Şimdi AKP-MHP Blokuna Karşı Birlik, Dayanışma ve Direniş Zamanı
⌈Hasan Subaşı⌉
Türkiye, AKP–MHP iktidar bloğunun kuşatması altında. Tayyip Erdoğan ile Devlet Bahçeli’nin şefliğinde yol alan faşist iktidar bloğu, uyguladığı ekonomik politikalarla sömürünün, rantın ve talanın önünü sonuna kadar açarak egemen sömürücü güçlerin zenginliklerine yeni zenginlikler katmalarını sağlarken, halkı yoksulluğa mahkûm ediyor.
İşsizliğin, yoksulluğun zirve yaptığı ülkemizde açlık ordusu her geçen gün giderek biraz daha büyüyor. “Geçinemiyoruz” diyen yoksul kitleler semt pazarlarında akşam üzeri çöpe atılacak yiyecekleri toplamak zorunda bırakılıyor. Kullandıkları birden çok kredi kartıyla bankalara borçlanarak ancak zorunlu giderlerini karşılayabiliyor ve açlık sınırının altında bir yaşam sürdürüyorlar. Türkiye’de kendileri için bir gelecek göremeyen binlerce gencin, göç yollarına düşüp dünyanın farklı ülkelerine giderek oralarda kendileri için iş güvencesinin olduğu bir gelecek aramaya başladıklarına şahit oluyoruz. Gençlerimizi ailelerinden ve ülkesinden kopmaya mecbur bırakan saray rejimi ve tek adam diktatörlüğüdür. Aynı durum akademisyenler, sağlıkçılar, aydınlar ve toplumun farklı kesimleri için de yaşanıyor.
Yargıyı ele geçirerek iktidarın egemenliği altına sokan faşist şeflik rejimi, hak arayan kesimleri yargı sopasıyla döverek susturmaya çalışıyor. Hak, hukuk, adalet diyen emekçiye, kadına, öğrenciye, aydına, köylüye, Aleviye ve Kürde cop sallayan AKP–MHP iktidarı, oy deposu olarak gördüğü tarikatçılara ve siyasal İslamcı akımlara her hakkı veriyor, tüm imkan ve olanakları sunuyor. Her gün yaşayarak görüyoruz ki hak, hukuk, adalet bu kesimler ve zenginler için var.
Gelinen noktada karşımızda tarikatlar tarafından kuşatılmış bir Türkiye gerçeği var. Ülkemizi bir ağ gibi saran tarikatlar bu gücü iktidardan alıyor. İktidardan aldıkları güçle bulundukları yerlerde kendi düzenlerini ve egemenliklerini kuruyorlar. Tarikatların egemenliklerini her geçen gün biraz daha güçlendirdikleri ülkemizde laik, bilimsel eğitim ağır darbeler alıyor ve Türkiye tek adam diktatörlüğü tarafından adım adım tarikatçılığın, şeriatçılığın karanlığına sürükleniyor.
Bunların yaşandığı bir Türkiye’de gerçek bir laikliğin, demokrasinin ve yargı bağımsızlığının var olduğundan söz etmek gerçekçi bir yaklaşım olmaz. Bu durumdan ve halkın örgütsüzlüğünden güç alan AKP-MHP faşist bloğu, siyasal iktidarını sürdürmek için hem toplumsal muhalefeti baskı altına almakta hem de gericiliği devletin temel ideolojik aygıtı haline getirmektedir. AKP ve MHP’nin öncülük yaptığı bu blok yalnızca iktidar partilerinin ittifakı değil; aynı zamanda sermayenin, tarikatların ve ‘Türk-İslam Sentezi’ni savunan kesimlerin büyük bir çoğunluğunun içinde yer aldığı faşizan bir ittifaktır. İktidar, İstanbul Sözleşmesi gibi elde edilmiş birçok hakkı bu blok içindeki güçlerin istem ve çıkarları doğrultusunda ortadan kaldırdı.
Bir dönemler HDP ve DEM Parti’ye yönelik baskı, tutuklama, belediyelere kayyum atama saldırılarını sürdüren AKP–MHP iktidar bloğu, son yerel seçimlerden CHP’nin birinci parti olarak çıkmasıyla birlikte zaman içinde saldırı oklarını CHP’ye doğrultmaya başladı. Tayyip Erdoğan’ı İstanbul’da üç kez yenen Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni ve İstanbul’daki birçok CHP belediyesini, belediye başkanını ve görevlisini hedef alan iktidar, bu hedefini kısa bir zaman içinde büyüterek saldırı operasyonunu Türkiye geneline yayarak çok sayıda belediye başkanını ve görevlisini tutukladı.
19 Mart darbesi olarak hafızalara yerleşen bu saldırı dalgası, CHP İstanbul İl Kongresi’nin yargı yoluyla iptal edilmesi, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in görevden alınması ve İstanbul İl Örgütü’ne kayyum atanması hamlesiyle devam etti. CHP İstanbul İl Örgütü’nün kayyumla işlevsizleştirilmesi ve 15 Eylül’de görülecek CHP merkezi kurultay davasında, CHP’ye yönelik “mutlak butlan” ya da kayyum kararının alınması ihtimali, Türkiye’de siyasal alanın bütünüyle tekçi rejimin kontrolüne alınmak istendiğini gösteriyor. Tüm bu gelişmeler iktidarın yargı üzerinden CHP’yi kimin yöneteceğini belirleme yönelimi içinde olduğunun sinyallerini veriyor.
İktidarın saldırıları tabii ki CHP ile sınırlı değil. Emekçilerin grev ve hak arayışları yasaklarla karşılanmakta, kadınların kazanılmış hakları tek tek geri alınmakta, Alevilere ve Kürtlere yönelik baskı ve asimilasyon politikaları çeşitli biçimlerde devam etmekte, gençlik örgütleri kriminalize edilmekte, öğrencilerin demokratik talepleri şiddetle bastırılmaktadır. Bu tablo, faşist iktidar bloğunun toplumsal muhalefetin bütün dinamiklerini hedef aldığını gözler önüne seriyor.
AKP-MHP iktidarı, başta CHP olmak üzere gençlik, kadın, emek, özgürlük ve demokrasi güçlerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı bu süreçte yeni bir Alevi açılımının hazırlıklarını da yapıyor. Bunun bir rastlantı olmadığını, iktidarın muhalefeti bölme çabaları açığa çıkarıyor. AKP-MHP blokunun CHP’ye ve demokrasi güçlerine cop, Aleviler ve Kürtlere havuç uzatma yöneliminin içine girmeye başlaması, bu faşist odakların muhalefeti bölme politikasının bir gereği olarak gündemleşmektedir. Aynı şey, MHP’nin yeni Alevi açılımına öncülük etme çabaları için de geçerlidir. Çünkü bunların hiçbirisi iktidarın muhalefeti bölüp parçalama politikasından bağımsız gelişmeler değildir.
Alevilerin örgütlü güçleri, bu gerçeği gördüklerinden dolayı bugün CHP’nin de içinde olduğu muhalefet bloğunun yanında durmaktadır. Alevi kurumlarının bu duruşu, iktidarın CHP’yi dizayn etmek için sürdürdüğü operasyonlara ‘Alevileri alet etme’ çabalarını boşa çıkartma açısından çok değerlidir. Alevilerin ve sorun yaşayan tüm toplumsal kesimlerin çözüm bekleyen sorunları ancak güçlü bir demokrasinin olduğu, laik ve demokratik bir Türkiye’de kalıcı bir çözüme ulaşabilir. Bunlardan bağımsız her çözüm girişimi geçmişte olduğu gibi bugün de oyalamanın ötesine geçmez. CHP’ye ve halk güçlerine yönelik yapılan, tek adam rejimini güçlendirecek saldırıların olduğu bir politik ortamda takınılacak en doğru tutum; laik-demokratik bir Türkiye isteyen tüm kesimlerle birlikte alanlara çıkarak ezilenlerin, yoksulların, Alevilerin, Kürtlerin, kadınların, gençlerin ve tüm toplumsal kesimlerin birliğini, dayanışmasını sağlayarak mücadeleyi yükseltmektir.
19 Mart darbesine karşı başta İstanbul olmak üzere üniversite gençliğinin, CHP’nin, emek, özgürlük ve demokrasi güçlerinin, farklı siyasi yelpazedeki siyasi partilerin, örgütlerin ve halkın Türkiye’nin dört bir yanında nasıl ayağa kalkıp polis barikatlarını aşarak günlerce alanlarda kitlesel bir direniş sergilediğini tüm dünya gördü. Gelişmeler, bugün dünü aşan bir direnişi örgütlemeyi zorunlu kılıyor. AKP–MHP iktidarının CHP’ye ve halk güçlerine yönelik 19 Mart darbesiyle başlattığı ve kesintisiz bir şekilde sürdürdüğü kapsamlı saldırıları ancak çok geniş yelpazeli ve kitlelerin malı olmuş yeni Saraçhane, yeni Gezi direnişleriyle geri püskürtebiliriz.
CHP, şu anki politik süreçte laik-demokratik bir Türkiye isteyen tüm kesimlerin savunması gereken bir kaledir. Eğer yeterli bir savunma olmaz ve bu kale düşerse, AKP–MHP faşist blokunun ömrü daha da uzar ve laik-demokratik bir Türkiye isteyen, bunun mücadelesini veren kesimler ciddi bir yenilgi alırlar. Buna asla izin vermemeliyiz. Ülkemizi ve Türkiye halklarını bir an önce AKP–MHP karanlığından kurtarmak ve hep birlikte laik-demokratik bir Türkiye’yi inşa etmek için, demokrasi güçleriyle ve CHP ile birlikte darbecilere karşı kitlesel direnişi örgütlemek bugün için en doğru seçenek olarak karşımızda duruyor.
İçinden geçtiğimiz süreçte yaşananlar, bize parçalı ve dağınık direnişlerin sonuçsuz kalacağını göstermektedir. Bu gerçekten hareket ederek toplumsal demokratik halk direnişinin birleşik mücadele anlayışıyla örgütlenmesinden ve aynı anlayışla sürdürülmesinden yana tavır koyalım. Çünkü AKP–MHP blokundan kurtuluşumuz ancak toplumsal muhalefetin birleşik mücadelesiyle mümkündür. Hadi, seyirci olma; mümkün olanın yanında sen de saf tut.


Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler