Paz. May 24th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Özgürleşen Newroz: Ateşin Hafızası, Halkın İradesi!

⌈Erdoğan Doğan⌉
“Ateşin Başında Konuşulanlar” — Amed, Newroz 2026
— İlk kez mi geliyorsun Newroz’a?
— Yok… İlk değil. Ama ilk kez böyle görüyorum. Bu kadar… serbest, bu kadar sahici. Sanki kimse nefesini tutmuyor bugün.
— Ne demek istiyorsun?
— Eskiden herkesin gözünde aynı şey olurdu: tedirginlik. Daha halaya durmadan etrafına bakardın… “Acaba şimdi ne olacak?” diye. Ama bugün… bugün insanlar sadece halay çekiyor. Sadece slogan atıyor. Sadece kendisi gibi.
— Bu seni şaşırttı mı?
— Şaşırtmadı… öfkelendirdi. Çünkü demek ki bu mümkünmüş. Demek ki bunca yıl yaşananlar kader değilmiş. Bize yaşatılan bir şeymiş.
— Peki sence bugün farklı olan ne?
— Bugün devlet yok gibi… ya da en azından o eski yüzü yok. Ama asıl fark bu değil. Asıl fark şu: Halk korkmuyor artık.
Bak etrafına… bu sadece bir kutlama değil. Bu, yıllarca bastırılan bir hafızanın geri dönüşü.
— Newroz senin için ne demek?
— Newroz… sadece ateş değil. Annemin anlattığı hikâyeler, dedemin suskunluğu, kaybettiklerimiz… Hepsi o ateşin içinde.
Kawa’nın çekici masal değil bize—gerçek. Çünkü biz hâlâ o Dehak’larla yaşıyoruz.
— Bugünkü kalabalığı görünce ne hissettin?
— Şunu düşündüm: Eğer bu halk bu kadar büyük, bu kadar kararlıysa… onu susturmak için ne kadar büyük bir baskı kurulmuş olmalı.
Ama artık o baskı eskisi gibi işlemiyor. Çünkü biz değiştik. Çünkü biz hatırlıyoruz.
— Sence bu bir son mu, yoksa başlangıç mı?
— Bu bir eşik. Belki de ilk kez bu kadar açık görüyoruz birbirimizi.
Ama şunu unutma: Bu alanı bize kimse hediye etmedi.
Bu alan… direne direne açıldı.
— Son olarak ne söylemek istersin?
— Ateşe iyi bak. Çünkü o sadece yanmıyor…
bize kim olduğumuzu hatırlatıyor.
Ve belki de tam da bu yüzden, 2026 Newroz’u yalnızca bir kutlama değil; tarihsel bir kırılma anı olarak karşımıza çıkıyor.
2026 Newroz’u, yalnızca bir takvim gününün değil; bastırılmış bir tarihin, inkâr edilmiş bir kimliğin ve direnişle yoğrulmuş bir halk iradesinin yeniden sahneye çıkışı oldu. Meydanlar bu kez sadece dolmadı—kendi tarihini geri aldı. Bu tablo, yüzeyde bir “huzur” meselesi gibi sunulsa da, özünde çok daha derin bir hakikati açığa çıkarıyor: Baskı kalktığında kaos değil, halkın örgütlü ve tarihsel bilinci konuşur.
Peki o zaman asıl soruyu doğru sormak gerekir:
Newroz neden yıllarca “tehdit” olarak görüldü? Ve bugün neden aynı Newroz, müdahale olmadığında barışçıl bir karakter sergiliyor?
Güvenlik Değil, İnkâr Paradigması
Devlet aklının Newroz’a yaklaşımı hiçbir zaman nötr olmadı. Özellikle 90’lı yıllarda şekillenen paradigma, Newroz’u bir “kültürel etkinlik” olarak değil, Kürt halkının kolektif varoluşunun politik bir ifadesi olarak gördü—ve tam da bu yüzden hedef aldı.
Kimliğin İsyanı: Newroz, Demirci Kawa’nın zalim Dehak’a karşı yaktığı ateşten bu yana, yalnızca baharın değil; zulme karşı başkaldırının sembolüdür. Bu yüzden Kürt halkı için Newroz, folklorik bir ritüel değil, tarihsel bir direniş kodudur.
Devlet Şiddetinin Sürekliliği: Yasaklar, gözaltılar, katliamlar… Bunlar tesadüf değil, bilinçli bir politik hattın ürünüdür. Amaç, sadece meydanları boşaltmak değil; hafızayı silmek, kimliği görünmez kılmaktı.
Ateş Serbest Kalınca Hakikat Konuşur
2026’da ortaya çıkan tablo, bir “rahatlama” değil; bastırılmış olanın doğal akışına kavuşmasıdır. Müdahalenin yokluğu, halkın kendi öz örgütlülüğünü ve disiplinini açığa çıkardı:
Korkunun Dağılması, İradenin Yükselmesi: Devletin copu geri çekildiğinde, halk geri çekilmedi—aksine daha güçlü, daha örgütlü ve daha bilinçli bir şekilde meydanlara aktı.
Kaos Değil, Kolektif Bilinç: Yıllarca “kaos” söylemiyle meşrulaştırılan müdahalelerin aksine, özgür Newroz alanları gösterdi ki; asıl düzen, halkın kendi iç dinamiklerinde gizlidir. Kaosu yaratan, baskının kendisidir.
Provokasyonun Zemin Kaybı Değil, Siyasetin Çöküşü: Mesele “marjinal grupların alanının daralması” değildir. Asıl mesele, halkın iradesini bastırmak için kullanılan gerilim siyasetinin boşa düşmesidir. Yasaklar ortadan kalktığında, manipülasyonun zemini de çöker. Çünkü halk, kendi bayramını sahiplenirken dışsal yönlendirmelere değil, kendi tarihsel bilincine yaslanır.
Newroz: Yalnızca Bir Bayram Değil, Politik Bir Eşiktir
Newroz’u “barışçıl geçti” gibi dar bir çerçeveye hapsetmek, onun tarihsel ve devrimci özünü silikleştirmek olur. Newroz, Mezopotamya’dan bugüne uzanan bir sınıf, kimlik ve özgürlük mücadelesinin simgesidir.
Bugün meydanlarda yakılan her ateş, sadece baharı değil;
zindanlarda direnenleri,
dağlarda savaşanları,
sokaklarda düşenleri,
ve en önemlisi bir halkın asla teslim olmayan iradesini selamlar.
Özgürlük Bir Lütuf Değil, Mücadelenin Ürünüdür
2026 Newroz’u bize şunu açık biçimde gösterdi:
Sorun Newroz’da değil, onu bastırmaya çalışan siyasal akıldadır.
Özgürlük verildiğinde değil, kazanıldığında anlamlıdır. Bugün daha az müdahale varsa, bu bir “iyileşme” hikâyesi değil; halkın on yıllardır süren direnişinin yarattığı tarihsel basıncın sonucudur.
Bu yüzden Newroz’un gerçek anlamı şudur:
Ateş sadece yakılmaz—kuşaktan kuşağa devredilir, büyür ve hesap sorar.
Ve o ateş, her kuşakta yeniden harlanarak şunu haykırır:
Bijî berxwedana gelan! Bijî Newroz!
Not: Bu yazının girişinde yer alan diyalog, Amed Newroz’una katılan bir Kürt genciyle yapılan sohbetten derlenmiştir. 25.03.2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir