğu daha ilerki günlerde anlaşıldı. (Okuyucu anımsayacaktır ki, aynı kişi Vatikan’da Papa’ya da silahlı saldırıda bulunmuştu.)
5 Şubat’ta, İstanbul Siyasi Polis eski müdürü Ilgız Aykutlu, evinin önünde vurularak öldürüldü.
25 Şubat’ta, akaryakıt, ilaç ve her türlü ithal malının yokluğu aşırı safhaya varmış olup akaryakıt karneye bağlandı.
12 Mart’ta, 12 Mart Muhtırasının yıldönümünde tüm ülkede gösteriler, protestolar yapıldı, bombalı pankartlar asıldı, kan döküldü. Akhisar’da bir polis öldürüldü.
16 Mart’ta, DİSK eski Genel Başkanı Kemal Türkler, disiplinsizlik gerekçesiyle bir yıl süreyle DİSK’den ihraç edildi.
23 Mart’ta, MSP eski Diyarbakır Milletvekili Halit Kahraman ve dört arkadaşı eroin kaçakcılığı iddiasıyla Almanya’da yakalandı.
28 Mart’ta Adalet Partili şöför dernekleri yöneticilerinin teşvikiyle bazı illerde şöförler kontak kapatma eylemi başlattı.
7 Nisan’da, Türkiye Emekçi Partisi Genel Başkanı Mihri Belli, İstanbul’da uğradığı silahlı bir saldırı sonucu ağır yaralandı.
13 Nisan’da, Beykoz’da polisin baskın yaptığı bir evde THKP-C Eylem Birliği militanlarıyla girişilen silahlı çatışmada iki polis öldü, ikisi yaralandı. Ankara’da Şekerbank eski Genel Müdürü Ömer Suhar, evinde ölü bulundu. Spor Akademi’sinde bir genç bıçaklanarak öldürüldü. Adana’da bir kız öğrenci öldürüldü.
20 Nisan’da, Bayındırlık Bakanı Şerafettin Elçi’nin “Ben Kürdüm, Doğu’da Kürtler vardır,” demesi Ankara Siyasetinde sorun yarattı.
25 Nisan’da, 13 ilde süren sıkıyönetim 2 ay daha uzatıldı. 6 ilde daha sıkıyönetim ilan edildi.
26 Nisan’da İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı, 1 Mayıs’ta gösteri yapılmasını yasakladı. Kutlama yapmakta direten DİSK yöneticileri 28 Nisan’da gözaltına alındı. 1 Mayıs günü sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
1 Mayıs’ta, İstanbul’da sokağa çıkma yasağı uygulandı. TİP Genel Başkanı Behice Boran ve 1.000 kadar gösterici sokağa çıkmakta ve yürüyüş yapmakta direnince tutuklandılar. TSİP Genel Başkanı Ahmet Kaçmaz da gözaltına alındı. DİSK’ten geçici bir süre için ihraç edilmiş Maden-İş Sendikası öncülüğünde İzmir’de bir miting ve gösteri yapıldı.
3 Mayıs’ta İzmir’de DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası, belediye işyerlerinde grev başlattı. Tüm belediye hizmetleri durdu. Bir gün sonra bu grev, hükümet kararıyla bir ay süreyle ertelendi.
8 Mayıs’ta Mersin Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Halit Velioğlu ve eşi, evinde biri kadın üç terörist tarafından makinalı tabancayla vurulup öldürüldü.
11 Mayıs’ta İstanbul, Ataköy’de NATO görevlisi üç Amerikalı asker, silahlı saldırıya uğradı, biri öldü, biri yaralandı.
14 Mayıs’ta özel sektör ve özellikle de Türkiye Sanayi ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) gazetelere paralı ilanlar vererek Ecevit Hükümetini düşürme kampanyasına açıkca destek vererek cephe aldı.
28 Mayıs’ta Seydişehir’de sağcı ve solcu iki sendikanın işçileri birbirine girdi, 23 kişi yaralandı. Ertesi gün de devam eden olaylarda 7 kişi yaralandı. 13 kişi tutuklandı. Jandarma komandoları olayı bastırdı.
1 Haziran’da, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı, DEV-GENÇ’i süresiz kapattı.
4 Haziran’da, geçen sene Aralık ayında yaşanan Maraş Katliamının duruşması başladı. 502 kişinin tutuklu olarak yargılandığı 803 sanıktan 330’u için idam cezası istendi.
11 Haziran’da, Ecevit Hükümeti, kredi alabilmek için IMF isteklerine onay verdi. Devalüasyon yapıldı. ABD Doları 47.10 TL’ye çıktı.
25 Haziran’da, MHP Manisa İl Başkanı Cemil Çöllü öldürüldü.
30 Haziran’da, Ankara’da MHP Genel Merkezi bombalanıp, makineli tüfekle tarandı, iki kişi öldü.
10 Temmuz’da, Gazeteci Abdi İpekçi’yi öldüren Mehmet Ali Ağca yakalandı.
13 Temmuz’da, Ankara’daki Mısır Büyükelçiliği’ni basan Filistinli üç eylemci, elçilik personelini rehin aldı. Baskında bir polis ve bir bekçi öldürüldü. Eylemciler 15 Temmuz’da teslim oldu.
14 Agustos’ta, senaryosunu Yılmaz Güney’in cezaevinde yazdığı Ve Zeki Ökten’in yönettiği “Sürü” adlı filmi “Lucarno Uluslararası Film Festivali”nde 4 ödül aldı.
27 Agustos’ta, Türk Hava Yolları’nın (THY) Frankfurt bürosuna bombalı bir saldırı yapıldı. Olayı Ermeni örgütü Asala üstlendi.
7 Eylül’de, İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı, Dostlar Tiyatrosu’nun Brecht Kabere oyununu yasakladı.
28 Eylül’de, Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul, ülkücülerce öldürüldü. Urfa’nın CHP’li Belediye Başkanı Feridun Yazar ve eşi silahlı saldırıda yaralandı.
2 Ekim’de, Kars’ta, AP adayı Salim Dursunoğlu öldürüldü.
5 Ekim’de, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) lideri Yaser Arafat, Ankara’ya geldi. Ankara’daki FKÖ binasına Filistin bayrağı çekildi.
14 Ekim’de, Milletvekili ara ve Senato yenileme seçimleri yapıldı. Bağımsız aday Fikri Sönmez (Terzi Fikri) Fatsa Belediye Başkanı seçildi. Fatsa belediyesi halk komiteleri şeklinde örgütlenmişti. Bu örgütlenme ilk olarak yedi mahallesi olan Fatsa’nın çeşitli özelliklerine göre on birime ayrılması ve her birime üç ile yedi halk komitesi temsilcisi seçilmesi şeklinde belirlendi. Fikri Sönmez’in belediye başkanı olduğu dönemde sokakların çamurdan arındırılması için “Çamura Son Kampanyası” gibi kampanyalar ve Fatsa Halk Kültür Şenliği yapıldı. 8 Temmuz 1980’de askeri birlikler Fatsa ilçesine gönderilmiş ve 9 Temmuz 1980 tarihinde Kenan Evren ordu komutanlarıyla birlikte inceleme yapmak için Fatsa’ya gitmiştir. Bakanlar Kurulu tarafından “küçük terör odaklarında” baskınlar yapılmasına ilişkin kararla 11 Temmuz sabah erken saatlerinde asker ve polis “nokta operasyonu” düzenlemiş ve Fatsa Bağımsız Belediye Başkanı Fikri Sönmez ile beraber 300 kişi gözaltına alınmıştı, bunlardan 250 kişi 15 Temmuz’da serbest bırakıldı. 12 Temmuz’da sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve kaymakam görevden alındı. DİSK Genel Başkanı ise Demirel’i Çorum olaylarını unutturmak için Fatsa olayını yaratmakla suçladı. Fikri Sönmez 18 Temmuz’da tutuklandı. Haklarında açılan davanın iddianamesinde şu sözler yer almaktaydı: “Belediyenin Devrimci Yol örgütünün egemenliğine geçmesiyle Başkan Fikri Sönmez, siyasetin unsurlarından ve stratejik aşamalarından biri olan direniş komitelerini gündeme getirmiş ve halk komiteleri adıyla 11 mahallede 5’er kişilik direniş komitelerini kurdurmuştur. Çamura Son Kampanyası, Fatsa Halk Kültür Şenliği gibi faaliyetlerin Devrimci Yol Merkez Komitesi’nin kararı gereğince yapılmıştır.”
Askeri Cunta’nın lideri Kenan Evren 25 Ekim 1982’de Trabzon gezisi sırasında yaptığı konuşmada bu olayla ilgili şu sözleri sarfetmiş: “Ve yine biliyorduk ki, Fatsa kurtarılmış bir kasaba idi. Oralarda devletin kanunları işlemiyordu. Buralarda vatandaşlar sorunlarını, devletin ilgili makamlarına değil, mahalle komitelerine bildirmekte ve şikayetleri kendilerinin taktıkları isimle buralardaki “Halk Mahkemelerinde” neticelendirilmekte ve hatta bu Halk Mahkemelerinde ölüm cezaları dahi verilmekte ve bu cezalar sokak ortasında herkesin gözü önünde kurşunlanarak icra edilmekteydi. Böyle sokak ortasında, bu mahkeme kararlarının yerine getirildiği zamanları da biliyoruz.”
16 Ekim’de, 14 Ekim tarihinde yapılan milletvekilliği ara seçimleri sonucunda, hükümetin TBMM’de azınlığa düşmesiyle Başbakan Bülent Ecevit,”Halk desteğini esirgedi, “ diyerek istifasını Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e sundu.
Ecevit’in 3. İktidar denemesinin sonunu hazırlayan ve ara seçimlerde 5 milletvekiliğini de AP’ye kaptıran ülkede giderek ağırlaşan ekonomik krizdi. İşverenler, Ecevit hükümetine her türlü zorluğu yaratmak için çırpınıyorlardı. Ve giderek varlar yok olmaya başladı. Özel sektör öylesine bir tezgah kurmuştu ki, bulunamayan malların faturası Ecevit’e kesiliyordu.Yağdan benzine, sıgaradan tüpe kadar pek çok temel ihtiyaç maddesi karaborsaya düşmüş bulunamıyordu. TÜSİAD da gazetelere çarşaf çarşaf ilanlar vererek Ecevit Hükümetini istemediğini halka duyuruyordu. AP Genel Başkanı Demirel de sanki ülkeyi 70 sente muhtaç eden kendisi değilmiş gibi, yaptığı her konuşmada hükümetin iş göremeyip iflas ettiğini işliyordu.
Yapılan ara seçimlerde büyük kayba uğrayıp 5 milletvekilini de AP’ye kaptıran CHP lideri Ecevit istifasını Cumhurbaşkanı’na sunmuştu.
12 Kasım’da AP Genel Başkanı Süleyman Demirel, kurduğu hükümetini açıklamıştı. Cumhurbaşkanı’nın onayı ile yeniden başbakandı.
19 Kasım’da, MHP yanlısı gazeteci İlhan Darendelioğlu İstanbul’da öldürüldü. Darendelioğlu, Sovyetler’in Türkiye’yi komünistleştirmeye ve Sovyetler’e katmaya çalıştığına inanan bir gazeteciydi ve Toprak adında bir dergi çıkarıyordu. CİA’nın maddi ve manevi desteğiyle kurulan Komünizmle Mücadele Derneği’nin kurucu başkanıydı. 1969 genel seçimlerinde Adalet Partisi’nden İstanbul milletvekili seçilerek devlet desteğini de arkasına almıştı. Başkanı olduğu Komünizmle Mücadele Derneği 1964 yılı baharında ilk kez Türkiye’de organize olarak sağ güçlerin saldırı birlikleri biçiminde devlet tarafından kullanılmaya başlanmışlardı. 1965 yılında tek parti olarak iktidara gelen AP’nin himayesinde sol ve Aleviler üzerinde eylemlere başlamıştı. 1965 seçimlerinde meclise giren Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Türkiye çapında yaptığı toplantılar bu dernek militanları tarafından basılıyordu. İşin en ilginç yanı da derneğin onursal başkanı da Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’di. İsmet İnönü’nün bu dernek hakkındaki uyarısıyla Cemal Gürsel onur başkanlığından ayrılmıştı.
AP Genel Başkanı Demirel’e göre; sol, karşı konulması, yok edilmesi gereken büyük bir tehlikeydi. AP resmi olarak sola karşı bir şey yapamadığı için bu derneği el altından eylemlere geçmesi için yönlendiriyor ve destekliyordu. Bu dernek ve yan kuruluşları solun yanı sıra bir yandan da Alevi vatandaşları sindirmeye ve yıldırmaya çalışıyorlardı. Devlete göre, vatan hainlerini yok etmek için eyleme geçmek vatana en büyük hizmetti.
Derneğin Alevilere karşı düzenledikleri saldırıların en önemlisi 8 Haziran 1967 yılındaki Muğla-Ortaca’da yaşananlardı. Alevi olan Tahtacı Türkmenlerin yaşadığı Fevziye köyü ile nurcu Sünnilerin yaşadığı Kızılyurt köylüleri arasında arazi anlaşmazlığı yüzünden kavga çıkmış, Alevi köylünün tarlasını basan sünnilerden beş kişi kocasının gözleri önünde kadına tecavüz etmişler. Olaylara tepki gösteren Fevziye köylülerine 16 Sünni köy birleşerek yaklaşık silahlı 500 kişi ile Ortaca’da Alevilerin bulunduğu sinemayı basmışlar. Baskını organize eden ve içinde yer alanlar Komünizmle Mücadele Derneği’nin azmettirmesiyle bu eylemi gerçekleştirmişlerdir. Başbakan Demirel, olaydan sonra saldırganları kınamaktan çekinip partisinin grup toplantısında mahkemeye intikal eden olaydan dolayı önemsiz bir konudan bahsediyormuşcasına: “Nihayet iki adam kavga etmiştir. İki adam kavga edince davaya bakan hakim, adamların mezheplerine göre mi hareket edecektir? “ demiştir.
Toprak anlaşmazlığı yüzünden çıkan kavga, Komünizmle Mücadele Derneği tarafından fırsat bilinerek mezhepsel bir olaya dönüştürülüp Alevilere karşı yandaş toplamıştı.
12 Haziran 1967 yılında da, Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Elbistan’da patlak veren olaylar kısa bir sürede Alevilere yönelik saldırıya dönüşmüş, hastaneye götürülüp tedavi altına alınan yurttaş sayısı 30 kadardır. Ve bu olayların baş sorumluları, sağ iktidarlar ve onların güdümünde olan, Türkiye’de bin derneğe sahip Komünizmle Mücadele Derneği’dir.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler