Pts. Tem 27th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Şiddetin Gölgesinde Büyüyen Bir Toplum…

⌈Melodi Turkoglu⌉
Bugün mesele sadece birkaç “olay”dan ibaret değil.
Mesele, bir toplumun çocuklarını koruyamaması, öğretmenlerini güvende hissettirememesi ve şiddeti artık istisna değil, neredeyse gündelik bir ihtimal haline getirmesidir.
Bir ülkede insanlar evden sevdiklerini uğurlarken içlerinden “Umarım sağ salim döner” diye niyet etmek zorunda kalıyorsa, orada yalnızca güvenlik zafiyeti yoktur; çok daha derin bir toplumsal çürüme vardır. Çünkü korku, bir toplumun normal duygusu haline gelmişse, bu sadece bireysel değil, siyasal, kültürel ve psikolojik bir krizdir.
Çocuk dediğimiz varlık; korunması gereken, gelişmesi gereken, dünyayı anlamlandırmayı yeni öğrenen bir ruhtur. Ama öfkenin, şiddetin, nefretin ve silahın bu kadar görünür olduğu bir düzende çocuk artık sadece çocuk olarak kalamıyor. Ya korkunun hedefi oluyor ya da o korkunun taşıyıcısına dönüşüyor. İşte en yıkıcı olan da budur: Bir toplum, çocuklarının ruhunu koruyamadığında aslında geleceğini kaybetmeye başlar.
Bu tür olaylara sadece “cani”, “psikopat”, “suçlu” gibi kelimelerle yaklaşmak bizi rahatlatabilir, ama gerçeği açıklamaz. Çünkü hiçbir şiddet eylemi boşlukta doğmaz. Bastırılmış öfke, değersizlik hissi, görünmeme duygusu, sevgisizlik, ihmal, aidiyet yoksunluğu, sosyal yalnızlaşma ve duygusal çürüme; bir araya geldiğinde bireyin iç dünyasında karanlık alanlar oluşturur. Psikolojik olarak görülmeyen her kırılma, toplumsal olarak daha büyük patlamalara dönüşebilir.
Ama burada çok önemli bir ayrım var: Psikolojik nedenleri anlamaya çalışmak, suçu meşrulaştırmak değildir. Tam tersine, gerçek çözüm için cesur olmaktır. Çünkü sadece sonuçlara bakıp öfke kusmak kolaydır; zor olan, bizi bu sonuca getiren sistemi sorgulamaktır.
Bugün okullarda yaşanan korku, sadece okulun meselesi değildir. Ailenin kuramadığı duygusal temasın, eğitimin ihmal ettiği ruhsal gelişimin, siyasetin kutuplaştırdığı toplumun, medyanın sıradanlaştırdığı şiddetin ve adalet duygusunu zedeleyen düzenin ortak sonucudur. Sürekli gerilim üreten, insanı değersizleştiren, empatiyi zayıflatan her yapı; görünmez biçimde şiddeti besler.
Bir çocuk eline kalem yerine öfke alıyorsa, burada başarısız olan sadece o çocuk değildir. Onu duymayan ev, onu fark etmeyen okul, onu anlamayan sistem ve toplumu sürekli sertlik üzerinden biçimlendiren zihniyet de başarısızdır. Çünkü şiddet çoğu zaman sadece saldırı değildir; bazen yıllarca biriken suskunluğun, dışlanmanın, aşağılanmanın ve ruhsal ihmalin en korkunç dilidir.
Asıl tehlike, toplumun buna alışmasıdır. Her yeni olaydan sonra birkaç gün üzülüp sonra hayatımıza dönmek, vicdanın yavaş yavaş körelmesidir. Oysa bazı olaylar unutulmamalı; çünkü unutulan her acı, başka bir acının önünü açar.
Bizim daha fazla slogan değil, daha fazla vicdan üretmeye ihtiyacımız var.
Daha fazla ceza söylemi değil, daha güçlü önleme mekanizmalarına ihtiyacımız var.
Daha fazla korku değil, daha fazla psikolojik destek, daha fazla sosyal sorumluluk, daha fazla adalet ve daha fazla insanlık gerekiyor.
Okullar sadece akademik başarı üreten yerler değildir; çocukların ruhunun da emanet edildiği alanlardır. Eğer bir ülkede çocuklar okulda korkuyor, öğretmenler korunmuyor ve aileler her sabah endişeyle yaşıyorsa, orada mesele birkaç münferit olay değil; toplumun vicdan, güven ve gelecek krizidir.
Ve belki de artık en ağır soruyu sormanın zamanı geldi:Biz gerçekten çocukları koruyan bir toplum muyuz, yoksa sadece her felaketten sonra üzülmüş gibi yapan bir kalabalık mı?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir