Alevilikte Susmamak: İnanç, Adalet ve Eylem Arasındaki Tarihsel Bağ
⌈Ali Özcan⌉
“Aleviler susmaz” ifadesi bir slogan değil, tarihsel ve ontolojik bir konumlanıştır. Çünkü Alevilik, yalnızca bir inanç biçimi değil; zulme karşı etik bir duruş, adaletsizlik karşısında siyasal bir tavırdır. Kerbela’dan bugüne uzanan Alevi hafızası, zulüm karşısında susmanın tarafsızlık değil, zalimin yanında konumlanmak anlamına geldiğini öğretir.
Bu nedenle Rojava’da katliamlar sürerken, çocuklar ölürken, halklar yerinden edilirken sessiz kalmak Alevilikle bağdaşmaz. Alevilikte hakikatin ölçütü söz değil, duruştur. Mazlumun yanında yer almayan, zalimin karşısında susan bir tutum, Alevi öğretisinin özüne aykırıdır.
Soykırım Bir Kimlik Meselesi Değil, İnsanlık Meselesidir
Rojava’da yaşananlar yalnızca Kürt halkına dönük bir saldırı olarak ele alınamaz. Êzidîlerin, Süryanilerin, Arapların hedef alınması; çok kimlikli bir toplumsal dokunun sistematik biçimde yok edilmesi anlamına gelir. Bu durum, klasik anlamda bir “etnik çatışma” değil, modern çağın çok katmanlı bir soykırım pratiğidir.
Alevi öğretisi, adaleti yalnızca “kendisi için” talep eden bir inanç değildir. “Yetmiş iki millete bir nazarla bakmak” ilkesi, Aleviliği evrensel bir adalet anlayışına taşır. Bu nedenle Rojava’daki zulme karşı çıkmak, bir dayanışma jesti değil; Alevi olmanın doğal sonucudur.
Cem Mekân Değil, Toplumsal İlişkidir
Cem, Alevilikte yalnızca ritüelin icra edildiği kapalı bir alan değildir. Cem; toplumsal hakikatin kurulduğu, adaletin yeniden üretildiği bir ilişkiler bütünüdür. Bu nedenle “cem sadece dört duvar arasında olmaz” sözü teolojik olduğu kadar politiktir.
Bugün sokak, zulmün en görünür olduğu yerdir. O halde cem de sokaktadır. Lokma, paylaşımın değil direnişin adı olur; dua, sessizce mırıldanan bir bekleyiş değil, kolektif bir haykırışa dönüşür. İnanç, eylemle birleşmediği sürece içi boş bir söyleme indirgenir.
Sessizlik Tarafsızlık Değil, Suç Ortaklığıdır
Modern iktidar biçimleri, baskıyı yalnızca zorla değil; sessizlikle de sürdürür. Susmak, çoğu zaman “beklemek” ya da “denge gözetmek” olarak meşrulaştırılır. Oysa tarih gösterir ki, zulüm karşısında susanlar, sonunda zulmün parçası hâline gelir.
“Bugün adım atmayan, yarın söz söyleyemez” ifadesi tam da bu nedenle teorik bir hakikati dile getirir. Söz, ancak eylemle anlam kazanır. Konuşmanın eyleme dönüşmediği yerde niyet de siyaseten geçersizleşir.
Alevilik Beklemez, Harekete Geçer
Alevilikte kurtuluş fikri pasif bir bekleyişe dayanmaz. Ne ilahi bir müdahale ne de soyut bir “zamanla düzelir” inancı vardır. Hak, ancak mücadeleyle açığa çıkar. Bu yüzden “inanan beklemez, harekete geçer” sözü, Aleviliğin devrimci özünü özetler.
Bugün Rojava için alanlara çıkmak, yalnızca güncel bir politik tavır değil; Kerbela’dan Dersim’e, Maraş’tan Sivas’a uzanan tarihsel bir sürekliliğin güncel halkasıdır. Aleviler susmadı, susmayacak. Çünkü susmak, Alevilikte bir seçenek değildir.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler