Pts. Şub 2nd, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Aleviler, eleştiri ve özeleştiri kültürü

⌈Can Kandemir⌉ 

Alevilik, sadece bir inanç değil; aynı zamanda derin bir yaşam felsefesi, tarihsel bir duruş ve toplumsal bir ahlaktır. Bu ahlak; rızalık, hakikat, yol kardeşliği, dürüstlük ve edep üzerine kuruludur. Yol’un bize öğrettiği en temel şeylerden biri de şudur: Hata insana mahsustur, ama hatada ısrar hakikatten uzaklaştırır. Bu nedenle, Alevi öğretisinde eleştiri ve özeleştiri, bireysel ve toplumsal arınmanın önemli bir kapısı olarak görülür. 

Ne var ki bugün, eleştirinin zaman zaman yıkıcı bir dil üzerinden yürütüldüğü, özeleştirinin ise ya formaliteye indirgendiği ya da hiç yapılmadığı bir iklimdeyiz. Oysa Alevilikte eleştiri, ifşa değil inşa; suçlama değil onarma; dışlama değil dönüştürmedir. 

Alevi yolunda eleştiri; yalanla, iftirayla, karalamayla değil; hakikatle yapılır. Amaç birini veya bir kurumu itibarsızlaştırmak değil, varsa bir yanlışı göstermek, o yanlıştan arındıracak bir aynalık sunmaktır. Bu aynaya bakmak da cesaret ister, erdem ister.  

Alevilerde, sözün değeri, sahibinin yol bilgisi ve gönül inceliğiyle ölçülür. Eleştiri, ne kadar doğru olursa olsun; eğer dili kırıcıysa, yıkıcıysa, muhatabını savunmaya ya da dışlanmışlığa iter. Oysa yol ehli, sözüyle kırmaz; sözüyle onarır. Alevilikte eleştiri, ‘kırmadan, dökmeden söylemek’ sanatıdır. Yolun dili, nefreti değil rızalığı taşır. 

Dayanağı olmayan, sadece duyumlara ve yoruma dayalı sözler; eleştiri olmaktan çıkar, suçlamaya dönüşür. Gerçeklikten kopuk her söz, ister istemez kötü niyetli algılar üretir. Eleştiri; belgeyle, tanıklıkla, gözlemle ve sorumlulukla yapılmalıdır. Kurguya değil, hakikate dayanmalıdır. Bu anlayış sadece adaleti değil, toplumsal güveni de korur. 

 Alevilik, hakikatin izinde yürümeyi, nefsi terbiye etmeyi, rızalığı, kamil insanı, Yârin yanağından gayrı herseyin ortak olduğu toplumsal bir düzeni ve toplumsal adaleti esas alan bir yol öğretisidir. Bu yolda eleştiri, sadece bir yanlışın dile getirilmesi değil; o yanlışı göstererek kişiyi veya kurumu kendisini arındırmaya, dönüştürmeye ve güçlendirmeye sevk eden bir erdemdir. Fakat bu erdem, ancak doğru yöntem ve niyetle uygulandığında hakikatli olur. 

  Gerçek bir eleştiri, yalan, iftira, karalama ya da suçlama temelli olamaz. Böyle bir yaklaşımın yolda yeri yoktur. Eleştiri, yanlış olanı göstermek ve muhatabının da o yanlışı görerek kendisini düzeltmesini sağlamak için yapılmalıdır. Bu, hem bireyin hem de kurumun kendini yenilemesine, arınmasına ve yoluna daha güçlü devam etmesine vesile olur.   

Alevi toplumunda her can, eleştirirken de yol edebiyle davranmakla yükümlüdür. Dilin bir mızrak gibi değil; bir gül gibi olması gerekir. Eleştiri, incitici bir söylemle yapıldığında amacını aşar, kişiyi savunmaya iter ve sonuçta kimseye bir fayda sağlamaz. Oysa “kırmadan, dökmeden söylemek” yolu bilenin işidir. Eleştiren de eleştirilen de bu yolda kardeştir; birbirinin eksiklerini tamamlayan canlardır. 

 Gerçek bir eleştiri, net ve somut verilere dayanmalıdır. Ayakları yere basmayan, gerçeklikten kopuk, niyet okumaya dayalı ve dedikoduya açık her söz, eleştiri olmaktan çıkar, suçlamaya dönüşür. Böyle bir yaklaşım sadece güveni değil, toplumsal ve örgütsel bütünlüğü de zedeler. Bu nedenle eleştiri; kurgu, algı, karalama ve duygusal tepkiler üzerinden değil; somut olgular, belgeler ve gözlemler üzerinden yapılmalıdır. Yapıcı olmak; saldırgan, incitici, kırıcı ve yıkıcı dilden uzak durmakla mümkündür. 

Alevi yolunda ve inancında benliğin, kibirin, kinin, düşmanlığın, insanların onurunu kıracak tutum ve davranışların içine girmenin, bu yönlü sözler söylemenin yer yoktur. Alevilikte düşeni kaldırmak, ona hatalarını ve yanlışlarını göstermek, o canın Hızır’ı olmak esastır.  

Eleştiri bu anlayışla yapıldığında; gerçeklerle yüzleşmeyi, arınmayı ve dönüşmeyi esas alan derinlikli bir özeleştirinin zemini oluşur. Böylece hata ve yanlışlar eksiksiz biçimde görülüp kabul edilebilir, bunlardan arınmanın yolu sonuna kadar açılır. Aynı ilkeler, özeleştiri yapacak bireyler için de geçerlidir. Bu, yolun edebi ve ahlaki derinliğini gösteren temel bir yaklaşımdır. 

Özeleştiri vermek çoğu zaman yanlış bir şekilde zaaf belirtisi olarak görülür. Oysa Alevi öğretisinde özeleştiri, olgunluk ve sorumluluk göstergesidir. Benliğe yenik düşerek ”burnundan kıl aldırmayan’’ yolun dışına düşer; “eksiklerim var ve onları tamamlamak istiyorum” diyen ise yola sadık kalır. Kurumlar da bireyler de, eleştiri ve özeleştiri süreçlerinden güçlenerek çıkmalı; yol birlikteliği bu süreçle daha da pekiştirilmelidir. 

  Sonuç Yerine: Yol Cümleden Uludur  

Eleştiri ve özeleştiri, Alevi yolunun bir gereğidir. Bu yol, hakikatle yürünür; kinle, kibirle değil. Eleştirinin özü, yol kardeşliğini korumak, eksikleri tamamlamak ve birlikte arınma iradesi göstermektir. Bu yüzden her söz, her tutum bu anlayışa yaraşır biçimde olmalıdır. Eğer eleştirimizde hakikat varsa ve dilimizde yol edebi saklıysa, söylene her söz  yolumuz da yerini bulur. 

Alevilikte her söz, her tutum ve her davranış, “Yol cümleden uludur” ilkesine göre ölçülür. Yol, bireyden büyüktür. Bu nedenle eleştirilerimizde de özeleştirilerimizde de kendimizi değil, yolu öncelemeliyiz. Yolun hakkını vermek; kibirle değil, hakikatle yürümekle mümkündür. Eleştirimizin niyeti onarmak, özeleştirimizin temeli hakikati kabullenmek olduğunda, ne söz boşa gider ne de emek karşılıksız kalır. 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir