Gelecek Kendiliğinden Gelmez
Alevi kurumlarında gençlik uzun yıllardır “geleceğimiz” olarak tanımlanmaktadır. Bu ifade, yalnızca retorik bir söylem değil, aynı zamanda inanç, kimlik, kültür ve kurumsal sürekliliğin teminatı olarak görülen bir toplumsal anlayışa dayanmaktadır. Ancak bugün bu anlayışı yeniden sorgulamak zorundayız ! Çünkü bir kavramın sürekli tekrarlanması, onun gerçekliğini garanti etmez. Tam tersine, çoğu zaman tekrarın yoğunluğu, pratikteki boşluğun göstergesidir.
Şimdi o can alıcı soruyu sorma vakti :
Gençler gerçekten bu kurumların geleceği mi, yoksa sadece kürsülerde kullanılan güzel bir slogandan mı ibaret?
Kurumlarımızın sürekliliği, yalnızca değerlerimizi savunmakla değil, onları yeni kuşaklarla birlikte yeniden üretmekle mümkündür. Aksi taktirde, bu kurumlar tarihsel referanslarla ayakta duran fakat toplumsal karşılığı zayıflayan yapılara dönüşür.
Bugün birçok Alevi kurumunda gençlerin neden kurumlarda yeterince yer almadığı konuşuluyor. Fakat çoğu zaman mesele yanlış yerden tartışılıyor. Sorun gençlerin ilgisiz olması değil, kurumların gençlere nasıl bir alan sunduğudur.
Bu doğrultuda, gençleri sadece kurumlara davet etmek yeterli olmaz.
Önemli olan, gençlerin kendilerini ifade edebileceği, fikirlerini söyleyebileceği ve gerçekten söz sahibi olabileceği bir ortam yaratmaktır. Kurumlar gençlere sadece “gelin katılın” demek yerine, onların da üreten, karar veren ve yön veren bir parça olabileceği alanlar açmalıdır.
Kısacası mesele gençleri kurumlara çekmek değil, kurumları gençlerin kendilerini ait hissedebileceği ve aktif rol alabileceği bir hale getirmektir. Ancak o zaman gençlerin katılımı gerçek ve kalıcı olur !
Birçok kurumda gençlik hâlâ gerçekten temsil edilen değil, daha çok temsil edilmesi gerektiği konuşulan bir kesim olarak kalmaktadır. Gençlerin karar süreçlerine katılımı çoğu zaman sınırlıdır, söz hakları sembolik düzeyde kalmakta, üstlendikleri sorumluluklar ise genellikle ikincil görevlerle sınırlanmaktadır.
Bu durum aynı zamanda kuşaklar arasındaki güvenin zayıflamasına yol açıyor. Gençlerin kurumlardan uzaklaşması çoğu zaman aidiyet duygusunun zayıf olmasından değil, kendilerinin gerçekten söz ve karar sahibi bireyler olarak görülmemesinden kaynaklanmaktadır.
Bu bağlamda Alevi kurumlarının önünde iki temel yol bulunmaktadır :
1- mevcut yapıları koruyarak gençleri bu yapılara adapte etmeye çalışmak,
2- kurumların kendisini gençlerle birlikte yeniden kurmak.
Birinci yol, kısa vadede kurumsal konforu korur, ancak uzun vadede toplumsal kopuşu derinleştirir. İkinci yol ise zor, sancılı ve dönüşüm gerektirir, fakat kurumsal sürekliliğin tek gerçek teminatıdır.
Alevi öğretisi, tarihsel olarak dogmatik değil, dönüşümcü bir gelenektir. YOL’un özü, insanı merkeze almak ve hakikati birlikte aramaktır. Bu açıdan bakıldığında gençlik yalnızca geleceğin taşıyıcısı değil, bugünün de önemli bir parçasıdır. Gençleri yalnızca yarının aktörleri olarak görmek, onları bugünün karar ve sorumluluk alanlarından uzak tutmak anlamına gelir. Oysa kurumların güçlü ve kalıcı olabilmesi, gençlerin bugünden itibaren söz sahibi olabilmesiyle mümkündür.
Bugün Alevi kurumlarının en büyük sınavı, gençleri çağırmak değil, gençlikle birlikte değişebilmektir. Çünkü toplumsal yapılar değişmeden kuşakların kuruma adapte olması beklenemez. Kurumların gençleşmesi ise yaş ortalamasının düşmesi demek değildir, düşünme biçiminin, yönetim anlayışının ve katılım kültürünün yenilenmesi anlamına gelir.
Bu dönüşüm gerçekleşmediği takdirde Alevi kurumları, geçmişi temsil eden fakat geleceği şekillendirmekte zorlanan yapılar hâline gelebilir.
Tarihsel mirasımız gereği, gençliği bir sorun alanı olarak görmek değil, onları kurumların yön veren ve şekillendiren önemli bir parçası olarak kabul etmektir.
Mesele gençliği kurumlara sadece dâhil etmek değil, kurumları gençlerle birlikte yeniden kurabilmektir !
Çünkü gençliği olmayan bir kurum yalnızca zayıflamaz, aynı zamanda toplumsal hafızasını, dinamizmini ve geleceğe dair gücünü de kaybeder.
Ve unutulmamalıdır ki :
Gelecek kendiliğinden gelmez.
Gelecek, birlikte kurulur.
Aşk ile,
Rozbi DEMİR CÖMERT

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler