PİR SULTAN ABDAL’IN BİZE BIRAKTIĞI MİRAS DEVLETİN ALEVİSİ OLMAMAKTIR
⌈Özgür Kaplan⌉
O, sadece bir ozan değil, aynı zamanda bir halkın zulme karşı duruşunun sembolüdür. Osmanlı sarayının dayatmalarına karşı eğilmeyen, zalimin sofrasına oturmayan, Hakk’ın ve halkın yolundan ödün vermeden Şah’a yürüyen bir bilgedir. Bugün onun yolundan yürüyenler bilmelidir ki bu yol Şah’a gider ama saraya gitmez. Evet biz Devlet’in Alevisi olmamayı Şah Kalender’den, Pir Sultan Abdallardan öğrendik. Evet onlar bir yandan saraya biat etmezken diğer yandan da siyasete de teslim olmamıştır.
Onlar, onurunu ayaklar altına alarak saray kapılarında zalimden merhamet dilenmektense, dergahın duvarına sırtını dayamış ve halkının onuruyla yaşaması için can vermişlerdir. “Bizim itlerimiz bile haram lokma yemez” derken aslında, herkesten gücü oranında alıp herkese ihtiyacı kadarını dağıtmak düsturumuzu haykırmışlardı. Ve yine onlar, bizim meselemiz kapının itiyle değil ol kapının kendisiyledir” diyerek, sadece Aleviler için değil 72 milletin mutluluğu için mücadele ettiklerini söylüyorlardı.
Çünkü ol kapı bozuk düzenin çürümüş çarkının ta kendisidir.
İşte bu nedenledir ki onlar tarihte kalanlar değil, geleceğimize ses olan Pirlerimizd
Onların duruşu, bugünün eşitlik ve adalet mücadelesi verenlerin cesaretidir. Çünkü biliyoruz ki, günümüzde kapı kulları da ol kapının kendisi de varlığını sürdürüyor. Bize düşen görev ise, halka onursuz bir yaşamı dayatanlara karşı bozuk düzenin çarkını hep birlikte kırmak için mücadeleye devam etmektedir.
Eğer Devlet’in Alevisi olmayı kabul edersek milyonlarca insanın zincire vurulmasını kabul ediyoruz demektir. Hatta Devlet’in Sünnisi olmakta aynı şeydir.
Bu çemberi kırmanın en önemli yolu ise laiklik ilkesini en geniş zeminlerde tartışarak geliştirmektir.
Aslında Pir Sultan Abdal’ın tavrı da döneminin Laiklik duruşudur.
Devletin Alevisi olmak, Pir Sultan’ın, Hınzır Paşa’nın önünde diz çökmesini istemektir.
Şah Kalenderin başının kesilmesine alkış tutmaktır.
Ve, Koçgiri’de, Dersim’de, Maraş’ta Çorum’da ve Sivas’ta ve Gazi’de katledilenlerimize hakarettir.
Hakkın ve hakikatin yolunu, makam ve menfaat uğruna terk etmektir.
Alevisiz Alevilik yaratma çabasına alet olmaktır.
Oysa bizim yolumuz bellidir, bu yol Şah’a gidenlerin yoldur.
Bugün, Pir Sultan’ın mirasını taşımak sadece bir onur değil, aynı zamanda bir sorumluluktur.
Unutmayalım ki, Pir Sultan Abdal’ın asıl mirası, salt türküleri değil, onun onurlu direnişidir. Saraya teslim etmediği onurunu siyasete de teslim etmemiştir.
Aşk olsun, Kalenderi ŞAH yapan iradeye.
Aşk olsun Haydar’ı Pir Sultan yapan iradeye.
Bozuk düzenin çarkını kıra kıra Şah’a gideriz.!

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler